Uzman değerlendirmelerine göre Hürmüz Boğazı’nda gündeme gelen olası abluka planı uluslararası hukuk açısından ciddi tartışmalar barındırıyor. ABD’nin böyle bir adımı ne BM Güvenlik Konseyi kararıyla ne de usulüne uygun savaş ilanıyla desteklenmediği için “hukuksuz” olarak değerlendiriliyor. NATO’nun ise oy birliği sağlanamadığı için kurumsal olarak müdahil olması beklenmiyor. Ablukanın uygulanması halinde bunun fiilen “savaş hali” anlamına gelebileceği ifade edilirken, ABD’nin temel hedefinin İran’ı yeniden müzakere masasına çekmek olduğu belirtiliyor.

Uluslararası sularda olası bir abluka girişimi tartışma konusu olurken, uzmanlar bu tür adımların hem hukuki hem de askeri açıdan ciddi sınırlar içerdiğine dikkat çekiyor. Dr. Barış Adıbelli, ablukanın uluslararası hukuk çerçevesindeki karşılığını şu sözlerle değerlendirdi: “Abluka zorlayıcı bir tedbir. Yani nihayetinde belli bir amaca ulaşmak için uluslararası hukukta belli şartlar altında bunu yapabilir.”

Adıbelli, bir ablukanın meşru sayılabilmesi için gerekli şartları şöyle açıkladı: “Her şeyden önce işin askeri ve jeopolitik boyutu bir tarafa Amerika Birleşik Devletleri açık denizde, uluslararası geçiş olan bir su yolunda, boğazda böyle bir abluka koyabiliyor mu? O tartışmalı. Birincisi bir devlet abluka koyabilmeniz için o devletle resmi olarak savaş halinde olmanız lazım. İkincisi Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin size bir karar vermiş olması lazım. Resmi olarak bir savaş yok. Usulüne uygun bir şekilde ABD, İran'a savaş ilan etmedi.”

ABD’nin İran’a yönelik adımlarının hukuki zemine dayanmadığını belirten Adıbelli, şu ifadeleri kullandı: “ABD preemptive strike yani önleyici müdahaleden bunu bir meşru müdafaa hakkı gibi değerlendiren bir yaklaşımla hareket ediyor. Bu 2003 Irak Savaşı’nda da ortaya çıkan bir meseleydi. Bu zaten uluslararası hukukta meşru müdafaa olarak kabul edilmiyor.”

Adıbelli, olası bir ablukanın sahadaki uygulanabilirliğine ilişkin de şunları söyledi: “Burada askeri anlamda burayı nasıl yapacaksınız? İşte Umman Denizi’nden ABD, İran’a giden yolu oradan kesecek. Boğaza girmeyecek belki ama oraya bir checkpoint koyacak, gelen gemiye menşeini soracak.”

NATO’nun olası bir müdahalesine de değinen Adıbelli, ittifak içi uzlaşmanın zor olduğuna dikkat çekti: “Buraya eğer NATO bir askeri güç gönderecekse bu oy birliği ile alınması gereken bir karar. Şimdiden İspanya hayır dediğine göre bu oy birliği sağlanamaz.”

Adıbelli, ablukanın hukuki sonuçlarına ilişkin kritik bir uyarıda bulundu: “Bu abluka meselesine karıştığınız zaman artık İran’a da savaş açmış sayılıyorsunuz. Çünkü hukukta savaş açmadan abluka koyamazsın.”

ABD’nin temel amacının İran’ı yeniden müzakere masasına çekmek olduğunu belirtti: “Trump’ın bunu yapma amacı abluka zorlayıcı tedbirler arasında geçer. Yani bir ülkeyi bir konuda ikna etmek için kullanılan yöntemlerden biridir.”

Adıbelli, yakın geleceğe dair diplomatik ihtimalleri ise şöyle değerlendirdi: “Benim de umudum var. Bu 15 gün içerisinde tekrar bir görüşme masası kurulabilir.”