Haber Global
Haber akışına dön

ABD Ve Çin'in Hesabı, Türkiye'nin Servetine Kanca

ABD Ve Çin'in Hesabı, Türkiye'nin Servetine Kanca

Çinli bilim insanlarının Eskişehir'deki dev nadir toprak elementi sahasını mercek altına alması, Türkiye'nin stratejik madenlerini yeniden küresel rekabetin merkezine taşıdı. Pekin yönetimi kritik minerallerin işlenmesinde dünya liderliğini korurken, ABD ise Çin'e bağımlılığı kıracak yeni kaynakların peşinde. Türkiye'nin 694 milyon tonluk kompleks cevher kaynağı, dünya bor rezervlerinin yüzde 73'ü ve milyarlarca dolarlık toryum potansiyeli iki süper gücün hesaplarında öne çıkıyor.

Dünyada petrol ve doğal gaz üzerinden yürütülen güç mücadelesine yeni bir cephe eklendi. Savaş uçaklarından füze sistemlerine, elektrikli otomobillerden yapay zekâ altyapısına kadar uzanan kritik teknolojilerin ham maddeleri, ABD ve Çin arasındaki ekonomik rekabetin en önemli kozlarından biri haline geldi. Türkiye ise Eskişehir başta olmak üzere farklı bölgelerdeki bor, toryum ve nadir toprak elementi kaynaklarıyla bu mücadelenin giderek daha fazla dikkat çeken ülkelerinden biri. Son gelişme ise Çin'den geldi. Pekin merkezli bilimsel araştırmalar, Türkiye'nin stratejik maden potansiyeline ilişkin tartışmaları yeniden alevlendirdi.

ÇİN'DEN ESKİŞEHİR RAPORU

Hong Kong merkezli South China Morning Post gazetesinin yayımladığı habere göre Çinli bilim insanları, Eskişehir'deki Kızılcaören nadir toprak elementi yatağının jeolojik gelişimini kapsamlı biçimde araştırdı. Çin Bilim ve Teknoloji Üniversitesi ile Hebei GEO Üniversitesi'nden Profesör Yang Xiaoyong'un öncülük ettiği araştırma, karbonatitlerle ilişkili kayaçlarda nadir elementlerin nasıl biriktiğini ortaya koymaya odaklandı. Ancak araştırmanın en dikkat çekici yönü Türkiye'nin ticari üretim potansiyeline ilişkin ihtiyatlı sonuçları oldu. Yang, inceledikleri mineralizasyonun büyük ölçekli nadir toprak yataklarına kıyasla sınırlı kaldığını belirterek, bölgenin yakın gelecekte küresel üreticilere güçlü bir alternatif oluşturmasının kolay olmayacağı görüşünü dile getirdi.

694 MİLYON TONLUK HESAP

Tartışmanın merkezinde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından açıklanan 694 milyon tonluk kaynak bulunuyor. Eskişehir'in Beylikova ve Sivrihisar ilçeleri arasındaki sahada tespit edilen bu büyüklük yalnızca nadir toprak elementlerinden oluşmuyor. Bakanlığın verilerine göre kaynak; bastnazit, barit, florit ve toryum içeren kompleks cevherden meydana geliyor. Cevher içerisinde yaklaşık 12,5 milyon ton nadir toprak oksidi bulunduğu belirtiliyor.

ÇİN'İN KOZU TEKNOLOJİ

Pekin'in küresel üstünlüğü ise yalnızca sahip olduğu yer altı kaynaklarından gelmiyor. Çin, nadir toprak elementlerinin ayrıştırılması, rafine edilmesi ve yüksek performanslı mıknatıslara dönüştürülmesinde dünyanın en güçlü sanayi altyapısına sahip ülke durumunda. Özellikle savunma ve enerji sektörlerinin ihtiyaç duyduğu özel mıknatısların üretiminde Çin'in payı yaklaşık yüzde 90 düzeyinde bulunuyor.

ABD TÜRKİYE'YE BAKIYOR

Washington açısından nadir toprak elementleri artık yalnızca sanayi politikası değil, ulusal güvenlik meselesi. Amerikan savunma sanayisinin kullandığı gelişmiş radarlar, hassas güdüm sistemleri, uçak motorları ve elektronik donanımlar kritik elementlere bağımlı. Çin'in ihracat kısıtlamaları ise bu bağımlılığın ne kadar büyük bir risk oluşturabileceğini ortaya koydu. Reuters'ın 24 Eylül 2026 tarihli analizine göre ABD, yerli üretim ve rafinaj kapasitesini hızla artırmasına rağmen nadir toprak elementlerinde 2030'lu yıllarda da Çin'e bağımlı kalacak. Özellikle ağır nadir toprak elementlerinin işlenmesinde Washington'ın mevcut kapasitesi sınırlı.

BORDA DÜNYA LİDERİYİZ

ABD-Çin rekabetinde Türkiye'nin elindeki stratejik kartlar yalnızca nadir toprak elementlerinden ibaret değil. Dünya bor rezervlerinin yüzde 73'üne sahip Türkiye, bu alanda küresel pazarın da lideri. Eskişehir-Kırka, Kütahya-Emet, Balıkesir-Bigadiç ve Bursa-Kestelek, ülkenin başlıca bor üretim merkezleri arasında yer alıyor. Bor, nadir toprak elementleri grubuna dahil olmasa da savunma, nükleer teknoloji, özel cam, seramik, metalurji ve ileri malzeme üretiminde stratejik değer taşıyor. Eti Maden Genel Müdürü Yalçın Aydin'ın 14 Ekim'de TBMM'de açıkladığı hedeflere göre Türkiye'nin 2026 yılında 2 milyon 700 bin ton bor ürünü satması ve 1 milyar 560 milyon dolar gelir elde etmesi bekleniyor. Hedefin gerçekleşmesi halinde bor sektöründe yeni bir satış rekoruna ulaşılacak.

STRATEJİK HEDEFLER

Ancak Türkiye açısından en önemli dönüşüm, cevher ve geleneksel bor ürünlerinin yanı sıra yüksek katma değerli ürünlere yönelmek. Bandırma'daki bor karbür ve ferrobor yatırımları, savunma sanayisinde kullanılan zırh malzemelerinden özel çelik üretimine kadar yeni bir sanayi zincirinin gelişmesini amaçlıyor. Eskişehir Kırka'da bor üretim süreçlerinden lityum kazanılmasına yönelik çalışmalar da Türkiye'nin aynı kaynaktan farklı stratejik ürünler üretme hedefini güçlendiriyor.

"TEKNOLOJİYE DÖNÜŞTÜRMELİYİZ"

Jeostrateji Uzmanı ve Araştırmacı Dr. Ahmet Uslu ise değerli elementler üzerinden yürütülen küresel güç mücadelesine ve Türkiye'nin stratejik konumuna ilişkin şu değerlendirmelerde bulunuyor: “Türkiye'nin önünde iki büyük sınav bulunuyor. Birincisi, yer altındaki kaynakların gerçek ekonomik büyüklüğünü ortaya koymak. İkincisi ise bu kaynakları yalnızca çıkarmakla kalmayıp ileri teknoloji ürünlerine dönüştürebilmek. Yer altındaki cevher miktarı ile ekonomik değere dönüştürülebilecek element miktarı aynı değil. ABD ve Çin arasındaki rekabetin merkezinde de bu kritik ayrım bulunuyor. Asıl mücadele madene sahip olmak değil, onu işleyebilecek teknolojiye hükmetmek. Türkiye'nin yer altındaki zenginliği büyük bir stratejik fırsat sunuyor.”

Okumaya devam et

Pusholder

Senin gündemin

Okuma seçenekleri

Push AIÖzet

PusholderKaynakta oku
haberglobal.com