Cumhuriyet
Haber akışına dön

Ahmet Hakkında Konuşmamız Lazım

Ahmet Hakkında Konuşmamız Lazım

Düello cesur insanların son hesaplaşmasıdır. Korkaklar kılıç yerine hançer taşır.

Gazeteyi açıyorum. Yeni Şafak’ta Aydın Ünal’ı okuyorum. Dünya görüşlerimiz çok farklı. Ama fon meselesinde tepkilerden duyduğu rahatsızlığı anlatıyor. Haklı. Televizyonu açıyorum. İçişleri Bakan Yardımcısı Bülent Turan’ı dinliyorum. Dünya görüşlerimiz çok farklı. Ama fon vurgununa kendi camiasından katılanları hedef alıyor. Katılıyorum. Her iki isimle de oturup bir çay içmişliğim yok. Ancak görüşlerine katılmasam da hatta birbirimizle bir gün kavga etsek de bana en kötü senaryo şehir meydanında düello yapmak olur gibi geliyor. Ben kılıç kullanmayı bilmediğim için kesinlikle kaybeden olurum. Ama beni düelloda ölmek hiç korkutmuyor ancak başka bir şey çok ürkütüyor.

Şöyle anlatayım...

AİLELER ÜZERİNDEN KISKAÇ

Pazartesi günü Onlar yayınındayken ilginç bir şey oldu. Masadaki üç arkadaşım fon krizinde muhalefetin sessizliğini eleştiriyordu. Haksız da değiller. Benim de dikkatimi çekiyor. Gerçekten de muhalefet, krizin başlangıcında, Fatma Betül Sayan Kaya gibi isimleri ilan ederken yeni isimler için birkaç kez milat verdi, ardından geri çekildi. Bu kadar değil... Kimi dönemlerde iktidarla yumruk yumruğa olan, kamuoyu önünde “açıklıyorum” diye başlayarak en kritik dosyaları duyuran milletvekilleri de son dönemde garip bir sessizlik orucu içinde. Daha ilgincini söyleyeyim... Süreçlerin içinde olduğum için biliyorum, muhalefetin televizyonlara iyi reyting getirmesiyle bilinen kimi vekilleri de son dönemde çeşitli bahanelerle ekranlarda görünmeyi reddediyor. İşte masadaki arkadaşlarım “Dokunulmazlıkları var, neden suskunlar” diye eleştirilerini sıralarken ben bunları düşünerek dalıp gitmiştim. Derken... Önümdeki telefona gelen mesajla kendime geldim. Yazan, uzun yıllardır TBMM’de çalışan arkadaşımdı. “Neler olduğunu anlamıyor musunuz” diyordu. “Neler oluyor” dedim. Başladı anlatmaya... Evet, vekillerin dokunulmazlığı vardı, evet haklarında soruşturma açılması için bile izin alınması gerekiyordu, evet bir vekilin konuşurken “Başıma bir şey gelir mi” diye düşünmesine gerek yoktu.

Gelgelelim...

Ailelerinin dokunulmazlığı yoktu. Bana bir liste gönderdi. Kimi vekilin yaptığı bir açıklamadan sonra eşi hedef alınmıştı. Öbürünün çocuğuna ağır saldırılar yapılmıştı. Kimi özel hayatıyla kimi iş ilişkileriyle sınanmıştı. Kısacası vekillere dokunulmazlıkları nedeniyle dokunulamazken, aileleri ve özel arkadaşlıkları ya da ilişkileri hedef oluyor, vekiller kıskaca alınıyordu. Böylece susturuluyorlardı.

Program bitince önümdeki dosyayı açtım, “Artık Ahmet hakkında konuşmamız lazım” dedim.

KALBE VURAN SALDIRI

Sosyal medyayı takip ediyorsanız biliyorsunuz. Ahmet Şık, fon krizi üzerinden adalet bakanı ile kavga halinde. Çeşitli ithamlarda bulunuyor. Elbette daha önce de çok kez bakanlarla vekiller arasında sert polemiklere defalarca tanık olduk. Konumuz bu değil. Bakanlar da isterlerse vekillere yanıt verebilir, dava açabilir, karşı iddialarda bulunabilir. Konumuz bu da değil.

Önümdeki mahkeme dosyası başka...

Kapağını açmadan önce gördüğüm şeyi söyleyeyim. Ahmet Şık hakkında, iddialarının ardından, sosyal medyada bir trol saldırısı başladı. Geçmişinden bugüne, yaşamına dair çeşitli meseleler hakkında “belaltı” denen ithamlar yapıldı. Bu kadarına bile artık alıştık derken... Bu kez eşi ve kızı hakkında ancak devletin elinin altındaki bilgiler kullanılarak elde edilebilecek kimi meseleler ortaya döküldü. Aile üyelerinin gözaltına alınacağı konuşulurken... Ahmet Şık düştü, kalp krizi geçirdi. “Bu saldırı yüzünden” demiyorum. Ama bu saldırıyla aynı anda olmasını kalp doktorlarının “stresten uzak dur” demesinden dolayı da tesadüf olarak görmüyorum.

AYNI GÜN RESTORAN BASILDI

İşte bu olaylar sırasında ilginç bir şey oldu.

Sosyal medyada trol hesaplardan Ahmet Şık’ın bir restorana ortak olduğu yazıldı. Restoranda ortağı olduğu söylenen Ahmet Saymadi hakkında bir dizi itham Şık karşıtı trol hesaplardan sıralandı. Bir restorana ortak olmak da suç değil ya... Yine de “Bunu da anladık” diyelim.

Ancak sosyal medya saldırısından birkaç saat sonra yaşanan hadise yazının başında anlattığım dosyayı hatırlattı.

Savcılık sorgusundan, mahkeme tutanaklarından aktarayım...

Sosyal medyada tartışmanın olduğu 3 Ekim günü, saat 23 civarında, “Ahmet Şık’ın ortak olduğu” yazılan restorana 50 civarında narkotik polisi geldi. “Ahmet Şık’ın ortağı olduğu” yazılan Ahmet Saymadi ve restoranda uyuşturucu arandı. Hiçbir şey bulunamadı.

Restoran Beyoğlu’nun en kalabalık bölgesinde. Müşteriler arasından da problemli biri çıkabilirdi. Onların da üstü arandı. Hayır, onlarda da bir şey çıkmadı.

“Tesadüf olabilir” derken...

Polisler Ahmet Saymadi’yi gözaltına aldı. Kan, idrar, saç örneği alındı. Tek şüpheliydi. Buna rağmen gözaltı süresi bir gün daha uzatıldı.

UYUŞTURUCU BAHANE OLDU!

Öğrendiğime göre bu sırada bazı aracılar vasıtasıyla Ahmet Şık’a “bir suskunluk anlaşması teklifi” gelmiş. Şık uzlaşmayı reddetmiş.

Sonunda...

Ahmet Saymadi “uyuşturucu kullanımını kolaylaştırmak” suçlamasıyla 5 Ekim günü tutuklandı. Hayır, ortada uyuşturucu yok. İçen biri de yok. Saymadi ve avukatları da sorguda “Kimin içmesini kolaylaştırdı” diye sormuş, onun cevabı da yok.

Ama...

Savcılık sorgusunu açıyorum. Orada herhalde bunların yanıtını bulurum diye bakıyorum. Ahmet Saymadi’ya “uyuşturucu kullanımını kolaylaştırmak” ile ne ilgisi varsa Ahmet Şık ile arasındaki para hareketleri sorulmuş. Bu bile meselenin aslının ne olduğunu gösteriyor.

İKTİDAR İÇİNDEKİ HANÇER TİMLERİ

Sonuç olarak...

Ahmet Şık’ın fon açıklamalarının sonunda dokunulmazlığı olan Ahmet Şık değil ama “Ahmet Şık’ın restoranının ortağı” denen Ahmet Saymadi uyuşturucunun ve içenin olmadığı uyuşturucu dosyasında “kolaylaştırmak” suçlamasıyla 33 gündür tutuklu. Belli ki “dokunulmazlığı olan” Ahmet Şık’a “fon hançeri” vuruluyor.

Dahası...

Ahmet Saymadi, 20 yıldır Beyoğlu’nda gelip mutfağa yardım eden annesiyle, beş kardeş kafecilik-restorancılık yapıyor. Siyasi görüşü de belli. Yasal bir parti olan Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) üyesi. Bu parti, DEM çatısı altında siyaset yapıyor. Yani Saymadi, Kürt siyasetinden değil ama DEM’e destek veren sol gruplardan. Hatta “süreç öncesi”nde “DEM ile ittifak kuran solcular”ın yargılandığı HDK davasında ceza almış, dosyası temyizde. Şimdi “Çözüm sürecine neden vatandaş inanmıyor” diye soruyoruz ya... Baksanıza, hepimize “Ülke 100 yıllık sorunlarını çözüyor” diye propaganda yapan DEM’in kendi mensuplarının bile hiçbir hukuk güvenliği olmadığı için olabilir mi?

Özetle...

Fon vurgunu bize sadece iktidarın tepesinde milletin parasını çalacak kadar gözünü karartmış bir çıkar grubunun olduğunu göstermedi. Dahası... İktidar içinde kendi dar hesaplaşmalarını yürüten ve bunun için yargıyı, polisi kullanmaktan çekinmeyen hançer timlerini de açığa çıkardı. Ne garip, bakıyorum, bu timlerin içinde piyon olanlar, geçmişte mahkemelerde dosyası olup da bir sebeple devşirilmişler. Onlar varsa hiçbirimiz, hiçbirimizin çocuğu, hiçbirimizin annesi, hiçbirimizin ortağı güvende değil. Kim bilir, belki de bu yazıyı yazdım diye, benim yıldızım da bir hançerle düşürülür!

Bir gün şehirlerimizin meydanlarında özgürlük hikâyeleri anlatırken düelloyu göze alanlara da minnetli şarkılar söyleyeceğiz.

Okumaya devam et

Pusholder

Senin gündemin

Okuma seçenekleri

Push AIÖzet

PusholderKaynakta oku
cumhuriyet.com.tr