Son bir haftada Türkiye'nin içinde olduğu üç kritik imza, Ankara'nın, küresel belirsizliklerin yoğunlaştığı bir dönemde istikrar, güven ve barışı sağlamada rolünü ve yeni bir güvenlik mimarisi oluşumunu pekiştiriyor. Türkiye’nin Libya ile deniz yetki alanları anlaşmasının onaylanması, Türkiye-Suudi Arabistan-Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın TBMM’ye sunulması ve Türkiye, Katar, Pakistan ile Endonezya arasındaki Bedir Mutabakatı, Ankara’nın geniş bir coğrafyada şekillenen güvenlik ve savunma iş birliğindeki merkezi konumunu güçlendiriyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İslam ülkelerinin kendi güvenliklerini sağlayabilen, dış müdahalelere karşı dirençli bir yapı kurmaları gerektiği yönündeki yaklaşımı, bu adımlarla somut bir çerçeve kazanıyor. Kapsadığı alan ile Akdeniz'den Endonezya'ya adeta bir İslam NATO'suna gidecek yolun inşa edildiği görülüyor. Bu çerçevenin merkezinde Türkiye’nin diplomatik, askeri ve teknolojik kapasitesi bulunuyor.
Akdeniz'den Endonezya'ya Güvenlik Kuşağı

Üç girişim ortak bir yön
Libya anlaşması, Mekke Ortak Savunma Anlaşması ve Bedir Mutabakatı farklı hukuki niteliklere ve hedeflere sahip. Libya anlaşması deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına odaklanırken Mekke Anlaşması karşılıklı savunma ve güvenlik koordinasyonunu, Bedir Mutabakatı ise savunma sanayii ve teknoloji iş birliğini öne çıkarıyor. Buna rağmen üç girişimin ortak noktası, Türkiye’nin farklı coğrafyalarda diplomatik ilişkilerini, güvenlik kapasitesini ve savunma teknolojilerini birbirini destekleyen araçlar olarak kullanması. Bu tablo, Akdeniz’den Körfez’e ve Hint Okyanusu havzasına uzanan geniş bir güvenlik kuşağının oluşma potansiyeline işaret ediyor. Yine Türkiye’nin üç girişimdeki rolü, Ankara’nın bölgesel güvenlik mimarisinde yalnızca kendi savunmasını güçlendirmeyi değil, ortak üretim ve karşılıklı güvenlik mekanizmaları üzerinden daha geniş bir iş birliği alanı oluşturmayı hedeflediğini gösteriyor.
Koordinasyonu artıracak
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasındaki bu yapı, yeni üyelere açık yapısıyla da Ortadoğu ile Güney Asya'daki İslam ülkeleri arasında güvenlik koordinasyonunu geliştirme potansiyeli taşıyor. Türkiye’nin NATO üyeliği, gelişen savunma sanayii ve bölgesel diplomatik ilişkileri, Ankara’yı bu iş birliğinin önemli aktörlerinden biri hâline getiriyor.
İstikrar ve barış
Libya Temsilciler Meclisi’nin geçen salı günü, 2019’da Türkiye ile imzalanan Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılması Anlaşması’nı onaylaması, Doğu Akdeniz’deki güç dengeleri bakımından önemli bir gelişme olarak öne çıkıyor. Ankara, anlaşmayı deniz yetki alanlarına ilişkin haklarını koruyan ve bölgedeki diplomatik müzakerelerde elini güçlendiren temel araçlardan biri olarak değerlendiriyor. Türkiye’nin Libya ile geliştirdiği ilişki, deniz sınırlarının ötesinde bir stratejik boyut da taşıyor. Ankara’nın 2019’dan itibaren Trablus yönetimine sağladığı destek, anlaşmanın onaylanmasıyla birlikte Libya’nın ulusal bütünlüğü içinde kazanım anlamına geliyor. Ayrıca bölgede istikrar ve barışı tehdit eden ülkelere karşı da verilmiş güçlü bir mesaj niteliğinde.
Karşılıklı savunma ve güvenlik koordinasyonu
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında 7 Ağustos’ta imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması’na ilişkin kanun teklifinin hafta başında TBMM’ye sunulması, güvenlik iş birliğinin yeni bir boyuta taşınması açısından önem taşıyor. Anlaşma metninde tarafların bağımsızlıklarını, egemenliklerini ve toprak bütünlüklerini korumak amacıyla iş birliği yapması öngörülüyor. En dikkat çekici hükümlerden biri ise taraflardan birine yönelik dış kaynaklı silahlı saldırının bütün taraflara yapılmış sayılması ve saldırıya uğrayan ülkeye karşılıklı yardım sağlanması. Metin ayrıca savunma sanayii alanında ortak projeler, teknoloji geliştirme, askerî eğitim ve tatbikatlar, istihbarat paylaşımı ve lojistik destek gibi başlıklarda iş birliğini kapsıyor.
Savunma sanayii birleştirici nokta
Türkiye, Katar, Pakistan ve Endonezya arasında imzalanan Bedir Mutabakatı ise güvenlik iş birliğinin üretim ve teknoloji boyutunu öne çıkarıyor. Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler’in Katar ziyareti sırasında imzalanan mutabakat, dört ülkenin askeri üretim kapasitesini geliştirmeyi, teknik bilgi ve tecrübe paylaşımını artırmayı, araştırma ve geliştirme faaliyetlerini desteklemeyi ve savunma sanayiinde ekonomik katma değer oluşturmayı amaçlıyor. Mekke İttifakı'nda da savunma sanayiinin rolüne ilişkin kapsayıcı bir atıfta bulunulması, Bedir Mutabakatının tamamlayıcı niteliğini göz önüne seriyor. Türkiye’nin Katar’la mevcut askerî ilişkileri, Pakistan’la savunma alanındaki iş birliği ve Endonezya’yla gelişen teknoloji ortaklığı, mutabakatın dayandığı ilişkiler ağını oluşturuyor. Bu çerçevede İslam ülkelerinin kendi silah ve savunma teknolojilerini üretmesinin yolu açılıyor.
Başlıklar :



