Azerbaycan’daki başörtüsü kısıtlamalarına karşı İslamcı kuruluşların yanı sıra tarikat ve cemaat çevrelerinden isimlerin de yükselttiği tepkilerin Ankara-Bakü ilişkilerine yansıması, AKP’de rahatsızlık yarattı. Parti kulislerinde, iktidarın tabanındaki başörtüsü hassasiyeti ile diplomatik öncelikleri arasında sıkıştığı değerlendirilirken, Ankara’daki Türk Devletleri Teşkilatı Zirvesi öncesinde Aliyev’in katılımına ilişkin kaygılar dile getiriliyor.
AKP’de Cemaat Rahatsızlığı: Bakü İle Gerilim Kaygısı

Azerbaycan’da okullardaki başörtüsü kısıtlamaları nedeniyle başlayan tartışma, Türkiye’deki protestolar, dinî çevrelerden gelen açıklamalar ve Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral’ın görevinden ayrılmasıyla iktidarın gündemine yerleşti.
Başörtüsü konusundaki tepkilerin kendi seçmen tabanında da karşılık bulduğu AKP’de, tartışmanın Bakü yönetimiyle ilişkileri zorlayan bir boyuta ulaşmasından rahatsızlık duyuluyor.
Parti kulislerinde, tarikat ve cemaat çevrelerinden isimler ile İslamcı grup ve kuruluşların çıkışlarının iktidarın diplomatik hareket alanını daralttığı değerlendirmesi yapılıyor. Tepkiler karşısında tabanın hassasiyetini gözetmek zorunda kalan iktidarın, Azerbaycan yönetimiyle gerilimi düşürmeye çalıştığı belirtiliyor.
Tartışmanın merkezinde, Azerbaycan Bakanlar Kurulu’nun 21 Eylül’de öğrenciler, 6 Ekim’de ise öğretmenler için kabul ettiği kıyafet düzenlemeleri bulunuyor. Metinlerde başörtüsü açıkça yasaklanmasa da başörtülü öğrenci ve öğretmenlerin bazı okullara alınmadığına ilişkin haberler, ülke içinde ve Türkiye’de tepkilere yol açtı. Azerbaycan İçişleri Bakanlığı, ülkedeki protestolarda 37 kişinin gözaltına alındığını açıkladı.
CEMAAT ÇEVRELERİNDEN DE TEPKİ
Türkiye’de uygulamaya karşı çıkanlar arasında tarikat ve cemaat çevrelerinden tanınan isimler de yer aldı. Kamuoyunda “Cübbeli Ahmet” olarak bilinen Ahmet Mahmut Ünlü, Azerbaycan yönetiminin İran’ın müdahalesini gerekçe göstererek başörtüsünü yasaklamasının meşru olmadığını savunarak “Başörtüsü İran’ın emri değil Kur’an’ın emridir” dedi.
İsmailağa çevresiyle ilişkili isimlerden İhsan Şenocak da başörtülü öğrencilerin karşılaştığı engellemelere tepki gösterdi. Uygulamaları Türkiye’deki 28 Şubat sürecine benzeten Şenocak, Aliyev yönetimini eleştirdi. Bu açıklamalar, İslamcı kuruluşların yürüttüğü protestoların yanı sıra cemaat çevrelerinden isimlerin de tartışmaya katıldığını gösterdi.
ELÇİLİK ÖNÜNDE PROTESTOLAR
Türkiye’deki tepkiler sosyal medya açıklamalarının ötesine geçerek Azerbaycan’ın diplomatik temsilciliklerinin önüne taşındı. Yargıtay’ca terör örgütü sayılan Hizb-ut Tahrir’in Türkiye’deki yayın organı Köklü Değişim, 13 Ekim’de Azerbaycan’ın Ankara Büyükelçiliği ve İstanbul Başkonsolosluğu önünde protestolar düzenledi.
Ankara’da Abdullah İmamoğlu, İstanbul’da Muhammed Emin Yıldırım tarafından okunan açıklamalarda başörtüsü kısıtlamalarının yanı sıra Aliyev yönetiminin İsrail’le ilişkileri ve Türkiye iktidarının tutumu eleştirildi. Haksöz dergisi çevresiyle ilişkili İslamcı dernek Özgür-Der de 3 Ekim’de İstanbul’daki başkonsolosluk önünde uygulamaya tepki gösterdi. Eylemde “Azerbaycan’a 28 Şubat Gelmesin” ve “Bu Yanlıştan Vazgeç” yazılı dövizler taşındı. Medeniyet Vakfı ise açıklamasında uygulamaları Türkiye’deki 28 Şubat sürecine benzeterek Azerbaycan makamlarına mağduriyetleri giderme, Türkiye yönetimine de girişimde bulunma çağrısı yaptı.
Davet ve Kardeşlik Vakfı ile Milli Türk Talebe Birliği de 28 Şubat benzetmesi yaparken Yedi Hilal, kısıtlamaların Azerbaycan’ın medeniyet mirasıyla bağdaşmadığını savundu. Genç Hareket, Aliyev yönetiminin İsrail’le ilişkilerini de hedef aldı. Bingöl İslami Kardeşlik ve Dayanışma Platformu dinî kimlik nedeniyle ayrımcılığa son verilmesini isterken Türkiye İmam Hatipliler Vakfı, insanların inançları nedeniyle eğitim ve çalışma hayatından dışlanamayacağını vurguladı. Ardeşen’de 16 Ekim’de yapılan yerel ortak açıklamanın katılımcıları arasında ise İHH, TÜGVA, Anadolu Gençlik Derneği, İlim Yayma Cemiyeti ve Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in kurucusu olduğu Cihannüma yer aldı.
TARTIŞMA CUMHURBAŞKANLIĞI’NA UZANDI
Süreç, adli işlemleri de beraberinde getirdi. Azerbaycan, Türkiye’de yaşayan yedi kişi hakkında gıyabi tutuklama ve uluslararası arama kararı çıkarırken, aralarında siyasetçi ve gazetecilerin de bulunduğu 31 Türk vatandaşının ülkeye girişini yasakladı. Hizb-ut Tahrir Türkiye, 21 Ekim’de yayımladığı açıklamada hem başörtüsü kısıtlamalarına hem de bunları Türkiye’de protesto edenlere yönelik Azerbaycan yönetiminin girişimlerine tepki gösterdi.
Türkiye’de ise başörtüsü kısıtlamalarını protesto eden ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’i eleştiren paylaşımlar yapan kişiler hakkında soruşturmalar başlatıldı. Köklü Değişim temsilcilerinin de bulunduğu isimler gözaltına alındı. Kısıtlamalara yönelik açıklamaları Bakü’nün tepkisini çeken Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral’ın görevinden ayrılması ise tartışmanın Cumhurbaşkanlığı’na uzanan boyutu oldu. Saral, Erdoğan’ın talimatıyla görevinden ayrıldığını doğrulayarak istifa ettiğini açıkladı.
TABANIN HASSASİYETİ, İKTİDARIN KAYGISI
AKP’de, başörtüsü konusunda partinin yıllardır öne çıkardığı söylemin, Azerbaycan’a yönelik tepkiler karşısında iktidarı zorladığı belirtiliyor. Seçmen tabanındaki hassasiyet nedeniyle eleştirilere bütünüyle mesafe koymanın güçlüğüne dikkat çekilirken, bu tepkilerin Bakü yönetimini hedef alan bir kampanyaya dönüşmesinin dış politikada sorun yarattığı değerlendiriliyor.
Parti içindeki rahatsızlığın odağında, cemaat çevrelerinden isimlerin açıklamaları ve İslamcı kuruluşların eylemleriyle büyüyen tepkilerin iki ülke arasındaki ilişkiler üzerinde baskı oluşturması bulunuyor. Tepkiler yükseldikçe iktidardan daha sert bir tutum beklentisinin oluştuğu, buna karşılık Ankara’nın Azerbaycan ile gerilimi düşürmeye çalıştığı aktarılıyor. AKP kulislerinde, Türkiye’deki başörtüsü mücadelesinin doğrudan Azerbaycan’a taşınmasının iki ülkenin farklı hukuki ve siyasi yapılarını göz ardı ettiği değerlendirmesi de yapılıyor.
Azerbaycan’ın eğitim sistemine ilişkin kararların, Türkiye’nin iç siyasetindeki tartışmaların devamı gibi ele alınmasının Bakü’de müdahale algısını güçlendirdiği üzerinde duruluyor. Diplomatik temsilcilikler önündeki eylemlerin ve yönetimi doğrudan hedef alan açıklamaların, eğitimdeki uygulamalara ilişkin itirazı devletler arası gerilime dönüştürmesinden kaygı duyuluyor.
GÖZLER ALİYEV’İN KATILIMINDA
Partideki endişelerin somutlaştığı başlık ise yarın Ankara’da yapılacak Türk Devletleri Teşkilatı 13. Zirvesi. Türkiye’nin dönem başkanlığını Azerbaycan’dan devralacağı zirve öncesinde Aliyev’in katılımı yakından izleniyor. AKP’de, Aliyev’in zirveye katılmamasının yaşanan tartışmayı daha görünür bir diplomatik soruna dönüştürebileceği değerlendiriliyor.
Türkiye’nin ev sahipliğinde birlik ve işbirliği mesajlarının verilmesi beklenen toplantının, Ankara-Bakü gerilimiyle gölgelenmesinden endişe ediliyor. Bu nedenle parti kulislerinde, başörtüsü üzerinden yükselen tepkilerin sürmesinin zirve öncesindeki temasları da zorlaştırabileceğine işaret ediliyor. Aliyev’in katılımına ilişkin belirsizlik Cumhuriyet’in haberine de yansımış, Dışişleri kaynakları konuyla ilgili soruya “Bunu Cumhurbaşkanlığı bilebilir” yanıtını vermişti.
KAPSAMIN GÖZETİLMESİ İSTENİYOR
AKP’de gerilimin düşürülmesini savunan değerlendirmelerde, düzenlemenin kapsamının doğru aktarılması gerektiği de dile getiriliyor. İlkokul, ortaokul ve liseleri kapsayan, üniversiteleri kapsamayan uygulamanın, Azerbaycan’da yaşamın bütün alanlarına yayılan genel bir başörtüsü yasağı gibi ele alınmasının tartışmayı sertleştirdiği belirtiliyor. Parti içinde, uygulamaya ilişkin itirazların düzenlemenin kapsamı ve eğitim hakkı üzerindeki sonuçları üzerinden dile getirilmesi gerektiği görüşü aktarılıyor. Başörtüsü hassasiyetinin, Azerbaycan’la ilişkilerde uzun vadeli hasara yol açacak bir siyasi hesaplaşmaya dönüşmemesi gerektiği vurgulanıyor.




