GZT
Haber akışına dön

Amiral Cihat Yaycı’dan AB’ye Cevap: ‘Türkiye-Libya Deniz Yetki Alanları Anlaşmasının Neresi Hukuksuz?’

Amiral Cihat Yaycı’dan AB’ye Cevap: ‘Türkiye-Libya Deniz Yetki Alanları Anlaşmasının Neresi Hukuksuz?’

Libya Temsilciler Meclisi, 2019'da Libya ve Türkiye arasında imzalanan deniz yetki alanlarının belirlenmesine ilişkin mutabakat muhtırasını onayladı.

Cihat Yaycı’dan AB’ye sert cevap

Libya'nın doğusundaki Temsilciler Meclisi'nin Türkiye ile 2019'da imzalanan ve iki ülkenin Doğu Akdeniz'deki deniz yetki alanlarını belirleyen anlaşmayı onaylamasına AB’den tepki geldi. Yapılan açıklamalarda Libya Parlamentosu'nun bugün, sözde Libya-Türkiye Denizdeki Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası'nın onaylanmasını derin bir pişmanlıkla karşılıyoruz. Bu konuda AB'nin tutumunun 2019'da Avrupa Konseyi tarafından açıkça ifade edildiğini ve değişmediğini hatırlatıyoruz.

Bu anlaşma, üçüncü devletlerin egemenlik haklarını ihlal etmekte, Deniz Hukuku'na uymamakta ve geçersiz ve hükümsüzdür. Yunanistan ve Kıbrıs ile dayanışmamızı yeniden teyit ediyoruz. AB'nin Libya'daki herhangi bir dış müdahaleye karşı bilinen tutumunu yineleriz.’

'Tarihi bir adımdır'

Amiral Cihat Yaycı’dan AB'nin Libya-Türkiye anlaşması eleştirilerine sert cevap geldi. Yaycı açıklamasında şu ifadelere yer verdi; ‘Libya Temsilciler Meclisinin, 27 Kasım 2019 tarihinde Türkiye ile Libya arasında imzalanan Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılması Mutabakat Muhtırası’nı onaylaması, Doğu Akdeniz’de son derece önemli bir gelişmedir.

Bu karar, Türkiye ile Libya arasındaki deniz yetki alanları iş birliğinin güçlenmesi ve iki ülkenin uluslararası hukuktan kaynaklanan haklarının korunması bakımından tarihi bir adımdır. Ancak Avrupa Birliği ve Yunanistan, Türkiye-Libya Mutabakat Muhtırası’nı uluslararası hukuka aykırı, geçersiz ve hükümsüz olarak nitelendirmeye devam etmektedir.

'Bu yaklaşım hukuki değil, siyasidir'

Çünkü Türkiye-Libya Deniz Yetki Alanları Mutabakat Muhtırası; Uluslararası Adalet Divanı, Uluslararası Deniz Hukuku Mahkemesi ve uluslararası hakem mahkemelerinin kararlarında ele alınan deniz yetki alanlarının sınırlandırılması ilkeleri esas alınarak hazırlanmıştır.

'AB'nin açıklamaları uluslararası deniz hukukunun yerine geçemez'

Bu ilkeler, Hakkaniyet, coğrafyanın üstünlüğü, kapatmama ve orantılılık ilkeleridir. Bunlar herhangi bir devletin veya kişinin ortaya attığı siyasi görüşler değildir. Bunlar, uluslararası deniz hukuku uygulamasında ve uluslararası yargı kararlarında dikkate alınan hukuki ilke ve ölçütlerdir. Dolayısıyla Türkiye-Libya anlaşmasını hukuksuz ilan etmeye çalışanların öncelikle bu ilkeler çerçevesinde hukuki bir değerlendirme yapması gerekir. Avrupa Birliği’nin siyasi açıklamaları, uluslararası deniz hukukunun yerine geçemez!

  1. Türkiye İle Libya’nın karşılıklı ana kara kıyıları vardır!

Uluslararası deniz hukukunda deniz yetki alanlarının kaynağı karadır. Kıyı devletlerinin kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölge hakları, kara ülkelerinin denize bakan kıyılarından doğmaktadır. Türkiye’nin Anadolu ana karası ile Libya’nın Kuzey Afrika ana karası, Doğu Akdeniz’de birbirine bakan kıyılara sahiptir. Bu nedenle Türkiye ile Libya arasında deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına konu olabilecek karşılıklı ana kara kıyıları bulunmaktadır.

Türkiye-Libya Mutabakat Muhtırası da bu coğrafi gerçeklik esas alınarak yapılmıştır. Dahası, Türkiye ile Libya arasında anlaşmayla belirlenen sınırlandırma hattı üzerinde Yunanistan’a ait hiçbir ada bulunmamaktadır! Anlaşma Yunanistan’a ait herhangi bir adanın üzerinden geçmemektedir. Yunanistan’a ait herhangi bir adanın karasularını bölmemektedir. Yunanistan’ın adalar üzerindeki egemenliğini ortadan kaldırmamaktadır.

Türkiye Ve Libya, karşılıklı ana kara kıyılarından kaynaklanan deniz yetki alanlarını sınırlandırmıştır!

Bu anlaşmayı hukuksuz ilan etmek için ileri sürülen Yunanistan merkezli iddialar, Anadolu ile Kuzey Afrika ana karaları arasındaki coğrafi ilişkiyi görmezden gelmektedir. Oysa uluslararası deniz hukukunda coğrafya belirleyici öneme sahiptir.

Coğrafya Siyasi Tercihlere Göre Değiştirilemez!

  1. Türkiye-Libya anlaşmasının dayandığı ilkeler uluslararası deniz hukukunun ilkeleridir!

Deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin uluslararası yargı kararlarında hakkaniyete uygun sonuca ulaşılması temel amaçtır. Bu çerçevede coğrafi özellikler, ilgili kıyıların uzunlukları, kıyıların denize doğru uzanımı, adaların konumu ve ortaya çıkan deniz alanlarının orantılılığı değerlendirilir.

1969 Kuzey Denizi Kıta Sahanlığı Davaları, 1977 İngiltere-Fransa Tahkimi, 1982 Libya-Tunus Davası, 1985 Libya-Malta Davası, 2009 Romanya-Ukrayna Davası ve 2012 Nikaragua-Kolombiya Davası, bu hukuki değerlendirmelerin önemli örneklerindendir. Bu kararlar her coğrafi durumda aynı sınırlandırma sonucunu öngörmemektedir. Ancak deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasında hakkaniyetin, ilgili coğrafi şartların, kıyıların denize uzanımının ve orantılılığın önemini ortaya koymaktadır. Türkiye-Libya Mutabakat Muhtırası’nın hukuki yaklaşımı da bu çerçevede değerlendirilmelidir.

A.Hakkaniyet ilkesi

Hakkaniyet ilkesi, deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasında taraflar arasında hakça bir sonuca ulaşılmasını amaçlar.Bir devletin diğer devletin ana kara kıyılarından kaynaklanan deniz yetki alanlarını hakkaniyete aykırı biçimde ortadan kaldırması kabul edilemez. Uluslararası Adalet Divanının 1969 Kuzey Denizi kararları, sınırlandırmada hakkaniyet ilkelerinin önemini ortaya koyan temel kararlardandır.

1985 Libya-Malta kararında da kıyı coğrafyası ve hakkaniyete uygun sonuç üzerinde durulmuştur. Türkiye-Libya Mutabakat Muhtırası, karşılıklı ana kara kıyılarının deniz yetki alanları bakımından dikkate alınmasını esas almaktadır.

hakkaniyet, yunanistan’a ait adalara verilecek sınırlandırma etkisinin Türkiye Ve Libya ana karalarının haklarını ortadan kaldıracak sonuçlar doğurmamasını gerektirir!

B. Coğrafyanın üstünlüğü ilkesi

Deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasında coğrafya temel unsurdur. İlgili ana kara kıyılarının uzunlukları, yönleri, konumları ve birbirlerine göre durumları değerlendirilmelidir. Uluslararası yargı kararlarında kıyıların coğrafi özellikleri sınırlandırma bakımından belirleyici bir unsur olarak ele alınmaktadır. 1977 İngiltere-Fransa Tahkimi ve 1985 Libya-Malta kararı bu açıdan önemli örneklerdir.

Türkiye ile Libya arasında karşılıklı ana kara kıyıları bulunmaktadır. Yunanistan’a ait adaların varlığı, bu iki ana karanın birbirine bakan kıyılarının bulunmadığı anlamına gelmez. Ana kara coğrafyası, Yunanistan’ın adalar üzerinden oluşturduğu deniz yetki alanı iddialarına göre yeniden şekillendirilemez!

Burada savunduğum hukuki yaklaşım açıktır: Ana karaların kıta sahanlıkları üzerinde oluşmuş adalara, bu ana karaların kıta sahanlıklarını kesecek şekilde sınırlandırma etkisi tanınmamalıdır. Türkiye ile Libya arasındaki sınırlandırmada da Anadolu ve Kuzey Afrika ana karalarının coğrafi karşılıklılığı esas alınmalıdır.

C. Kapatmama ilkesi

Kapatmama ilkesi, deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasında kıyı devletlerinin denize doğru uzanımının hakkaniyete aykırı biçimde kesilmemesi gerektiğini ifade eder. Bir devletin kıyılarına yakın deniz alanlarının, diğer bir devlete bırakılması sonucunu doğuran ve kıyıların denize açılımını kapatan sınırlandırma yöntemleri hakkaniyet bakımından sorun oluşturur.

Bu yaklaşım, uluslararası yargı kararlarında kıyıların denize doğru uzanımının kesilmemesi meselesiyle bağlantılıdır.

KAPATMAMA İLKESİ, ADALARIN ANA KARALARIN KARŞILIKLI KIYI İLİŞKİSİNİ HAKKANİYETE AYKIRI BİÇİMDE KESMEMESİNİ GEREKTİRİR!

Bu husus özellikle Türkiye-Libya sınırlandırması bakımından önemlidir. Türkiye’nin Anadolu kıyıları ile Libya’nın Kuzey Afrika kıyıları birbirine bakmaktadır. Üçüncü bir devlete ait ada veya kıyı çıkıntısına aşırı sınırlandırma etkisi tanınması, karşılıklı iki ana karanın deniz yetki alanları arasındaki ilişkiyi kesebilir. Böyle bir durumda ana karaların kıyı projeksiyonları kapanabilir ve karşılıklı deniz yetki alanı ilişkisi kopabilir.

Yunanistan’a ait adalara, Türkiye İle Libya’nın karşılıklı ana kara kıyıları arasındaki deniz yetki alanı ilişkisini koparacak ölçüde etki tanınması kapatmama ilkesi bakımından kabul edilemez! 1977 İngiltere-Fransa Tahkimi, adaların ana kara kıyıları karşısındaki etkisinin sınırlandırılabileceğini göstermektedir. 2009 Romanya-Ukrayna kararında Yılan Adası’nın sınırlandırma çizgisini belirlemede etkili olmaması da adaların konumunun ve hakkaniyete uygun sonucun önemini ortaya koymaktadır.

Burada önemli olan, bir adanın hangi devlete ait olduğunun tartışılması değildir. Önemli olan, o adaya tanınacak sınırlandırma etkisinin karşılıklı ana kara kıyılarının haklarını kesip kesmediğidir. Adalar üzerindeki egemenlik ile adaların deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasındaki etkisi birbirinden farklıdır!

D. ORANTILILIK İLKESİ

Orantılılık, deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasında ilgili kıyı uzunlukları arasındaki oran ile taraflara bırakılan deniz alanları arasındaki oranın karşılaştırılmasını ifade eder. Bu karşılaştırma, yapılan sınırlandırmanın hakkaniyete uygunluğunu değerlendirmede önemli bir son kontrol işlevi görmektedir. Türkiye’nin Anadolu ana karası Doğu Akdeniz’de uzun kıyılara sahiptir.

Libya’nın da Kuzey Afrika’da uzun bir Akdeniz kıyısı bulunmaktadır. Bu oran antlaşma da çok dikkate alınmamıştır. Zira Türkiye’nin anlaşmaya konu kıyı uzunluğu Libya ilgili kıyısının uzunluğundan dazla olmasına rağmen sınırlandırma hattı ortay hattan bölünmüş ve Libya’nın lehine bir paylaşımla neticelenmiştir.

Türkiye-Libya Mutabakat Muhtırası, karşılıklı ana kara kıyılarını esas alan yaklaşımıyla bu ilke bakımından da değerlendirilmelidir. Hakkaniyet, coğrafyanın üstünlüğü, kapatmama ve orantılılık; uluslararası deniz yetki alanları sınırlandırma hukukunda kullanılan ilke ve ölçütlerdir! Türkiye-Libya anlaşması da bu hukuki çerçeve esas alınarak hazırlanmıştır!

  1. Yunanistan bir takımada devleti değildir!

Yunanistan’ın Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanı iddialarının temelinde, kendisine ait adaları birleştirerek geniş deniz alanları üzerinde hak ileri sürmesi bulunmaktadır. Ancak Yunanistan, 1982 Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’nin 46 ve 47. maddeleri anlamında bir takımada devleti değildir.

Yunanistan’ın ana kara ülkesi bulunmaktadır. Bu nedenle Yunanistan’a ait Girit, Kaşot, Kerpe, Rodos ve Meis adaları birleştirilerek Yunanistan’a takımada devletlerine özgü esas hat rejimi uygulanamaz.

YUNANİSTAN’A AİT ADALAR, YUNANİSTAN’I TAKIMADA DEVLETİ YAPMAZ!

Ayrıca takımada devleti olmamak ile adaların deniz alanlarına ilişkin hakları aynı hukuki mesele değildir. Asıl mesele, Yunanistan’a ait adalara Türkiye ve Libya’nın karşılıklı ana kara kıyıları arasındaki sınırlandırmada ne ölçüde etki tanınacağıdır.

Savunduğum hukuki görüş, Anadolu ve Kuzey Afrika ana karalarının kıta sahanlıkları üzerinde oluşmuş ve ilgili ortay hattın ters tarafında kalan Yunanistan’a ait adalara, bu sınırlandırmada karasularının ötesinde etki tanınmaması gerektiğidir.

ANA KARALARIN KITA SAHANLIKLARI, YUNANİSTAN’A AİT ADALAR ÜZERİNDEN KESİLEMEZ!

  1. Yunanistan’a ait hiçbir adanın egemenliğine ve karasularına dokunulmuyor!

Avrupa Birliği’nin Türkiye-Libya Mutabakat Muhtırası’nın üçüncü devletlerin egemenlik haklarını ihlal ettiği yönündeki iddiası, temel bir hukuki ayrımı göz ardı etmektedir.

Türkiye-Libya Mutabakat Muhtırası, Yunanistan’a ait adaların egemenliğini ortadan kaldırmamaktadır. Yunanistan’a ait herhangi bir adanın karasularını Türkiye’ye veya Libya’ya devretmemektedir. Yunanistan’ın kara ülkesi üzerinde herhangi bir egemenlik iddiasında bulunmamaktadır.

Üstelik anlaşmayla belirlenen sınırlandırma hattı üzerinde Yunanistan’a ait hiçbir ada bulunmamaktadır! O halde Avrupa Birliği’ne soruyorum:

YUNANİSTAN’A AİT HANGİ ADANIN EGEMENLİĞİ İHLAL EDİLMİŞTİR?

HANGİ ADANIN KARASULARINA DOKUNULMUŞTUR?

HANGİ ADANIN ÜZERİNDEN TÜRKİYE-LİBYA SINIRLANDIRMA HATTI GEÇMEKTEDİR?

Bu sorulara Yunanistan’ın ada egemenliğinin ihlal edildiğini gösteren bir cevap verilemez. Çünkü tartışma adaların egemenliği değil, karasularının ötesindeki deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasıdır.

YUNANİSTAN’IN DENİZ YETKİ ALANI İDDİALARININ KABUL EDİLMEMESİ, YUNANİSTAN’IN ADALAR ÜZERİNDEKİ EGEMENLİĞİNİN İHLALİ DEĞİLDİR!

Bu iki kavramın birbirine karıştırılması, uluslararası hukukun siyasi amaçlarla çarpıtılmasıdır.

  1. FRANSA KENDİ ANA KARASININ KITA SAHANLIĞINI KORURKEN TÜRKİYE’NİN HAKLARINA NEDEN KARŞI ÇIKIYOR?

1977 İngiltere-Fransa Kıta Sahanlığı Tahkimi, uluslararası deniz hukukunda adaların sınırlandırma etkisi bakımından önemli bir örnektir. Fransa ana karasının önünde bulunan İngiltere’ye ait Manş Adaları’na, Fransa’nın ana kara kıta sahanlığını kesecek şekilde tam sınırlandırma etkisi tanınmamıştır. Bu adaların etkisi sınırlandırılmış ve Fransa ana karasının coğrafi konumu dikkate alınmıştır.

Bu karar, adaların her durumda ana karalarla aynı sınırlandırma etkisini doğurmadığını göstermektedir. Şimdi Avrupa Birliği’ne ve özellikle Fransa’ya soruyorum:

FRANSA KENDİ ANA KARASININ KITA SAHANLIĞINI İNGİLTERE’YE AİT ADALARA KESTİRMİYORSA, TÜRKİYE’NİN ANADOLU KITA SAHANLIĞINI YUNANİSTAN’A AİT ADALARA KESTİRMESİNİ NEDEN İSTİYOR?

Fransa’nın ana kara kıyıları bakımından dikkate alınan coğrafi şartlar, Türkiye’nin Anadolu kıyıları bakımından neden göz ardı edilmektedir?

ULUSLARARASI HUKUK DEVLETLERE GÖRE DEĞİŞTİRİLEMEZ!

HAKKANİYET AVRUPA BİRLİĞİ ÜYELERİNE AYRI, TÜRKİYE VE LİBYA’YA AYRI UYGULANAMAZ!

  1. AVRUPA BİRLİĞİ ULUSLARARASI MAHKEME DEĞİLDİR!

Türkiye-Libya Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılması Mutabakat Muhtırası, 27 Kasım 2019 tarihinde imzalanmış, 8 Aralık 2019 tarihinde yürürlüğe girmiş ve Birleşmiş Milletler’e kayıt edilmiştir. Bu anlaşma iki egemen devletin karşılıklı iradesinin ürünüdür. Avrupa Birliği anlaşmanın tarafı değildir. Uluslararası deniz yetki alanlarının sınırlandırılması konusunda kesin hüküm verme yetkisine sahip bir mahkeme de değildir.

AVRUPA BİRLİĞİ’NİN SİYASİ AÇIKLAMALARI, TÜRKİYE İLE LİBYA ARASINDAKİ ANLAŞMAYI KENDİLİĞİNDEN HÜKÜMSÜZ HALE GETİREMEZ!

Yunanistan’ın anlaşmaya itiraz etmesi başka, Avrupa Birliği’nin bu itirazı kesin bir hukuki hüküm gibi sunması başkadır. Avrupa Birliği, Yunanistan ve GKRY ile siyasi dayanışma gösterebilir. Ancak siyasi dayanışma, uluslararası hukuk adına hüküm verme yetkisi sağlamaz.

TÜRKİYE-LİBYA ANLAŞMASINI HUKUKSUZ İLAN ETMEK, YUNANİSTAN’IN DENİZ YETKİ ALANI İDDİALARINI ULUSLARARASI HUKUKUN YERİNE KOYMA GİRİŞİMİDİR!

  1. LİBYA’NIN EGEMEN İRADESİNE SAYGI GÖSTERİLMELİDİR!

Libya Temsilciler Meclisinin Türkiye-Libya Mutabakat Muhtırası’nı onaylaması, Libya’nın deniz yetki alanları üzerindeki haklarını koruma iradesi bakımından son derece önemli bir gelişmedir. Libya’nın Kuzey Afrika ana kara kıyılarından kaynaklanan deniz yetki alanları bulunmaktadır. Türkiye’nin de Anadolu ana kara kıyılarından kaynaklanan hakları bulunmaktadır. İki ülke, karşılıklı ana kara kıyılarından doğan haklarını esas alarak deniz yetki alanlarının sınırlandırılması konusunda anlaşmıştır.

LİBYA’NIN DENİZ YETKİ ALANLARI HAKKINDA KARAR VERME YETKİSİ BRÜKSEL’E AİT DEĞİLDİR!

Avrupa Birliği’nin Libya’nın egemen iradesini Yunanistan ve GKRY’nin siyasi taleplerine tabi kılmaya çalışması kabul edilemez. Türkiye ve Libya’nın deniz yetki alanlarına ilişkin hakları, Avrupa Birliği’nin siyasi onayına bağlı değildir.

SONUÇ: HUKUKSUZ OLAN ANLAŞMA DEĞİL, ULUSLARARASI HUKUKUN SİYASİ AMAÇLARLA ÇARPITILMASIDIR!

Avrupa Birliği’ne ve Yunanistan’a bir kez daha soruyorum:

TÜRKİYE İLE LİBYA’NIN KARŞILIKLI ANA KARA KIYILARI YOK MUDUR?

ANLAŞMAYLA BELİRLENEN SINIRLANDIRMA HATTI ÜZERİNDE YUNANİSTAN’A AİT HERHANGİ BİR ADA VAR MIDIR?

YUNANİSTAN’A AİT HANGİ ADANIN KARASULARINA DOKUNULMUŞTUR?

YUNANİSTAN BİR TAKIMADA DEVLETİ MİDİR?

ULUSLARARASI YARGI KARARLARINDA DİKKATE ALINAN HAKKANİYET, COĞRAFYANIN ÜSTÜNLÜĞÜ, KAPATMAMA VE ORANTILILIK İLKELERİNE DAYANAN BİR SINIRLANDIRMAYI HANGİ HUKUKİ GEREKÇEYLE HÜKÜMSÜZ İLAN EDİYORSUNUZ?

Türkiye ile Libya’nın karşılıklı ana kara kıyıları bulunmaktadır. Anlaşmayla belirlenen sınırlandırma hattı üzerinde Yunanistan’a ait hiçbir ada bulunmamaktadır. Yunanistan’a ait adaların egemenliğine ve karasularına dokunulmamaktadır.

Yunanistan bir takımada devleti değildir. Türkiye-Libya Mutabakat Muhtırası, karşılıklı ana kara kıyılarının coğrafi gerçekliği ve uluslararası deniz hukukunun sınırlandırma ilkeleri esas alınarak hazırlanmıştır.

Mavi Vatan’dan vazgeçilmez

Bu anlaşmaya hukuksuz demek, hukuki bir tespit değil, siyasi bir çarpıtmadır! Avrupa Birliği, Yunanistan Ve GKRY’nin siyasi iddialarını uluslararası hukukun yerine koyamaz! Türkiye ile Libya’nın egemen iradelerini siyasi açıklamalarla ortadan kaldıramaz! Uluslararası deniz hukukunun ilkeleri Yunanistan için başka, Türkiye ve Libya için başka uygulanamaz! Türkiye-Libya deniz yetki alanları mutabakat muhtırası, karşılıklı ana kara kıyılarının coğrafi gerçekliğine, hakkaniyete ve uluslararası deniz hukukunun sınırlandırma ilkelerine dayanan meşru bir anlaşmadır!'

Okumaya devam et

Pusholder

Senin gündemin

Okuma seçenekleri

Push AIÖzet

PusholderKaynakta oku
gzt.com