GZT
Haber akışına dön

Amiral Prof. Dr. Cihat Yaycı Değerlendirdi: Mavi Vatan’da Tarihi Zafer! Libya İle Denizden Komşuyuz, Denizden Kardeşiz

Amiral Prof. Dr. Cihat Yaycı Değerlendirdi: Mavi Vatan’da Tarihi Zafer! Libya İle Denizden Komşuyuz, Denizden Kardeşiz

Doğu Akdeniz'de dengeleri değiştiren tarihi adım. Libya Temsilciler Meclisi, Türkiye ile 2019 yılında imzalanan deniz yetki alanları mutabakatını oy birliğiyle onayladı. GZT Youtube Harita Programı yorumcusu Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı, Yunanistan'ın asılsız iddialarını çürüten ve Akdeniz'deki planlarına ağır darbe vuran bu gelişmeyi "Mavi Vatan mücadelesinde tarihi bir zafer" olarak değerlendirdi. İşte 2011'den bugüne uzanan o sürecin bilinmeyenleri...

Libya Temsilciler Meclisi'nin, 27 Kasım 2019 tarihinde imzalanan Türkiye-Libya Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılması Mutabakat Muhtırası'nı oy birliğiyle onaylaması Doğu Akdeniz'de dengeleri yeniden şekillendirdi. GZT Youtube Harita Programı yorumcusu Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı, Libya'dan gelen bu haberi "Mavi Vatan mücadelesinde tarihi öneme sahip bir gelişme" olarak nitelendirerek sürecin tüm detaylarını değerlendirdi.

20 Ekim 2026 tarihinde Libya'dan gelen haber, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki stratejik konumunu perçinledi. Libya'nın doğusunda yer alan Temsilciler Meclisi, yalnızca 2019'da imzalanan deniz yetki alanları sınırlandırma anlaşmasını oy birliğiyle onaylamakla kalmadı; aynı zamanda 2020 yılında Türkiye ile imzalanan mutabakatların onaylanmasını reddeden ve Türkiye ile siyasi ilişkilerin kesilmesini öngören kararını da yine oy birliğiyle kaldırdı.

Sürecin mimarlarından Prof. Dr. Cihat Yaycı, bu gelişmenin sıradan bir parlamento kararı olmadığını belirterek, “Bu karar, Türkiye ile Libya’nın denizden komşuluğunu yok saymaya çalışanlara, iki ülke arasındaki anlaşmayı geçersiz göstermeye uğraşanlara ve Türkiye’yi Akdeniz’de yalnızlaştırmak isteyenlere verilmiş son derece güçlü bir siyasi cevaptır.” değerlendirmesinde bulundu.

Süreç nasıl başladı? İlk makale, ilk haritalar ve yıllarca süren mücadele

Türkiye ile Libya arasındaki deniz yetki alanları anlaşmasının 2019 yılında birdenbire ortaya çıkmadığını, bilimsel ve hukuki hazırlıklarının yıllar öncesine dayandığını belirten Yaycı, sürecin başlangıcını şu sözlerle aktardı:

Libya’nın 27 Mayıs 2009'da münhasır ekonomik bölge ilan edip sınırlandırma anlaşmalarına açık olduğunu bildirmesinin Türkiye için bir fırsat yarattığını belirten Yaycı, 2011 yılında Güvenlik Stratejileri Dergisi’nde yayımlanan “Doğu Akdeniz’de Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasında Libya’nın Rolü ve Etkisi” başlıklı makalesiyle bu durumu bilimsel temellere oturttu. Yaycı; Türkiye'nin Marmaris, Fethiye ve Kaş kıyıları ile Libya'nın Derne, Tobruk ve Bordiya kıyılarının karşılıklı olduğunu hazırladığı haritalarla kanıtladı.

O tarihte Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki münhasır ekonomik bölgesinin yaklaşık 145 bin kilometrekare olarak hesaplandığına dikkat çeken Yaycı, hakkaniyet esasları dikkate alındığında bunun asgari 189 bin kilometrekareye ulaşması gerektiğini ve Libya ile yapılacak anlaşmanın Türkiye'ye yaklaşık 8.900 kilometrekarelik ilave deniz yetki alanı sağlayabileceğini ispatladı.

Sayın Cumhurbaşkanımızın tarihi takdiri ve siyasi iradesi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 22 Aralık 2019'da Gölcük Tersane Komutanlığında yaptığı konuşmada kendi çalışmalarını bizzat zikrettiğini hatırlatan Yaycı, bunun kendisi için büyük bir onur olduğunu ifade etti. Ancak devlet politikası için siyasi iradenin şart olduğunun altını çizen Yaycı, “Bilimsel çalışma ne kadar doğru olursa olsun, onu devlet politikasına dönüştürecek güçlü bir siyasi irade bulunmadıkça sonuç alınamaz. Türkiye-Libya Deniz Yetki Alanları Anlaşması’nın imzalanmasını sağlayan, Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın ortaya koyduğu kararlı siyasi iradedir.” ifadelerini kullandı.

Anlaşma zaten hukuken geçerliydi! Yunanistan’ın iddiası yanlıştı

Yunanistan'ın yıllardır Libya Temsilciler Meclisi'nin onayı bulunmadığını gerekçe göstererek anlaşmanın geçersiz olduğunu iddia ettiğini vurgulayan Yaycı, anlaşmanın aslında 8 Aralık 2019'da yürürlüğe girdiğini ve Birleşmiş Milletler Antlaşmalar Koleksiyonunda 56119 kayıt numarasıyla yer aldığını hatırlattı.

Yaycı hukuki durumu şu sözlerle özetledi: “Türkiye-Libya Deniz Yetki Alanları Anlaşması, 20 Ekim 2026 tarihinde geçerlilik kazanmamıştır. Zaten geçerliydi! 2026 yılındaki parlamento kararı, 2019 Anlaşması’na ilk kez hukuki hayat vermemiştir. Libya’nın doğusundaki siyasi makamların da anlaşmayı kabul etmesini sağlamıştır. Yunanistan’ın yıllardır kullandığı önemli bir siyasi itiraz dayanağı artık ortadan kalkmıştır.”

Yunanistan’ın Anadolu’yu Akdeniz’den koparma hesaplarına ağır darbe

Yunanistan'ın temel yaklaşımının; Girit, Kaşot, Kerpe, Rodos ve Meis adalarını esas alarak Anadolu'nun güneyindeki geniş deniz alanlarında hak iddia etmek ve Türkiye'yi Antalya Körfezi çevresindeki 41 bin kilometrekarelik alana sıkıştırmak olduğunu belirten Yaycı, “Anadolu’nun kıta sahanlığı, Yunan adaları nedeniyle ortadan kalkmaz!” diyerek bu politikanın çöktüğünü ifade etti. Libya Temsilciler Meclisinin onayıyla, Yunanistan'ın Libya'yı Türkiye'ye karşı kullanma hesabının büyük bir stratejik darbe aldığı vurgulandı.

Libya da kazanıyor! Çünkü Yunanistan’ın talepleri Libya’nın da haklarını daraltıyor

Yaycı, anlaşmanın sadece Türkiye'nin değil, Libya'nın da haklarını koruyan ortak bir kalkan olduğuna dikkat çekti. Yunanistan'ın azami deniz alanı taleplerinin Libya'nın da alanlarını daralttığını belirten Yaycı, “Türkiye ile Libya’nın çıkarları birbirine karşı değil, birbirini tamamlayan çıkarlardır. İki ülke birbirinin deniz yetki alanlarını daraltmak için değil, karşılıklı haklarını korumak için anlaşmıştır.” dedi.

GKRY’nin Kıbrıs Türklerini yok sayan politikasına karşı önemli bir gelişme

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin (GKRY) Mısır, Lübnan ve İsrail ile geliştirdiği işbirlikleriyle Türkiye'yi dışlamaya çalıştığını hatırlatan Yaycı, Kıbrıs Türklerinin haklarının yok sayılamayacağının altını çizdi. Türkiye-Libya Anlaşmasının, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki pozisyonunun batı bölümünü güçlendirerek GKRY ve Yunanistan'ın dışlayıcı siyasetine karşı büyük bir stratejik engel oluşturduğunu belirtti.

İsrail’in Yunanistan ve GKRY ile kurduğu denklem ne olacak?

İsrail doğal gazının Avrupa'ya taşınmasına yönelik Yunanistan ve GKRY güzergahlı projelerin jeopolitik sonuçlarına da değinen Yaycı, “İsrail’in enerji projeleri de Yunanistan’ın deniz yetki alanı talepleri de GKRY’nin tek taraflı girişimleri de Türkiye ile Libya’nın haklarını yok sayan bir anlayış üzerine kurulamaz.” uyarısında bulunarak Türkiye-Libya denizden komşuluğunun göz ardı edilemeyeceğini kaydetti.

Türkiye’nin Libya’nın hem doğusunda hem batısında etkili olduğunun ispatı

2019'da mutabakat Trablus'taki Ulusal Mutabakat Hükümeti ile imzalandığında doğudaki siyasi makamların buna karşı çıktığını ve ilişkileri kesme kararı aldığını hatırlatan Yaycı, gelinen noktanın Türk diplomasisinin başarısı olduğunu belirtti: “Türkiye, Libya’nın batısıyla da doğusuyla da konuşabilen, işbirliği geliştirebilen ve ortak çıkarlar oluşturabilen bir devlettir. Türkiye Libya’nın bir tarafının değil, Libya’nın tamamının dostudur!”

Libya kardeş devlettir! Akdeniz bizi ayırmaz, birleştirir

Türkiye ile Libya arasındaki ilişkilerin yalnızca enerji ve deniz alanlarıyla sınırlı kalmadığını, Atatürk'ün Trablusgarp mücadelesinden 1974 Kıbrıs Barış Harekatı'ndaki Libya desteğine kadar asırlık bağlara dayandığını belirten Yaycı, Akdeniz'in iki ülkeyi ayıran değil birleştiren bir deniz olduğunu vurguladı.

2011’de yazılan makaleden 2026’daki oy birliğine

Yaycı, 2011'deki akademik vizyonun 2026'da tam bir mutabakata dönüşmesinin tarihi bir süreç olduğunu ifade ederek, “Bilimsel bir çalışmanın devlet politikasına, devlet politikasının uluslararası anlaşmaya, uluslararası anlaşmanın da yıllar sonra Libya’nın doğusunda ve batısında geniş siyasi kabule dönüşmesi gerçekten tarihi bir süreçtir.” sözleriyle haklı davalarda kararlılığın ve sabrın önemine dikkat çekti.

Son söz: Mavi Vatan’da haklarımızı savunmaktan vazgeçmeyeceğiz!

Değerlendirmesinin sonunda Cumhurbaşkanı Erdoğan'a ve emeği geçen tüm devlet görevlilerine teşekkür eden Prof. Dr. Cihat Yaycı, Libya Temsilciler Meclisini ve Libya halkını da tebrik etti. Ülkesine hizmet etmiş bir Türk denizcisi olarak büyük gurur duyduğunu söyleyen Yaycı, sözlerini şu tarihi mesajla tamamladı:

“Türkiye’nin denizlerdeki hakları pazarlık konusu yapılamaz. Çünkü Libya’nın denizlerdeki hakları yok sayılamaz. Çünkü coğrafya değiştirilemez. Ve çünkü Türkiye ile Libya’nın tarihi kardeşliği, başka devletlerin siyasi hesaplarına kurban edilemez. TÜRKİYE İLE LİBYA DENİZDEN KOMŞUDUR! TÜRKİYE İLE LİBYA DENİZDEN KARDEŞTİR! MAVİ VATAN VATANDIR!”

Okumaya devam et

Pusholder

Senin gündemin

Okuma seçenekleri

Push AIÖzet

PusholderKaynakta oku
gzt.com