Türkiye'den yasa dışı yollarla yurt dışına çıkarılan 100 tarihi eser, ABD ile yürütülen hukuki ve bilimsel çalışmaların ardından ait oldukları topraklara döndü. İade edilen eserler arasında yaklaşık 70 yıl önce Tokat'tan kaçırılan 40 arkeolojik buluntu ile Burdur'daki Düver Antik Yerleşimi'ne ait 44 mimari levha bulunuyor. Roma imparatorlarına ait heykellerin onlarca yıl sonra yeniden bir araya getirildiği "Kaçış Yok: Boubon" sergisi de İstanbul Arkeoloji Müzelerinde açıldı.
Anadolu'nun 100 Tarihi Eseri ABD'den Türkiye'ye Döndü: 70 Yıllık Ayrılık Sona Erdi

Anadolu'nun binlerce yıllık kültürel mirasının yurt dışına kaçırılan önemli parçaları Türkiye'ye geri kazandırıldı. ABD'deki müze ve özel koleksiyonlara dağılmış 100 kültür varlığı, uzun yıllara yayılan arşiv araştırmaları, bilimsel incelemeler ve uluslararası iş birliği sonucunda Türkiye'ye iade edildi.
İstanbul Arkeoloji Müzelerinde düzenlenen programda tanıtılan eserler arasında Erken Tunç Çağı'ndan Roma dönemine uzanan farklı uygarlıklara ait arkeolojik buluntular yer aldı.
HOROZTEPE'NİN 40 ESERİ 70 YIL SONRA YUVASINDA
İade edilen eserlerin en dikkat çekici bölümünü, Tokat'ın Erbaa ilçesindeki Horoztepe'den kaçırılan 40 tarihi eser oluşturuyor.
MÖ 2300-2000 yıllarına tarihlenen ve Erken Tunç Çağı Anadolu'sunun gelişmiş metal işçiliğini yansıtan eserler arasında törensel müzik aletleri, silahlar ve metal kaplar bulunuyor.
1953 yılında Horoztepe'de gerçekleştirilen kaçak kazılarla bağlantılı olduğu belirlenen eserlerin izleri, arkeolog Prof. Dr. Tahsin Özgüç'ün araştırmaları sayesinde sürüldü.
Eserlerin üretim teknikleri, biçimleri ve tarihsel özellikleri karşılaştırılırken, kaçak kazı kayıtları ve uluslararası koleksiyon belgeleri de incelendi. Böylece yaklaşık 70 yıl önce Anadolu'dan koparılan 40 eser yeniden Türkiye'ye kazandırıldı.
GETTY MÜZESİNDEKİ 44 TARİHİ ESER DE GERİ ALINDI
Türkiye'ye iade edilen bir diğer önemli eser grubu ise Burdur'un Düver köyü kökenli 44 pişmiş toprak mimari levhadan oluşuyor.
MÖ 6. yüzyıla tarihlenen Arkaik Dönem eserleri, antik yapılarda çatı ve dış cephe kaplamalarında kullanılıyordu.
ABD'deki J. Paul Getty Müzesinin koleksiyonunda bulunan levhaların Anadolu kökenli olduğu, bezeme özellikleri, biçimleri ve arşiv belgeleri üzerinden yürütülen araştırmalarla ortaya konuldu.
Düver'e ait eserlerin daha önce 2022 yılında ABD'den, 2024 yılında Danimarka'dan ve 2025 yılında Virginia Güzel Sanatlar Müzesinden iade edilen parçalarla birlikte değerlendirilmesi planlanıyor.
Son iadeyle birlikte Düver'in farklı ülkelere dağılmış kültürel mirasının önemli bir bölümü yeniden bir araya getirilecek.
1976 TARİHLİ TUTANAK TARİHİ ESERİN İZİNİ ORTAYA ÇIKARDI
İade edilen 100 eser arasında Aphrodisias Antik Kenti'ne ait bir portre de bulunuyor. Portrenin Türkiye'ye dönüşünde yaklaşık yarım asır önce hazırlanan bir olay yeri tutanağı belirleyici oldu. 1976 tarihli tutanakta, tespit edilen eserlerin dışında başka tarihi eserlerin de çalındığına ilişkin savcılık kaydı, yıllar sonra yürütülen araştırmalara önemli bir kanıt sağladı.
Arşiv belgeleri, eski koleksiyon kayıtları ve arkeolojik bulguların birlikte incelenmesiyle eserin geçmişi aydınlatıldı ve iade talebi somut delillerle desteklendi.
Türkiye'ye dönen diğer kültür varlıkları arasında tiyatro maskları ve tanrıça heykelcikleri de yer alıyor.
ROMA İMPARATORLARININ PARÇALANAN HEYKELLERİ YENİDEN BULUŞTU
İadelerle birlikte İstanbul Arkeoloji Müzelerinde açılan "Kaçış Yok: Boubon" sergisi, Anadolu'dan kaçırılan Roma dönemi heykellerinin hikâyesini gözler önüne seriyor. Burdur'un Gölhisar ilçesine bağlı İbecik köyü yakınlarındaki Boubon Antik Kenti'nde bulunan bronz heykeller, 1960'lı yıllarda gerçekleştirilen kaçak kazılar sonucunda yurt dışına çıkarılmıştı.
Roma imparatorları ve imparatorluk ailesinin onurlandırıldığı Sebasteion yapısındaki heykellerin başları, gövdeleri ve uzuvları farklı ülkelere ve koleksiyonlara dağılmıştı.
Yıllar süren araştırmaların ardından Türkiye'ye kazandırılan eserler arasında Marcus Aurelius, Lucius Verus, Septimius Severus ve Caracalla ile ilişkilendirilen heykeller de bulunuyor.
Birbirinden koparılan bu eserler, açılan sergiyle yeniden aynı kültürel bütünlük içinde ziyaretçilerle buluşuyor.
JALE İNAN'IN ARAŞTIRMALARI İADENİN YOLUNU AÇTI
Boubon heykellerinin Anadolu'ya ait olduğunun ortaya çıkarılmasında, arkeolog Prof. Dr. Jale İnan'ın yıllar önce başlattığı bilimsel çalışmalar belirleyici rol oynadı. İnan'ın antik yazıtları, heykel kaidelerini ve yurt dışındaki müze koleksiyonlarını karşılaştırarak yürüttüğü araştırmalar, eserlerin kökenlerinin belirlenmesinde temel oluşturdu.
Gazeteci ve yazar Özgen Acar'ın yıllar boyunca sürdürdüğü araştırmalar ile The New York Times gazetecileri Graham Bowley ve Tom Mashberg'in çalışmaları da eserlerin izinin sürülmesine katkı sağladı.
İade sürecinde İbecik köyü sakinlerinin tanıklıklarına yeniden başvuruldu. Eski fotoğraflar, müze kayıtları ve heykeller üzerindeki fiziksel izler karşılaştırıldı.
Marcus Aurelius heykelinin ayak izlerinin antik kaidedeki bağlantı noktalarıyla örtüşmesi, eserlerin Boubon kökenini destekleyen önemli kanıtlardan biri oldu. Toprak ve kurşun izotop analizleri de araştırma sonuçlarını güçlendirdi.
ABD'DEKİ MÜZAYEDE SATIŞI DURDURULDU
Eserlerin Türkiye'ye dönüşünde ABD makamlarıyla yürütülen iş birliği de etkili oldu. Mayıs 2026'da ABD'deki bir müzayede evinde satışa çıkarılan Anadolu kökenli eserlerin izine ulaşılması üzerine hazırlanan bilimsel belgeler, Manhattan Bölge Savcılığı ve ABD İç Güvenlik Soruşturmaları Birimi (HSI) ile paylaşıldı.
Yürütülen çalışmalar sonucunda eserlerin satışı durduruldu ve Türkiye'ye iadeleri sağlandı.
İstanbul'daki tanıtım programına Manhattan Bölge Savcı Yardımcısı Matthew Bogdanos da katıldı. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı, uluslararası kolluk birimleri ve bilim insanlarının ortak çalışmalarıyla yürütülen süreçte, tarihi eserlerin Türkiye'ye güvenli biçimde ulaştırılması Türk Hava Yollarının desteğiyle gerçekleştirildi.
Öte yandan Boubon Antik Kenti'nde 2023 yılında yeniden başlayan arkeolojik kazılar da devam ediyor. Burdur Arkeoloji Müzesinin koordinasyonunda yürütülen çalışmalarla, yurt dışına kaçırılmış eserlerin tarihsel bağlamının daha ayrıntılı biçimde ortaya çıkarılması hedefleniyor.












