Yeniçağ
Haber akışına dön

Arnavutluk'taki Bektaşi Devleti Planına Türkiye Ve Balkanlar'dan Tepki: Tiran'da Karşı Çıktılar

Arnavutluk'taki Bektaşi Devleti Planına Türkiye Ve Balkanlar'dan Tepki: Tiran'da Karşı Çıktılar

Arnavutluk Başbakanı Edi Rama'nın 2024 yılında duyurduğu bağımsız Bektaşi devleti projesi, Türkiye ve Balkanlar'daki Alevi-Bektaşi temsilcilerinin tepkisini çekti. Tiran'da 25 Ekim'de düzenlenen forumda, projenin dinî topluluklar üzerindeki etkileri ve uluslararası siyasi boyutu tartışıldı.

Odatv yazarı Mustafa İlker Yücel, yazısında toplantıdan izlenimlerini aktarırken projenin geçmişine, ABD'li isimlerin yürüttüğü temaslara ve Arnavutluk'un İsrail ile gelişen ilişkilerine dikkat çekti. Yücel, Bektaşiliğin İslam'dan ayrı bir din olarak tanımlanmasına yönelik geçmişteki girişimleri de hatırlattı.

TİRAN'DA BAĞIMSIZ BEKTAŞİ DEVLETİ PLANI

Arnavutluk Başbakanı Edi Rama, Eylül 2024'te Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada, başkent Tiran'da bağımsız bir Bektaşi devleti kurulması planını açıklamıştı.

Proje kapsamında Dünya Bektaşi Merkezi'nin bulunduğu yaklaşık 11 hektarlık alanın, "Bektaşi Tarikatı Egemen Devleti" adıyla ayrı bir yapıya dönüştürülmesi öngörülüyor.

Vatikan'ın yaklaşık dörtte biri büyüklüğünde olması planlanan devletin kendi sınırlarına, pasaportlarına ve yönetimine sahip olması hedefleniyor. Dinî ve siyasi liderliğini ise 2011 yılından bu yana Dünya Bektaşi Merkezi'nin başında bulunan Baba Mondi'nin (Hacı Dede Edmond Brahimaj) üstlenmesi planlanıyor.

Rama, girişimin dinî hoşgörü, ılımlılık ve barış içinde bir arada yaşamayı güçlendireceğini savunuyor.

ABD'Lİ İSİMLERİN TEMASLARINI GÜNDEME GETİRDİ

Yücel, yazısında Bektaşi devleti projesine ilişkin uluslararası basında yayımlanan haberleri de ele aldı.

Fransız Intelligence Online'ın 18 Ağustos tarihli haberinde, projenin hayata geçirilmesi için hazırlıkların hızlandığı, para birimi, pasaport ve diplomatik temsilcilikler üzerinde çalışıldığı öne sürüldü.

Haberde, eski ABD Başkanı Bill Clinton'ın siyasi danışmanlarından Christopher Hyland ile Arnavut kökenli iş insanı Hazis Vardar'ın süreçte etkin rol oynadığı belirtildi.

Hollanda'nın NRC gazetesi de 24 Ağustos'ta Hyland'ın projedeki faaliyetlerine yer verdi. Hyland'ın, bağımsız Bektaşi devletinin kurulmasına hiç olmadığı kadar yaklaşıldığını savunduğu aktarıldı.

ABD Başkanı Donald Trump'ın özel temsilcisi Paolo Zampolli'nin ise 7 Eylül'de Tiran'da Baba Mondi ile görüştüğü, projeyi hem Arnavutluk Başbakanı Rama'dan hem de Bektaşi liderinden dinlediğini açıkladığı belirtildi.

İSRAİL İLE İLİŞKİLER DE YAZIDA YER ALDI

Köşe yazısında Arnavutluk ile İsrail arasında son dönemde gelişen diplomatik ilişkilere de değinildi.

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Sa'ar'ın 12 Ekim'de Tiran'ı ziyaret ederek Başbakan Edi Rama, Dışişleri Bakanı Ferit Hoxha ve Meclis Başkanı Niko Peleshi ile görüştüğü hatırlatıldı.

Ziyaret kapsamında iki ülke arasında kapsamlı bir iş birliği anlaşması imzalandığı belirtildi.

Yücel, ABD'li isimlerin temasları ile İsrail-Arnavutluk ilişkilerindeki gelişmeleri Bektaşi devleti tartışmaları çerçevesinde değerlendirdi. Ancak bu temasların projeyle doğrudan bağlantılı olduğuna ilişkin doğrulanmış bir bulgu sunulmadı.

19 İSİM TİRAN'DAKİ FORUMDA BULUŞTU

İHH İnsani Yardım Vakfı ile İNSAMER tarafından 25 Ekim'de Tiran'da düzenlenen foruma Türkiye ve Balkan ülkelerinden Alevi-Bektaşi temsilcileri, dinî liderler ve akademisyenlerden oluşan 19 kişi katıldı.

Forumun başkanlığını üstlenen İHH Mütevelli Heyeti Üyesi Osman Atalay, bağımsız Bektaşi devleti önerisinin Arnavutluk'taki farklı dinî topluluklar arasında huzursuzluğa neden olduğunu söyledi.

Projenin Ortodoks, Katolik, Sünni ve Bektaşi toplulukları arasında yeni ayrışmalar oluşturabileceğini savunan Atalay, bağımsız devlet yerine ortak bir kurumsal yapı kurulmasını önerdi.

Atalay, "Uluslararası siyasetin etkisinde kalmadan kapsayıcı bir Balkan Bektaşi Meclisi kurmak neden mümkün olmasın?" ifadelerini kullandı.

"DİN DEVLET OLURSA DİN OLMA ÖZELLİĞİNİ KAYBEDER"

Toplantıda söz alan Arnavutluk Halveti Tarikatı lideri Şeyh Hysen Ali Hormova, Bektaşiliğin İslam kültürü içerisindeki tarihsel konumuna dikkat çekti.

Hacı Bektaş Veli'den Dede Reşat Bardhi'ye uzanan geleneğin İslam dünyasına önemli katkılar sunduğunu belirten Hormova, Osmanlı dönemindeki Bektaşi tekkelerinin ibadet mekânı olmanın yanında eğitim, sanat ve kültür alanlarında da faaliyet gösterdiğini anlattı.

"Din devlet olursa din olma özelliğini kaybeder" diyen Hormova, bağımsız bir dinî devlet kurulmasının Arnavutluk'taki inanç toplulukları arasında eşitlik tartışmalarına yol açabileceği uyarısında bulundu.

Bektaşiliğin İslam'dan ayrı bir din olarak tanımlanmasına karşı çıkan Hormova, Bektaşilerin Hz. Muhammed'i peygamber, Kur'an-ı Kerim'i ise kutsal kitap olarak kabul ettiğini vurguladı.

"ALEVİ TOPLUMUNUN BÖLÜNMESİNE YOL AÇAR"

Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Genel Sekreteri Ali Rıza Özkan da bağımsız Bektaşi devleti girişimine karşı çıktı.

Alevilik ve Bektaşiliğin Anadolu'daki tarihsel köklerine işaret eden Özkan, Hacı Bektaş Veli geleneğinin 13. yüzyıldan itibaren farklı coğrafyalara yayıldığını hatırlattı.

Kurulması planlanan devletin gerçek anlamda siyasi veya askerî güç sağlamayacağını, daha çok sembolik bir niteliğe sahip olacağını savunan Özkan, girişimin Alevi-Bektaşi topluluklarının birliğine zarar verebileceğini söyledi.

Özkan, projenin Alevi toplumunun parçalanmasına ve ortak birliğin oluşturulmasının engellenmesine yol açabilecek sonuçlar taşıdığını belirtti.

"ÇİZİLEN İSTİKAMET YANLIŞ"

Tahtacı Kültür Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Yolcu Bilginç ise "Çizilen istikamet yanlış" diyerek projeye tepki gösterdi.

Arnavutluk nüfusunun yaklaşık 2,5 milyon olduğunu belirten Bilginç, ülkedeki Müslüman ve Bektaşi nüfusuna ilişkin tahminlerini Türkiye'deki Alevi-Bektaşi nüfusuyla karşılaştırdı.

Türkiye'de 25-30 milyon Alevi-Bektaşi vatandaş bulunduğunu öne süren Bilginç, Arnavutluk'taki Bektaşiler adına alınacak bir kararın bütün Bektaşi toplumunu temsil edip edemeyeceğini sorguladı.

Hacı Bektaş Veli'nin Nevşehir'in Hacıbektaş ilçesindeki tarihsel mirasına dikkat çeken Bilginç, ABD, İsrail ve İngiltere gibi ülkelerin dinî topluluklara yönelik siyasi planları bulunduğunu da iddia etti.

AKADEMİSYENLERDEN BALKANLAR İÇİN UYARI

Kuzey Makedonya Kalkandelen Devlet Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Süleyman Baki, Arnavutluk'ta Bektaşi devleti kurulması düşüncesinin Osmanlı Devleti'nin son döneminde de tartışıldığını ancak uygulamaya geçirilmediğini söyledi.

Baki, benzer bir girişimin günümüzde Balkanlar'daki Müslüman topluluklara ve Türkiye'ye yarar sağlamayacağını savundu. Mevlevilik, Kadirilik, Halvetilik ve Bektaşilik gibi tasavvuf geleneklerinin Balkanlar'daki tarihsel rolüne de değindi.

Dr. Ajni Sinani, devletlerin egemenliklerini paylaşmayacağını belirterek projenin ayrıştırıcı sonuçlar doğurabileceğini ifade etti.

Arnavut akademisyen Enis Sulstarova, projenin kamuoyundan gizli biçimde hazırlanmasını eleştirirken ilahiyatçı Justinian Topulli, dinî hoşgörünün güçlendirilmesi için bağımsız bir Bektaşi devletine ihtiyaç bulunmadığını söyledi.

Milazim Krasniqi girişimi Arnavutların ulusal bütünlüğü açısından sakıncalı bularak "bir siyasi komplo" şeklinde nitelendirdi.

Gazeteci Basir Çolaku ise "Bölücü bir devletin kurulmasını konuşuyoruz. Sabah erken kalkan ülke kurmamalı. Balkanlarda bu çok tehlikeli bir süreç" dedi.

Tarihçi Behar Kaçeli, İslam'ın liberalleştirilmek istendiğini savunurken tarihçi Syugry Hysi, projeyi gündeme getirenlerin dinî amaçlardan çok siyasi hedefler taşıdığını ileri sürdü.

İNSAMER araştırmacısı Riad Domazeti de girişimin Müslüman toplulukları bölmeye yönelik olduğunu iddia etti.

1993'TEKİ "AYRIK OTU" TARTIŞMASINI HATIRLATTI

Yücel, köşe yazısında 1993 yılında İstanbul'da düzenlenen ve farklı dinlerin temsilcilerini bir araya getiren toplantıya da yer verdi.

Toplantıya Türkiye Diyanet İşleri Başkanı, Vatikan temsilcileri, İstanbul Ortodoks Kilisesi Patriği Bartholomeos ve İsrail Başhahamı'nın yanı sıra Arnavutluk'tan dinî temsilciler de katılmıştı.

Arnavut diplomat Mal Berisha'nın aktardığına göre, dönemin Arnavutluk Ortodoks Kilisesi Başpiskoposu Anastasios Jannulatos, Arnavut Bektaşiliğinin yeni bir tek tanrılı din olarak tanımlanmasını önermişti.

Bu öneriye karşı çıkan Bektaşi Dedebabası Reşat Bardhi, "Ülkeme en ufak zarar verecek bir fiilin parçası olmam. Ben Bektaşiyim. İslam inancına mensubum…" sözleriyle tartışmaya müdahale etmişti.

Berisha, söz konusu girişimi "Birliğimize karşı ayrık otu tohumu ekilmek istendi" ifadeleriyle değerlendirmişti.

Yücel de yazısının sonunda 1993 yılındaki tartışmalar ile günümüzdeki bağımsız Bektaşi devleti projesi arasında bağlantı kurdu.

Bektaşiliğin İslam'dan ayrı bir din olarak tanımlanması düşüncesinin bugün bağımsız devlet projesiyle yeniden gündeme geldiğini savunan Yücel, girişimin arkasındaki siyasi amaçların sorgulanması gerektiğini belirtti.

Okumaya devam et

Pusholder

Senin gündemin

Okuma seçenekleri

Push AIÖzet

PusholderKaynakta oku
yenicaggazetesi.com