Cumhuriyet
Haber akışına dön

Atatürk'ün Çocuk Sarayı

Atatürk'ün Çocuk Sarayı

Cumhuriyetin ilk yıllarında çocuklara verilen değerin en somut simgelerinden biri Ankara’daki 'Çocuk Sarayı'ydı... Araştırmacı yazar Serap Yeşiltuna’yla “Atatürk’ün Çocuk Sarayı” kitabından hareketle bugün büyük ölçüde unutulan bu mirası konuştuk.

ÖMÜR KURT

[email protected]

Araştırmacı yazar Serap Yeşiltuna, erken Cumhuriyet döneminin çocuklara bakışıyla ilgili çok önemli bir tarihi çalışma hazırladı ve “Atatürk’ün Çocuk Sarayı” kitabında, bir zamanlar Çocuk Esirgeme Kurumu’nun isminin “Çocuk Sarayı” olduğunu hatırlattı.

Yani Atatürk’ün devrinde çocuklar “saraylara layık” bulunuyordu.

Yeşiltuna’yla “Atatürk’ün Çocuk Sarayı” kitabından hareketle bugün büyük ölçüde unutulan bu mirası konuştuk...

  • “Çocuk Sarayı” nasıl ortaya çıkmış?

Çocuk Sarayı 1921’de sayıları yüz binlere ulaşan öksüz ve yetim çocuğun barınması amacıyla kurulan Himayeyi Etfal Cemiyeti’nin (Çocuk Esirgeme Kurumu) genel merkezi ve hizmet binası olarak inşa edilmiş. Ankara Ulus’ta Anafartalar Caddesi üzerinde yer alan binanın açılışı 1927 yılında yapılmış.

Havuzu, sineması, oyun bahçesiyle bir yerleşke olarak tasarlanmış ve özenle tasarlanmış. Üstelik konferans salonu da bugün hâlâ kullanılıyor. Saltanat kaldırılmış, artık saraylar devri kapanmıştır. Padişahın değil, ulusun egemenliği söz konusudur. Bu binaya “saray” denmesinin ise bir tek nedeni vardır, o da ülkenin geleceği olan çocuklar… Nitekim “Çocuk Sarayı” Cumhuriyetin çocuk politikasının en simgesel dışavurumudur.

  • Çocuk Sarayı’nda neler vardı?

Orası bir eğitim yuvasıydı, bir hastaneydi, diş kliniğiydi, kütüphaneydi, havuz ve oyun alanıydı, yeterli sütü olmayan anne ve ailelere süt dağıtan bir “süt damlası” kurumuydu. Çocuklar için konser, tiyatro ve film gösterimleri düzenlenir, sağlık hizmetleri verilir, zaman zaman da anneler için eğitim verilirdi. Çocuk Sarayı yalnızca çocuğu değil, kadını da korur ve gözetirdi. “Önce çocuklar ve kadınlar” diyen Cumhuriyetin en simgesel binalarından biriydi.

Kuruluşundan itibaren Himayeyi Etfal Cemiyeti’nin üzerinde en çok emeği olan kişi, uzun yıllar müdürlüğünü de yapan Doktor Fuat Umay’dır. Atatürk tarafından, ona Umay soyadının verilmiş olması da anlamlıdır. Umay, Türk mitolojisinde çocukların ve kadınların koruyucusu anlamına gelir ve Fuat Umay da tıpkı mitlerde geçen “umay”lar gibi doğumdan itibaren çocukları korumaya almış, annelere yardım elini uzatmıştır.

  • Sonra ne oldu peki? Neden unutuldu?

Galiba bunun nedenini değişen koşullarda ve siyasi ortamda aramak gerek. Binanın bulunduğu cadde yıllarca Çocuk Sarayı Caddesi olarak anılmış. İzini sürdüğümde bunun 1950’lerden sonra kesildiğini ve eski adı olan Anafartalar Caddesi’ne döndüğünü fark ettim. Bina hâlâ duruyor Ulus’ta ama ismi artık Çocuk Sarayı değil.

  • Çocuk Esirgeme Kurumu aynı zamanda 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’yla da ilişkili. Sanıyorum bu kutlamalara ev sahipliği yapan ilk bina da Çocuk Sarayı…

23 Nisan’ın bugün anladığımız anlamda Çocuk Bayramı olarak kutlanması 1927 yılına denk gelir. Daha önce kurumun girişimiyle yavruların rozet günü olarak kabul edilen bu özel gün, 1927’de Atatürk’ün teşviki ve Fuat Umay’ın öncülüğünde Hâkimiyeti Milliye günü ile birleşerek Çocuk Bayramı’na dönüşmüştür. “Atatürk’ün Çocuk Sarayı” isimli kitabımın fikri de böyle çıktı aslında. Saraylar hep masallarda geçer, büyülü, varsıl, kentli ve ayrıcalıklı bir yaşamı hatırlatır.

Çocukların dünyasında da özel bir anlamı vardır. Çocuk Sarayı da bu nedenle hep masalsı geldi bana. Cumhuriyet döneminde kurulan tek saraydı. Artık sarayların devri kapanmıştı ve birileri saraylarda yaşayacak, ayrıcalıklı bir yaşam sürecekse bu, Cumhuriyetin çocukları olmalıydı. Ulusun tek bir egemeni vardı o da ülkenin geleceği olan çocuklar…

  • Peki, çocuklara tarih bilinci nasıl kazandırılır?

Öncelikle “Tarih, ezberlenmesi gereken bir derstir” kalıbından kendimizi ve çocukları kurtarmamız gerekiyor. Bunu da erken yaşta başarmak gerek. Özellikle Türk Devrim Tarihi ile ilgili bilinçlenmeyi kısa hikâyelerle, örneklerle vermek, Atatürk ve Cumhuriyet sevgisi kazandırmak önemli bir görev.

Müze ziyaretleri, Kurtuluş Savaşı’nın gerçekleştiği yerlerin, Çanakkale şehitliğinin, Erzurum ve Sivas Kongresi’nin yapıldığı binaların ve benzeri yerlerin gezdirilip anlatılması önemli. Bu konularda yazılmış çok güzel kitaplar var. Tarih öğretisini hikâyeleştiren, merak uyandıran, Atatürk’ü ve Cumhuriyeti tanıtan, anlatan, sevdiren kitaplar. Çocuklara kitap okumayı sevdirirsek tarihi de sevdiririz diye düşünüyorum.

EVDE DENEYİN

Gezi çizelgesi

Bu hafta çocuklarla birlikte bir gezi çizelgesi oluşturun. Gezip gördüğünüz yerleri işaretleyin ve tarihlerini de yazın. Yıl sonunda gördüğünüz yerleri toplayın. Bakalım, aklınızda nereler kalmış?

HAFTANIN KİTABI

“Gün Doğarken Atatürk ile Türkçe Yolculuğu” kitabı, harf ve dil devrimi’ne ilişkin çok özel bir hikâye.

Yayınevi: Kırmızı Kedi ÇocukYazar: Feyza HepçilingirlerYaş: 9+Sayfa: 196

HAFTANIN ETKİNLİĞİ

Anıtkabir

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’mızın onuruna bu hafta çocuklarınızla birlikte Anıtkabir’i ve müzelerini ziyaret edin.

Yer: Anıtkabir-Ankara

Tarih: Bayram haftası boyunca

Saat: 09.00-17.00

HAFTANIN ŞARKISI

Bu hafta çocuklarınızla ve torunlarınızla birlikte “Biz Atatürk Gençleriyiz” isimli marşı dinleyin ve bu marş hakkında sohbet edin.

Okumaya devam et

Pusholder

Senin gündemin

Okuma seçenekleri

Push AIÖzet

PusholderKaynakta oku
cumhuriyet.com.tr