Diplomatik İlişkiler ve Politik Araştırmalar Merkezi (DİPAM) Başkanı Dr. Tolga Sakman, Avrupa ülkelerinde yapılan zorunlu askerlik çalışmalarını ve bu dönüşümün arka planını AA Analiz için kaleme aldı.
Almanya’da koalisyon hükümetinin yeni askerlik yasası üzerinde uzlaşmaya varması, Avrupa güvenlik mimarisinin yavaş fakat istikrarlı bir biçimde “savaş ekonomisi” ve “toplumsal mobilizasyon” dönemine girdiğine dair güçlü işaretlerden biri. Berlin’in, Rusya tehdidine karşı NATO’nun yeni savunma planlarını uygulamak amacıyla ordu mevcudunu 80 bin artırarak 260 bine çıkarmak istemesi ve kadınlara isteğe bağlı askerlik seçeneğini sunması kıtanın savunma anlayışında kritik bir dönüşümü temsil ediyor. Ancak asıl soru şu: Bu değişim sadece Almanya’ya özgü bir güvenlik revizyonu mu, yoksa tüm Avrupa savaş eşiğinde yeni bir zihniyet dönüşümüne mi hazırlanıyor?
Avrupa’nın stratejik uyanışı
Rusya’nın 2022’de Ukrayna’ya yönelik saldırısı, Avrupa'nın Soğuk Savaş sonrası rahatlama döneminin kesin şekilde sona erdiğini gösterdi. AB ve NATO üyeleri için tehdit algısı neredeyse tamamen yeniden tanımlandı. Bu bağlamda Almanya’nın attığı adımlar, tekil bir ulusal politikanın değil, daha geniş bir Avrupa dönüşümünün parçası.
Bugün Avrupa’nın birçok ülkesinde askeri kapasiteyi artırma tartışmaları, siyasi gündemin üst sıralarında yer alıyor. Estonya, Finlandiya, Norveç, İsveç ve Yunanistan gibi ülkeler zaten zorunlu askerliği sürdüren devletler arasında. Norveç'te zorunlu askerlik zaten yürürlükteyken 2013'te kadınların da askerlik hizmetine girmesine izin veren bir düzenleme yapıldı. Böylece Norveç hem erkek hem de kadın askerlik hizmeti veren ilk NATO ülkesi oldu.
NATO’nun yeni savunma tasarımı: 360 derece tehdit algısı
Avrupa ülkelerini bu yönde adım atmaya zorlayan temel değişken, NATO’nun 2023 Vilnius Zirvesi’nde kabul edilen yeni savunma planları. Soğuk Savaş sonrası dönemde NATO ilk kez Rusya’yı “doğrudan ve en büyük tehdit” olarak tanımladı. Bu kapsamda, 300 bin askerlik yüksek hazırlık gücü oluşturulması, Avrupa topraklarının bölgesel savunması için ayrıntılı operasyon planlarının hazırlanması ve üye ülkelerin savunma harcamalarını gayri safi yurtiçi hasılalarının (GSYH) en az yüzde 2’sine çıkarması hedefi belirlendi.
Toplumsal algı: Tehdit ve savunma seviyelerinde farklılık
Avrupa hükümetleri savaş kapasitesini artırma yönünde hızlı adımlar atarken, toplumların psikolojik hazırlığı aynı hızla ilerlemiyor. Bir yandan Rusya tehdidinin varlığı kabul edilirken, diğer yandan Avrupa toplumları yaklaşık yetmiş yıldır barış, refah ve düşük güvenlik maliyetleri dönemine alışmış durumda.
Avrupa savaşa mı hazırlanıyor, yoksa savaşın gölgesine mi alışıyor?
Avrupa’da bugün yaşanan gelişmeleri “yaklaşan bir sıcak savaşın hazırlığı” olarak yorumlamak için erken. Ancak kesin olan şu ki Avrupa barış döneminin alışkanlıklarından hızla uzaklaşıyor. Zorunlu askerlik tartışmaları, savunma bütçelerindeki artışlar ve orduların yeniden yapılandırılması, kıtanın kendini uzun süreli bir jeopolitik rekabet dönemine hazırladığını gösteriyor.
Sonuç
Avrupa’nın gelecekteki güvenlik başarısı, sadece askeri modernizasyona değil, aynı zamanda toplumsal dayanıklılığın güçlendirilmesine ve siyasi liderliğin toplumu bu uzun soluklu güvenlik çağında ne kadar iyi yönlendirebileceğine bağlı olacak.






