İthal ve çakma ürünlere karşı verdiği mücadelenin yanında maliyet baskısına direnerek 2025 yılını geride bırakmaya hazırlanan ayakkabı ve ayakkabı yan sanayi sektörü, dönüşüm ve değişim adımlarını atmaya başlıyor.
“2025 hepimiz için adeta bir dayanıklılık testi niteliğindeydi. Sadece düşük maliyet avantajına güvenen işletmeler, bu dönemde en fazla sarsılanlar oldu” diyen Ayakkabı Yan Sanayicileri Derneği (AYSAD) Başkanı Sait V. Salıcı, sözlerine “2025 bize çok net bir şey öğretti, geleneksel yöntemlerle, fırtınalı denizlerde yol alamıyoruz. Şikâyet etmek yerine artık gemiyi nasıl yürüteceğimize odaklanmak zorundayız” diye devam etti.
Dönüşüm ve değişimin kaçınılmaz olduğunu vurgulayan Salıcı, yeni rekabet ortamında niceliğin yerini niteliğin aldığını ifade etti. İstanbul Ticaret Odası 51 No’lu Ayakkabı ve Ayakkabı Yan Sanayi Ürünleri Meslek Komitesi tarafından düzenlenen toplantıda konuşan Sait Salıcı, “Ucuz işçiliğe dayalı büyüme modeli miadını doldurdu. 2026, ‘made in Türkiye’ imzasını ‘designed in Türkiye’ gururuyla birleştirdiğimiz bir yıl olacak” dedi.
“Dayanıklılığı dönüşümle taçlandırmalıyız” 2023-2025 döneminin küresel maliyet artışları ve daralan talep ile tüm emek-yoğun sektörler için gerçek bir ‘dayanıklılık testi’ olduğunu ifade eden Salıcı, “Son iki yıldır Türkiye’de üretim yapan herkes ‘zor bir dönemden geçiyoruz’ cümlesiyle başlıyor. Bu zor şartlara rağmen biz hiç durmadık.
Zor şartlar bizi durdurmadı, aksine verimliliği sorgulamaya, gereksiz maliyetlerden arınmaya ve birbirimize daha fazla kenetlenmeye zorladı” diye konuştu. Bu sürecin geçici bir dalgalanma değil, küresel ekonomideki yapısal bir eşik olduğunu vurgulayan Salıcı, dayanıklılığın ancak dönüşümle taçlandığında kalıcı olacağını belirterek, Avrupa’nın üretimi bırakmak yerine akıllıca bir tercihle üretim biçimini değiştirdiğini ve Türkiye’nin de bu ‘stratejik yükseliş’ yolunu seçmesi gerektiğini belirtti.
“Zaman kaybı en büyük maliyet” Ayakkabının artık sadece bir ürün değil, bir teknoloji nesnesi, sürdürülebilirlik beyanı ve bir marka hikâyesi olduğunun altını çizen Salıcı, geleceğin ayakkabı sektöründe tasarım odaklılığın merkeze alınacağını, 3D tasarım ve dijital prototiplemenin standart hale geleceğini ifade etti.
Türkiye’nin avantajının düşük ücret değil, yakınlık, hız, küçük adet, yüksek çeşit üretme kabiliyeti olduğunu kaydeden Salıcı, bu avantajın korunması gerektiğini vurguladı. “Zaman kaybı en büyük maliyettir” diyen Salıcı, şunları söyledi: “Bu dönüşüm 5–10 yıl sonra değil, şimdi yapılmalı. Çünkü üretim kaybolduktan sonra dönüşüm değil, tasfiye konuşulur. Türkiye, Avrupa gibi üretimden çıkmak zorunda değil ama Avrupa gibi stratejik davranmak zorunda.
Ayakkabı ve yan sanayi için yol net, ucuz olan değil, vazgeçilmez olan ayakta kalır.” Dönüşümü devlet, sanayici ve ihracatçının birlikte yapabileceğini dile getiren Sait Salıcı, “Yan sanayi olmadan ana sanayi olmaz. Tasarım olmadan ihracat olmaz. Gençler olmadan gelecek olmaz. Biz inanıyoruz ki, Türkiye ayakkabı sektörü geleceği beklemeyecek, geleceği inşa edecek” diye konuştu.
“Finansman üretimi değil dönüşümü desteklemeli” Kredi ve teşvik mekanizmalarının makine yenileme, Ar Ge, dijitalleşme ve yeşil dönüşüm başlıklarına uzun vadeli ve erişilebilir şekilde yönlendirilmesi gerektiğini söyleyen Sait Salıcı, “İnsan kaynağı yeniden tanımlanmalı, sorun işçi bulamamak değil, dönüşümü yapacak nitelikli insanı yetiştirememek. Marka üreticisiyle yan sanayi kopmamalı. Yan sanayi, markadan koparsa, üretim gittiği anda zincirin dışında kalır.
Erken aşamada birlikte ürün geliştirme stratejik bir zorunluluk. Kamu sektörü korumaya değil yönlendirmeye odaklanmalı. Geçici destekler yerine, seçici sanayi politikası, kümelenme modeli, ihracat odaklı uzmanlaşma esas alınmalı” dedi.
Orta Asya ve Balkanlar’daki ivme umut verdi İstanbul Ticaret Odası 51 No’lu Ayakkabı ve Ayakkabı Yan Sanayi Ürünleri Meslek Komitesi tarafından düzenlenen etkinlikte konuşan İTO Yönetim Kurulu Üyesi Gıyasettin Eyyüpkoca, “2025 Ocak Kasım döneminde deri ve deri mamulleri ihracatı 1.34 milyar dolar civarında gerçekleşti ve bu rakamın 724.8 milyon dolarını ayakkabı sektörü oluşturdu. Geçen yıla oranla deri ve deri mamulleri ihracatında yüzde 5, ayakkabı ihracatında ise yüzde 10’luk bir azalış yaşandı. Ancak Irak, Almanya ve İtalya gibi geleneksel pazarların yanı sıra Orta Asya ve Balkanlar’da yakalanan ivme bizler için sevindirici bir gelişme” dedi.




