Türkiye ve Azerbaycan arasında son dönemde atılan diplomatik adımlar, Ankara ile Bakü hattında uzun zamandır alışık olunmayan bir gerilimi gün yüzüne çıkardı. Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in son bir ay içerisinde gerçekleştirdiği yoğun diplomasi trafiği, Türkiye'nin bölgedeki politikalarıyla uyuşmayan farklı bir rotaya işaret ediyor. Özellikle İsrail, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile kurulan üst düzey temaslar, iki kardeş ülke arasında dış politikada belirgin bir mesafe oluştuğu şeklinde yorumlanıyor.
Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev Son Bir Kimlerle Görüştü?

Azerbaycan cephesinde sürpriz diplomasi trafiği
Bakü yönetiminin son haftalardaki ajandası oldukça yoğun ve farklı bölgelere yönelik oldu. Cumhurbaşkanı Aliyev, 14 Ekim'de İsrail Cumhurbaşkanı ile bir araya gelirken, aynı gün İbrahim Anlaşmaları'nın tarafı olan Bahreyn Dışişleri Bakanı'nı da ağırladı. Bu takvime ek olarak, eylül sonu ve ekim ayı içerisinde BAE'nin savunma komutanlarıyla yapılan görüşmeler süreci hızlandırdı. 6 Ekim'deki Almanya heyeti ve 9 Ekim'deki İran Cumhurbaşkanı temaslarının yanı sıra, Ermenistan'ı silahlandıran ülke konumundaki Hindistan ile 23 Ekim'de ve Hollanda ile 26 Ekim'de diplomatik diyaloglar kuruldu.
İsrail ve BAE ekseniyle kurulan yeni temaslar
Aliyev'in temas kurduğu ülkelerin büyük bir kısmının, bölgesel siyasette Türkiye'ye daha mesafeli duran İsrail ve BAE ekseninde yer alması dikkatlerden kaçmadı. Bu durum, Ankara'nın dış politikasında yakından izlenen bir gelişme olarak öne çıkıyor. Bunun ötesinde, 26 Ekim tarihinde dışişleri bakanları seviyesinde Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) ile bir görüşme gerçekleştirilmesi, Kıbrıs meselesini önceliklendiren Türkiye açısından oldukça kritik bir diplomatik adım olarak kayıtlara geçti.
Türk Devletleri Teşkilatı zirvesinde boş koltuk
Diplomasi kulislerindeki bu belirgin soğukluk, uluslararası zirvelere de yansımaya başladı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bizzat davet etmesine rağmen, İlham Aliyev'in 30 Ekim'de düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı Zirvesi'ne katılım sağlamaması krizin görünürlüğünü artırdı. Bölgesel işbirliğinin ve Türk dünyasının en önemli platformlarından biri olan bu yapının zirvesinde Azerbaycan'ın en üst düzeyde temsil edilmemesi, Bakü'nün açık bir siyasi mesajı olarak değerlendiriliyor.
Birleşmiş Milletler yarışında farklı adaya destek
İki ülke arasındaki politika farklılığı, küresel kurumlardaki oylamalarda da kendini gösterdi. Azerbaycan, Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği için yürütülen yarışta Türkiye'nin desteklediği adayın yanında yer almayacağını resmen ilan etti. Bakü yönetimi bunun yerine Birleşik Arap Emirlikleri'nin adayına destek vereceğini duyurdu. Azerbaycan'ın tercih ettiği adayın, İsrail ile BAE arasındaki normalleşme sürecinin ve İbrahim Anlaşmaları'nın en önemli savunucularından biri olması siyasi ayrışmayı netleştirdi.
Karabağ zaferi sonrası dikkat çeken silah çıkışı
Diplomatik arenada peş peşe gelen bu hamlelerin ardından Aliyev'in İkinci Karabağ Savaşı hakkında sarf ettiği sözler tartışmalara yeni bir boyut kazandırdı. Azerbaycan Cumhurbaşkanı, kazanılan tarihi askeri başarıya atıfta bulunarak, "Bize hiç kimse yardım etmedi. Aldığımız tüm silahları, son mermiye kadar kendi paramızla aldık. Kimsenin himayesine ihtiyacımız yok" şeklinde net bir açıklama yaptı. Bu ifadeler, dışa bağımlılığın reddedilmesi ve kendi kendine yetme mesajı olarak son dönemin en dikkat çeken gelişmelerinden biri oldu.



