Karar
Haber akışına dön

Babacan'dan Fon Skandalında 'Şer Üçgeni' Çıkışı: Siyasi Ayağına Dokunan Yok

Babacan'dan Fon Skandalında 'Şer Üçgeni' Çıkışı: Siyasi Ayağına Dokunan Yok

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, TBMM'de düzenlenen Yeni Yol Partisi grup toplantısında fon skandalı üzerinden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a ve ekonomi yönetimine sert eleştiriler yöneltti. Fon soruşturmasının başlamasının üzerinden bir buçuk aydan fazla zaman geçmesine rağmen siyasi sorumluların ortaya çıkarılmadığını savunan Babacan, yaşananların yalnızca bir sermaye piyasası dolandırıcılığı olarak değerlendirilemeyeceğini söyledi.

Piyasa aktörleri, finans bürokrasisi ve siyasi iktidar arasında örgütlü bir ilişki bulunduğunu öne süren Babacan, soruşturmanın siyasi boyutunun da açığa çıkarılmasını istedi.

"ŞER ÜÇGENİNİN SİYASİ İKTİDAR KÖŞESİNE İLİŞEN YOK"

Babacan, fon skandalının uzun süre devam edebilmesinin siyasi ve bürokratik destek olmadan mümkün olmadığını savundu. Soruşturma kapsamında piyasa aktörleri ve bürokratlara yönelik işlemler yapıldığını ancak siyasi sorumluluğun ortaya konulmadığını söyleyen Babacan, şu ifadeleri kullandı:

"Bu kadar büyük bir dolandırıcılık hadisesi, bu kadar uzun bir süre devam ettiyse bürokrasi içinden ve siyasi iktidar içinden kesinlikle destek almış demektir."

Babacan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Belli ki piyasa aktörleri, bürokrasi ve siyasi iktidar içinden insanlar örgütlü bir biçimde bu suçu işlemişler. Yani hep karşımıza çıkan o 'şer üçgeni' yine devrede. Ancak dikkat edin, üçgenin sadece iki köşesine operasyonlar yapılıyor. Üçgenin siyasi iktidar köşesine ilişen yok. Böyle olmaz."

"ÖRGÜTLÜ VE KALICI BİR SOYGUN ÇARKI KURMUŞLAR"

Fon soruşturmasında ortaya çıkan ilişkilerin denetim mekanizmalarının işlevsiz hale getirildiğini gösterdiğini ileri süren Babacan, siyasi güce yakınlığın bazı kişilere dokunulmazlık sağladığı iddiasında bulundu.

Babacan, "Bunlar Allah'tan korkmadan, milletten utanmadan, devletten çekinmeden örgütlü ve kalıcı bir soygun çarkı kurmuşlar, yıllarca bu çarkı döndürmüşler" dedi.

Söz konusu yapının zaman içinde genişlediğini savunan Babacan, şu değerlendirmeyi yaptı:

"Sen, ben, bizim oğlan diye başlayıp yakın, tanıdık, akraba, partili katılımlarıyla soygun şebekelerini epey genişletmişler. Başlarına bir şey gelmesinden çekinmedikleri için kendilerini ve yaptıklarını gizlemek için pek çaba da sarf etmemişler."

Babacan, usulsüzlüklere karşı uyarıda bulunmak isteyenlerin sindirildiğini veya görevden uzaklaştırıldığını öne sürdü.

ERDOĞAN'A SESLENDİ: SİSTEM KANGRENE DÖNÜŞMÜŞTÜR

Konuşmasında Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ni de hedef alan Babacan, yetkilerin tek kişide toplanmasının kurumları zayıflattığını savundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın mevcut sorunların üstesinden gelemediğini ileri süren Babacan, "Tüm yetkiyi kendi elinde toplayan Sayın Erdoğan, artık bu işin altından kalkamamaktadır" dedi.

Soruşturmada adı geçen kamu görevlilerine ilişkin de konuşan Babacan, şu ifadeleri kullandı:

"Dikkat edin; gözaltına alınan, tutuklanan, ev hapsinde olan, parayı getirip iade eden insanların çoğu, bizzat Sayın Erdoğan'ın talimatıyla göreve getirilen insanlardır."

Erdoğan'ın geçmişte kullandığı "siyasette hücre yenilenmesi" ifadesini hatırlatan Babacan, eleştirisini şöyle sürdürdü:

"Sayın Erdoğan, başında olduğunuz sistem ve yönetim anlayışı enfekte olmuş, hatta ve hatta kangrene dönüşmüştür. Türkiye siyasetinde hücre yenilenmesi artık farz-ı ayn olmuştur."

"ÇÖKEN SADECE PİYASALAR DEĞİL, CUMHURBAŞKANLIĞI HÜKÜMET SİSTEMİ"

Babacan, fon skandalının kamu kurumlarındaki denetim eksikliğini görünür hale getirdiğini savundu. Yaşanan gelişmelerin bir yönetim krizine işaret ettiğini öne süren DEVA lideri, şunları söyledi:

"Yaşadığımız aslında sadece piyasalarda yaşanan bir çöküş değildir. Yaşadığımız, bir yönetim sisteminin, yani Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin çöküşüdür."

Babacan, devlet kurumlarının durumunu deprem sonrası yıkıntı alanına benzeterek, "Şimdi adeta bir deprem alanında dolaşıyor, bütün kurumların denetim ve kontrol mekanizmalarının yıkıntılarıyla karşılaşıyor ve şaşırıyoruz" ifadelerini kullandı.

Türkiye gibi büyük bir ülkenin tek kişinin kararlarıyla yönetilemeyeceğini belirten Babacan, kurumsal mekanizmaların zayıflamasının kamu gücünü kişisel çıkarları için kullanan yapılara alan açtığını savundu.

"15 DAKİKADA ANLAŞILAN MANİPÜLASYON 15 AY NASIL GÖRÜLMEDİ?"

Babacan, Borsa İstanbul'un teknolojik altyapısı ile soruşturma konusu işlemlerin uzun süre tespit edilememesi arasındaki çelişkiye de dikkat çekti. Borsa İstanbul'un ilk genel müdürünün, işlem sisteminin hisse senedi manipülasyonlarını 15 dakika içinde tespit edebildiğine ilişkin açıklamasını hatırlatan Babacan, denetim kurumlarının sorumluluğunu sorguladı.

Babacan, "Bu dolandırıcılık değil 15 dakika, değil 15 gün, 15 aydan fazla devam etmiş. Nasıl olmuş da kimse farkına varmamış?" diye sordu.

Şüpheli işlemlerle ilgili Borsa İstanbul ve Sermaye Piyasası Kurulunun tutumunun araştırılması gerektiğini belirten Babacan, şu soruları yöneltti:

"Borsa İstanbul bu şüpheli işlemleri SPK'ya bildirmiş mi? Yoksa birileri o kırmızı ışıkları söndürmüş mü? SPK'ya bilgi verildiyse neden hiç kimse harekete geçmemiş? Bu dolandırıcılığı kimler örtbas etmiş? Kimler bu şebekeyi kurmuş, yıllarca işletmiş?"

"173 MİLYAR DOLARLIK KAYIP, PANCAR ÜRETİCİSİNİN 100 YILLIK EMEĞİ"

Babacan, fon skandalının ardından sermaye piyasalarında yaşanan değer kaybının büyüklüğüne de dikkat çekti. Halka açık şirketlerin toplam piyasa değerinin ağustos-ekim döneminde yaklaşık 173 milyar dolar azaldığını belirten Babacan, bu tutarın 8 trilyon 650 milyar liraya karşılık geldiğini söyledi.

Söz konusu büyüklüğü tarımsal üretimle karşılaştıran Babacan, Türkiye'nin bir yıllık şeker pancarı üretiminin değerinin yaklaşık 1,7 milyar dolar olduğunu ifade etti.

Babacan, "173 milyar dolar ne demek? Türkiye'de pancar üreticimizin 100 yıllık alın terine eşit" dedi.

Konya Ovası'nda üretilen buğday, arpa, mısır, pancar ve ayçiçeğinin yıllık toplam değerinin yaklaşık 3 milyar dolar olduğunu belirten Babacan, borsadaki değer kaybının Konyalı çiftçinin yaklaşık 58 yıllık üretimine karşılık geldiğini savundu.

"7 MİLYON VATANDAŞIN BİRİKİMİ DEĞER KAYBEDİYOR"

Fon skandalının yalnızca soruşturma kapsamındaki şirketlerle sınırlı bir ekonomik sorun olmadığını ifade eden Babacan, borsada yatırım yapan milyonlarca kişinin de kayıplardan etkilendiğini söyledi.

Yaklaşık 7 milyon vatandaşın hisse senedi yatırımlarında değer kaybı yaşandığını belirten Babacan, bunun tüketim ve ekonomik faaliyet üzerinde olumsuz sonuçlar doğurabileceğini savundu.

"Yılların sanayi tesisleri, ticari işletmeleri, finans kuruluşları gözümüzün önünde eriyor" diyen Babacan, "7 milyon hanenin hepsi harcamada frene basacak. İktidarın yanlışlarının bedelini tüm millet ödüyor" ifadelerini kullandı.

"İKTİDAR BU SOYGUNU ÇÖZEMEZ"

Babacan, hükümetin soruşturmayı bütün boyutlarıyla sonuçlandıramayacağını ileri sürerek bunun gerekçesini siyasi bağlantı iddialarına dayandırdı. "İktidar fon soygununu çözemez, çözemiyor. Çünkü bu siyasi iktidarın kendi içinden ve kendi onayıyla kurulmuş bir yapı" diyen Babacan, sözlerini şu benzetmeyle sürdürdü:

"İnsan kendi kolunu kendisi kesip atabilir mi? Kişi kendisine kalp ameliyatı yapabilir mi? Yapamaz!"

"İLAHİ ADALETTEN KAÇIŞINIZ MÜMKÜN DEĞİL"

Fon skandalının ahlaki boyutuna da değinen Babacan, kamu gücünün kişisel çıkar sağlamak için kullanılmaması gerektiğini vurguladı. İktidara seslenen Babacan, "Hak, hukuk, helal, haram kavramları bu kadar karışmışken, tüyü bitmemiş yetimin hakkı dünkü yetmelere peşkeş çekilirken siz oralarda ne yapıyorsunuz Allah aşkına?" dedi.

Babacan, "Beşeri adaletten kaçmaya çalışıyorsunuz ama ilahi adaletten kaçışınız mümkün değil" ifadelerini kullandı.

Soruşturma kapsamında suça karıştığı tespit edilen kişilerin açıkça ortaya konulması gerektiğini belirten Babacan, "Suçluyu alenen ifşa etmezseniz herkesi töhmet altında bırakırsınız" diye konuştu.

"İMAR BANKASI'NDA NASIL TAHSİL ETTİYSEK YİNE EDECEĞİZ"

Konuşmasının sonunda temiz siyaset ve hesap verebilir yönetim çağrısında bulunan Babacan, DEVA Partisinin iktidara gelmesi halinde fon skandalının sorumlularından hesap soracağını söyledi. Geçmişte İmar Bankası soruşturmasının ardından yapılan tahsilatları hatırlatan Babacan, şu ifadeleri kullandı:

"Bize yetkiyi verin; geçmişte hırsızların çaldıklarını nasıl burunlarından fitil fitil getirtip tahsil ettiysek yine aynısını yaparız."

Babacan, "Nasıl İmar Bankası'nda dolandırıcılık yapanlardan paraları çatır çatır tahsil ettiysek bu fon dolandırıcılığı yapanlardan da paraları söke söke alacağız. Dolandırıcılardan tahsil edip mağdurlara haklarını ödeyeceğiz" dedi.

Türkiye'nin yalnızca yeni bir ekonomik programa değil, temiz siyaset ve hesap verebilir devlet anlayışına ihtiyacı olduğunu savunan Babacan, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:

"Yönetmeye talip olan, önce hesap vermeye hazır olacak. Biz hazırız."

Okumaya devam et

Pusholder

Senin gündemin

Okuma seçenekleri

Push AIÖzet

PusholderKaynakta oku
karar.com