Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ABD-İsrail ile İran arasında tırmanan gerilime ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Bahçeli, karşılıklı hava saldırılarının durmaması halinde muhtemel bir kara harekâtının 3. Dünya Savaşı’nın taşlarını döşeyebileceği uyarısında bulundu.

Bölgedeki savaşın “haksız ve hukuksuz” bir sürecin sonucu olduğunu ifade eden Bahçeli, silahların susması ve ateşkes ilan edilmesi gerektiğini vurguladı. Birleşmiş Milletler’in derhal devreye girmesi çağrısında bulunan Bahçeli, çatışmaların kontrolden çıkması halinde küresel ölçekte ağır sonuçlar doğurabileceğini dile getirdi.

Bahçeli ayrıca Türkiye’nin barıştan yana tavır aldığını belirterek diplomatik girişimlerin artırılması gerektiğini kaydetti.

Bahçeli'nin açıklamasından satır başları şu şekilde:
Aziz dava arkadaşlarım, basınımızın değerli temsilcileri,

Mukaddesatımızın mübarek bir zaman aralığında, Ramazan-ı Şerif’in bu muazzez akşamında kurulan mütevazı iftar sofralarının etrafında sizlerle buluşmaktan, sizlerle aynı havayı solumaktan çok bahtiyarım.

Sözlerimin başında hepinizi kemal-i hürmet ve muhabbetle selamlıyor, her birinize ayrı ayrı hoş geldiniz diyorum.

Milliyetçi Hareket Partisi’nin teşkilat yapısı hamdolsun çelik gibi sağlamdır. Milliyetçi Hareket Partisi’nin siyaset ve fikir anlayışı hamdolsun sağlıklı, sağgörülü, sağduyuludur. İl ve ilçe teşkilatlarımızın kendi yörelerindeki siyasi faaliyet ve çalışmaları ise ziyadesiyle takdire şayandır.

Önce ülkem ve milletim diyen bir fedakârlık timsaliyiz. “Devlet ve milletiyle, hep birlikte ve her şeyden önce Türkiye” seslenişinin inanmış temsilcileriyiz.

Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı yalnızca Türkiye’nin değil; Türk dünyasının, İslam âleminin ve tüm mazlumların umudu hâline gelmiş durumdadır.

Yükümüz ağır olabilir. Yolumuz uzun ve çetin de görülebilir. Ancak sahip olduğumuz akıl, sabır, iman ve irade gücüyle hiçbir zorluğa, hiçbir yokluğa, hiçbir ayak oyununa boyun eğmeyeceğimiz de herkesçe bilinmelidir.

Milliyetçi-Ülkücü Hareket’i engellemek için her çirkefliğe, her çirkinliğe tevessül edenleri elinizin tersiyle itip “Hayır, bu kutlu hareketi engelleyemezsiniz; bu tarihi kervanı durdurmazsınız” diyerek haklı davanıza leke düşürmediğinizden dolayı her birinizi gönülden kutluyorum.

Bizler tek yumruk olursak karşımızda kimse tutunamaz. Bizler ortak akıl, ortak ağız, ortak vicdan hâlinde duruş gösterirsek sağı-mıza, solu-mıza, yanı-mıza, yöre-mize kimse yanaşamaz.

Fitne oklarını varoluşumuzun hisarlarına yağmur gibi fırlatanlar ne kadar yaygın ve yoğun olursa olsun, ferden ferda biriken saflarımızı bozmadıktan sonra hiçbir işe yaramaz; hiç kimse de sonuç alamaz.

İşte bu nedenle Milliyetçi Hareket Partisi’nin 57 yıllık şanlı ve şerefli mazisinin en mümeyyiz vasfı elbette güçlü teşkilat bünyesidir; bu bünyeye ruh aşılayan ise muhterem dava ve gönül insanlarımızın fazilet, feragat, feraset ve emsalsiz özverileridir.

İnsansız siyaset olmaz. Siyaset insansız yapılamaz. Nitekim siyasetimizin öznesi de her zaman insanla ihata edilmiştir.

İnsan-insan, insan-toplum, insan-devlet ilişkilerini doğru okumalıyız. İnsandan yola çıkarak toplum ve millet bağlarını isabetle yorumlamalı, buna müzahir siyaset oluşturmalıyız.

Huzurlu insan, huzurlu insanlık arayışımız hiç bitmeyecektir. Güvenli toplum, müreffeh millet, güçlü devlet gayemiz hiç zaaf geçirmeyecektir.

Buna bağlı olarak 2053’te, yani İstanbul’un fethinin 600’üncü yıl dönümünde süper güç Türkiye’ye mutlaka ulaşacağız.

Türk ve Türkiye Yüzyılı; kabuğunu kıran, kamburlarını atan, dar kalıplarını yaran, karanlık kampanyaları yıkan; kadife eldiveniyle dosta güven, düşmana korku salan büyük Türk milletinin zirve yüzyılı olacaktır.

İnandık, başaracağız. İrade gösterdik, muhakkak varacağız.

Kendimize güveniyoruz. Milletimize güveniyoruz. Devletimize güveniyoruz.

Kudretimizin ve kuvvetimizin, millî birlik ve kardeşliğimizin aşılmaz suru olduğunu biliyor, görüyor ve buna sonuna kadar güven duyuyoruz.

Ayrılığın, ayrımcılığın ve bölücülüğün dalga boyu yüksek akıntılarına göğüs geriyoruz. Birlikte ağlayıp birlikte gülen bir milletin onurlu ve şerefli evlatlarının arasına hiçbir çomağın sokulamayacağını haykırıyoruz.

Büyük devlet adamı Tonyukuk diyor ya: “Çoklar diye korkmadık, azız diye çekinmedik; düşmanlarımız etrafımızda ocak gibiydi; biz de hepsini yakacak ateş idik.”

Millî birlik ve kardeşliğimiz yegâne güvence, geleceğimizin de ümit kaynağıdır. Ne bu güvence kaybolacak ne de bu kaynak kuruyup kapanacaktır.

Hep ileriye doğru adımlarımızı atacağız. Geçmişimizi unutmadan fakat sürekli olarak dikiz aynasına da bakmadan yeni yüzyılın rotasını isabetle çizeceğiz.

Bu hedef; karışan ve kaynayan, aynı şekilde artan risk ve tehditlerle kanayan ve karmaşıklaşan bölgesel ve küresel anafora karşı milletimizin kendi azim ve iradesiyle hamle üstünlüğü kazanmasıdır.

Türkiye olarak dost, kardeş ve komşu ülke İran halkının her zaman yanındayız. Barışı savunuyoruz, huzuru savunuyoruz, diplomatik görüşmeleri savunuyoruz.

İran’ın dinî liderine, ailesine, bunun yanında Savunma Bakanı’ndan Genelkurmay Başkanı’yla çok sayıda üst düzey devlet görevlisine yapılan suikastları bir kez daha kınıyoruz.

Şucular bucular rahatsızmış, onlar bunlar hoplayıp zıplıyormuş; hepsi fason iddia, hepsi fosilleşmiş söylemdir.

Terörsüz Türkiye, Türk milletinin yeni yüzyıla açılan huzur sancağıdır. Bu sancak düşmeyecek, Türkiye bölünmeyecek; şu mübarek günlerin mehabet ve muhabbet iklimi Allah’ın izniyle kökleşip kalıcı nitelik kazanacaktır.

Rabbim eksiliğinizi göstermesin diyorum. Tuttuğumuz ve tutacağımız oruçlar, yaptığımız ve yapacağımız ibadetler kabul ve makbul olsun inşallah.

Hepinizin Ramazan ayını tebrik ediyor, nice iftar sofralarında tekrar bir araya gelmeyi diliyorum.