Hürriyet
Haber akışına dön

Bedel Ödüyoruz, Daha Da Ödeyeceğiz

Bedel Ödüyoruz, Daha Da Ödeyeceğiz

SEL felaketi, başta İstanbul olmak üzere birçok vilayetimizi ve buralarda yaşayan insanımızı perişan etti; dereler taştı, cadde ve sokaklar nehir halini aldı, insanlarımız öldü.

17 yıl önce de benzer felaketi yine İstanbulumuz yaşamış; Basın Ekspres Yolu taşkın bir nehir halini almış, koskoca TIR’lar gazete kâğıdı gibi bükülüp atılmış, araçlar denize sürüklenmiş, onlarca vatandaşımızı kaybetmiştik. O vakitler İstanbul’u yöneten mahalli idareciler; “Burası dere yatağıdır, bu dere (Ayamama Deresi) ıslah edilecek ve yapılaşmaya asla müsaade edilmeyecektir” demişlerdi.

Aynı ilçede (Bahçelievler) yaşayan biri olarak, daha sonra yapılanların bizzat şahidiyim. Aynı dere yatağına onlarca gökdelen dikildi. Bu demek oluyor ki cereyan eden hadiseler ne denli korkunç ve yıkıcı olurlarsa olsun kimsenin ibret aldığı ve alacağı yok. Para ve rant hırsı herkesin gözünü kör etmiş.

Hiç ibret alınmadı ki şimdi de benzer dere yatakları molozlarla doldurulup üzerleri betonla kaplanıyor ve imara (yapılaşmaya) açılıyor. Yaşanan sel felaketinin ardından görüldü ki yatağını arayan dere, sokak boyu apartmanların altından akmaya devam ediyor.

Dikkat edin; sele kapılan binalar ya dere yataklarında veya dere kenarlarında yapılmış ve bu dereler ıslah edilmemiş. Oysa İstanbul Büyükşehir Belediyesi şehrin her tarafında astığı ilanlarda; ‘Bütün derelerin ıslah edildiğini ve bundan sonra taşkın olmayacağını ve sel felaketi yaşanmayacağını’ dillendiriyordu.

Yaşanan bunca felaketlerden sonra, hâlâ İstanbul’da derelerin ıslah edileceğini utanmadan yeniden dillendiriyoruz. O ilanlarla halkın gözünü boyamaya çalışan İstanbul Büyükşehir Belediyesi nerededir? On iki bakanlık bütçesinden fazla bir bütçeye sahip bu belediye kendi sınırları içindeki dereleri ıslah etmek için daha ne bekliyor? İlla bir sel felaketi olması mı lazım?

Kendilerini halka hizmete adamamış belediye başkanlarının yatacak yeri yok! Hem altyapıyı gerektiği gibi yapmıyorlar hem de dere yataklarını betonla kaplayıp imara açıyorlar. Ya da dere yataklarında veya kenarlarındaki yapılaşmaya göz yumuyorlar. Bu imarların altında imzası bulunan yetkililer tespit edilip mutlaka cezalandırılmalıdır. Cezalandırılsın ki bundan sonraki yöneticiler, imza atarlarken bin kere düşünsünler!

Hiç kimse yağmurun şiddetinin ardına saklanmasın; yerel yönetim sorumluluğunu almışsan beldeni en şiddetli yağmurlara göre imar etmek zorundasın.

Görüyorsunuz; bizdeki belediyeler daha mazgalları temizlemekten aciz; bütün mazgallar ağzına kadar çamurla dolu. Onca şikâyete ve başvuruya rağmen belediyeler duyarsız kalmış.

Altgeçit yapılıyor, suyun gideri yok, varsa da kapalı. Şiddetli yağmurla oluşan gölde araçlar mahsur kalıyor. Şiddetli yağmurun suyu, içleri dolu mazgalların bulunduğu sokağı veya caddeyi dere, çay ve hatta nehir haline getirecek ve taşarak önüne geleni sürükleyecektir.

Nitekim öyle oldu; onlarca aracı birbirleri üzerine yığdı.

Dereler ve nehirler fazla yağmurla birlikte taşar; yerel yönetimlerin görevi bu denli taşkınlar için önlem almaktır. Yani dere ve nehir yataklarını ıslah etmektir (duvar ve bentle çevrelemek). Bizim belediyeler ne yapıyor; ıslah etmedikleri gibi ölü yüzüne makyaj yaparcasına betonlayıp, imara açıyorlar. Önceki olaylardan ibret almadan bedel ödemeye devam ediyoruz, bu kafayla daha çok bedel öderiz!

Depremlerde de aynı maddi ve manevi yıkımı yaşadık ve bu kafayla gidersek, yani bir an evvel şehirlerimizi depreme dayanıklı hale dönüştürmezsek aynı akıbeti yaşamaya devam edeceğiz. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, kentsel dönüşüm ve planlı şehirleşme için adeta yırtınıyor, kendini paralıyor ama görünen o ki derdini ne millete ve ne de belediye başkanlarına anlatamıyor.

Nedense musibeti yaşadıktan sonra aklımız başımıza geliyor ama ba’de harab-il Basra!

Okumaya devam et

Pusholder

Senin gündemin

Okuma seçenekleri

Push AIÖzet

PusholderKaynakta oku
hurriyet.com.tr