Klasik bir Cumhuriyet tarihi anlatısı yerine bu kez Güney Amerika ve Balkanlar’da gezinerek merceği kendimize çevirelim. Çünkü nihayetinde Cumhuriyet tartışması, bugünkü siyasal çelişkiler içinde bir yerlere oturmalı. Diğer türlüsü soyut bir Cumhuriyet nostaljisinden ibaret olur ve zaten Türkiye’nin reklamlarıyla meşhur sermaye sınıfından sıra kimseye gelmez.
Berkant Gültekin: Cumhuriyet Tartışması Bugünkü Siyasal Çelişkiler İçinde Bir Yerlere Oturmalı

Brezilya ve Sırbistan seçimleri, sağın yenilgisi açısından dünya genelinde sol-demokrat kamuoyuna umut oldu. Kuşkusuz Türkiye için de bu seçimlerden alınacak dersler var. Bununla birlikte her ülkenin kendine özgü koşulları olduğunu ve bir ülkede başarılı olan stratejinin başka bir ülkede aynı sonucu garanti etmediğini baştan not etmek gerek.
Lider merkezli siyaset yerine yatay ve kolektif bir tarzla siyaset yürüten öğrenci hareketi, tek bir siyasetçinin ya da siyasi elitin etrafında değil, halkın arasında büyüdü ve meşruluk kazandı. Ülkenin demokrasiyle ilgili sorunlarını halkın gündelik talepleriyle birleştirdiler. Yarattıkları seferberlik seçime katılım oranını da artırdı. Çünkü hem değişim umudu yayıldı hem de yurttaşın bireysel sorumluluğu arttı.
Sırbistan’da bundan sonra ne olur, bilinmez. Önemsiz değil elbette ama ayrı bir konu. Vucic’i deviren siyasi hareketin bazı temel konularda fikir birliği içinde olmadığı, net bir ideolojik hatta ilerlemediği biliniyor.
Türkiye’de de tarihsel bir kavşaktan geçerken, ülkemizde şartların daha zorlu olduğunu bilerek bu ülkelerden alınacak derslere odaklanmalıyız. Fakat içinde bulunduğumuz tarihsel momentte, her ülkede geçerli bazı gerçekler var.
Halklar farklı bir gelecek istiyor. Bu tek başına bir demokrasi ve hukuk sorunu değil. Bu onurlu ve güvenceli bir yaşam arayışı. Bu bölüşümü, paylaşımı ve temsiliyeti yeniden ele almak gerektiğine işaret ediyor. Bunlara dair yeni şeyler söylenmeli.
Berkant Gültekin’in yazısı





