Birleşmiş Milletler destekli hazırlanan yeni bir rapor, küresel ısınmanın Paris Antlaşması'nın 1,5 derece hedefinin geçici olarak bile aşılmasının buzullarda kalıcı ve geri döndürülemez hasarlara yol açacağını ortaya koyarken; 1990'lara kıyasla altı kat daha hızlı eriyen buz örtüleri için sıcaklık sınırının 1 derecenin altında tutulması gerektiği uyarısında bulundu.
Bilim İnsanlarından Kritik Rapor: Küresel Isınma 1,5 Dereceyi Aşarsa Kriyosfer Kalıcı Hasar Görecek

Birleşmiş Milletler (BM) destekli hazırlanan kapsamlı bir rapor, Paris Antlaşması'nda belirlenen hedeflerin geçici olarak dahi aşılmasının dünyadaki buzullara ve kutup buz örtülerine geri döndürülemez zararlar vereceğini ortaya koydu. Yeryüzündeki tüm kar ve buzu kapsayan katı haldeki su kütlesi olan kriyosferin tehlikeli bir erime süreciyle karşı karşıya olduğu vurgulanan raporda, küresel sıcaklık artışının kaçınılmaz bir aşım döneminin ardından en kısa sürede 1 derecenin altına düşürülmesi gerektiği tespit edildi.
"AŞIM DÖNEMİ TERCİH EDİLEMEZ" EFSANESİ ÇÜRÜDÜ
Uluslararası Kriyosfer İklim Girişimi ile Birleşmiş Milletler Çevre Programı iş birliğinde 80 bilim insanı tarafından hazırlanan rapor, kar ve buzun kalıcı ve yaygın kaybına dikkat çekti. Çalışma, Paris İklim Antlaşması'nın 1,5 derece hedefinin 2 veya 3 dereceye kadar aşılmasının, acil emisyon kesintilerine tercih edilebileceği yönündeki yaygın efsaneyi tamamen çürüttü.
Gezegenin sanayi öncesi döneme kıyasla halihazırda 1,3 derece ısındığı hatırlatılırken; sera gazı emisyonlarının yeterince sınırlandırılamaması ve doğanın korunamaması nedeniyle yüzyıl sonu ısınmasını 1,5 derecede tutma mücadelesinde bir miktar aşımın kaçınılmaz bir sonuç haline geldiği ifade edildi. Bilim insanları, sıcaklıkların bu eşiğin üzerinde mümkün olan en kısa süre kalması ve 2150 yılına kadar uzun vadeli ısınmanın ideal olarak 1 derecenin altına çekilmesi için atmosferden yeterli miktarda karbon uzaklaştırılması gerektiği konusunda uyarıda bulundu.
MEVCUT POLİTİKALAR OKYANUS DOLAŞIMINI BOZABİLİR VE PERMAFROSTU ERİTEBİLİR
Mevcut iklim politikalarının sürdürülmesi durumunda yüzyıl sonunda yaklaşık 3 derecelik zirve sıcaklıklara ulaşılacağı öngörülen raporda, bu yüksek aşım senaryosunun yüzeye yakın permafrostun neredeyse tamamını eriteceği belirtildi. Söz konusu tablonun okyanus dolaşımında ciddi ve ani bozulmalara yol açabileceği, ayrıca yaygın asitlenmeyi tetikleyeceği kaydedildi. En son araştırmalar, deniz buzunun daha önce tahmin edilenden çok daha yavaş bir oranda toparlandığını gösteriyor.
Raporun başyazarı ve Uluslararası Kriyosfer İklim Girişiminde buzulbilimci olan James Kirkham, kriyosferin iklim sisteminin en hassas bileşenlerinden biri olduğunu ve buradaki kayıpların tüm dünyayı etkilediğini belirtti. Nepal-Çin sınırında bu yıl şimdiye kadarki en büyük ve en ölümcül buz ve kaya çığlarından birinin yaşandığını hatırlatan Kirkham; bu tek olayın binlerce kişinin ölümüne yol açtığını ve ülkenin gayri safi yurt içi hasılasının yüzde 10'una denk gelen bir hasar bıraktığını aktardı. İsviçre'nin son beş yılda buzul buzunun yüzde 20'sini kaybettiğini belirten uzmanlar, önümüzdeki on yılda dünya çapında binlerce buzulun her yıl yok olmasını bekliyor.
BUZ ÖRTÜLERİ 1990'LARA GÖRE ALTI KAT DAHA HIZLI ERİYOR
Dünya liderleri ve diplomatların 31. yıllık COP iklim konferansı için Türkiye'de bir araya geldiği döneme denk gelen rapor, kutup okyanusları ile kriyosferdeki hızlı erimeyi gözler önüne serdi. Grönland ve Antarktika buz örtülerinin kaybının yüz milyonlarca insanı tehdit eden deniz seviyesi yükselmelerine neden olduğu, aynı zamanda gezegeni daha fazla ısıtan permafrost gazlarının salınımını tetiklediği ifade edildi.
1990'lı yıllarla kıyaslandığında Grönland ve Antarktika'yı kaplayan buz örtülerinin bugün altı kat daha hızlı eridiği tespit edildi.
Sıcaklık artışının 1,5 dereceye geri döndüğü senaryolarda dahi kutup buz örtülerinin buz kaybetmeye devam edeceği vurgulandı.
Kutup buz örtüleri için güvenli ve uzun vadeli sıcaklık sınırının küresel ısınmanın 1,0 derece seviyesine çok yakın veya muhtemelen daha düşük olduğu açıklandı.
Kritik eşiklerin (devrilme noktalarının) aşılması durumunda değişimlerin geri döndürülemez hale geldiğini belirten James Kirkham, bu sistemlerin çoğunun aşım sonrasında toparlanmasının yüzyıllar hatta binyıllar alacağını ifade etti.
EMİSYONLARIN ACİLEN AZALTILMASI GEREKİYOR
Geçen ay yayımlanan bir BM Çevre Programı raporu, sanayi öncesi döneme göre sıcaklık artışının 1,7 dereceyi aşmasını engellemek için küresel emisyonların 2030 yılına kadar yüzde 18, 2035 yılına kadar ise yüzde 45 oranında azaltılması gerektiğini ortaya koymuştu. 1,5 derecenin üzerinde kalmanın güvenli bir sonuç doğurmayacağı yinelendi.
Mevcut politikaların 2,8 derecelik küresel ısınmayla sonuçlanması durumunda Rocky Dağları, Alpler, İzlanda ve İskandinavya'daki buzul kütlesinin yüzde 10'un altına düşeceği; ısınmanın 1,5 dereceyle sınırlandırılması halinde ise bu kütlenin yüzde 20 ila 35 arasında kalabileceği hesaplandı. Milyonlarca insan için kritik bir su kaynağı olan Hindu Kush Himalayalarında ise mevcut politikalarla buz kütlesinin sadece yüzde 41'i kalırken, 1,5 derece sınırında bu oranın yüzde 83 olacağı bildirildi.
Climate Analytics CEO'su ve iklim bilimci Bill Hare, 30 yıl öncesine kıyasla altı kat daha hızlı eriyen buz örtüleri ile rekor hızda yok olan deniz buzlarının insan ölçeğinde geri döndürülemez boyutlara ulaştığını belirtti. Hare, bu tablonun tüm dünyada iklim etkilerini uyum sınırlarının ötesine taşıdığını, iklim eylemini zayıflatan her yetkilinin bu rapora bakarak dünyanın nasıl tahrip edildiğini görebileceğini kaydetti.




