BirGün
Haber akışına dön

Bimarhaneler

Bimarhaneler

Sosyal tarihte deliler özel bir yer tutar. Deliler ve mecnunlar, onlara yönelik muamele "medeniyet" dairesinde de ele alınmıştır. Deliler bir yandan tıp tarihi içinde mütalaa edilirler, bir yandan da asayiş ve tecritle ilgilidirler. Bu noktada ise tecrit edildikleri mekanlar, manastırlar, kiliseler, camiler, dergahlar ve bimarhaneler akla gelir. Bimarhane ile hapishanenin neredeyse eşanlamlı hale gelmesi ise kesinlikle bir rastlantı değildir.

Bimaristan, İslam dünyasında akıl hastalarını barındıran mekanların genel adıdır. Selçuklular Darüşşifa, Osmanlılar tımarhane veya bimarhane adını kullanır. Miskinler tekkesi veya cüzzamhane denen müesseseler vardır.

Türbeler de benzer işlevleri görmüştür. Afyon'daki Karacaahmed Tekkesi ile Burdur yakınlarındaki Melek Dede Türbesi bunlardandır. Gayrımüslim cemaatin akıl hastalarıysa, genellikle kiliselerin yanındaki manastırlarda tedavi edilirdi. Bunların en ünlüsü Bürükada'daki Aya Yorgi Manastırı'dır. Surp Pirgiç Ermeni Hastanesi, Balıklı Rum Hastanesi, Surp Agog Hastanesi, OrAhayim Yahudi Hastanesi de deli tedavisinde yer almıştır.

Bizim dağlarda ise deliler iki sınıfa ayrılırdı: Birincisi bildiğiniz deliler, bunlara Bom denilirdi. İkinciler ise aşırı saflara dediğimiz Heğ adlı gruptu. Birinciler kendilerine ve çevrelerine zarar verme potansiyeli taşırken, ikinciler saflıklarıyla kendi kendilerine zarar verebilirdi.

Birinciler, umumiyetle ailelerince dağlarda veya köylerde barındırılarak, özel ilgilenilerek "tedavi" edilirdi -ki buna ne kadar tedavi denilir bilmiyorum- ikinciler ise herkesle iç içe yaşar giderdi. Geçen yüzyılın ortalarında Askeri Tabip Mutemit Yazıcı, Elazığ Akıl Hastanesi'nde bunları tedavi ederken toplumla iç içe yaşamalarına özen gösterirdi. Bir gün hastaneden kaçan delilleri, "çuf çuf" diye tren taklidi ile sokaklardan topladığı dilden dile anlatılır. 1938'de Pülümür'de gösterdiği insani tutumun, Yazıcı'yı bu tür "tedavi"ye yönelttiği söylenir.

Toptaşı ülkenin en önemli bimarhanesi olarak hep tartışma konusu olmuştu. Buranın sadece delilere mi, yoksa siyasi görüşlerinden ötürü takibata uğrayanların da mı kapatıldığı yer olduğu çoğu zaman karıştırılmıştır.

Delilerin ülkede sayıları az olan bimarhanelere kapatılması çok zor bir prosedürden sonra gerçekleşir. Kapatma ve "tedavi"de temel ölçüt, "kendine ve başkasına zarar vermemesi"dir. Buralara sadece kendisine ve topluma zarar verecek ölçüde hasta olanlar kapatılmıştır. Kendine ve başkalarına zarar vermeyeceği tespit edildiğinde ise oradan çıkacaktır. Ama her halükarda giriş, çıkıştan zordu.

Bimarhaneye girmek isteyenler ise ayrı -ve zorlu- bir kategoridir. Bunlara "deli taklidi yapanlar" denilmiştir. 1. Dünya Savaşı öncesi bunların sayısında patlama yaşanmıştır. Sara taklidi yapanlar başta gelenlerdir. Savaştan kaçmak isteyen bu gruba karşı afyon ve alkol veren, eter koklayan doktorlar görülmüştür. Mazhar Osman'ın metodu ise basittir. "Biraz soğuk su ve bir iki tokatlama." Gerçek deliyi, sahtesinden ayırmak pek kolay bir iş değildir yani (Rüya Kılıç, Deliler ve Doktorları, Alfa Y., Mart 2026).

  1. yüzyılda, yani bugünkü AKP rejiminde hapishaneye kapatılmak isteyen insanlar çıkıyor. Bunlar gönüllü olarak suç işliyorlar. Deli ya da heğ değiller, savaştan ve cezadan da kaçma niyetleri yok.

Bir tanesini geçen kış memleketimde gördüm. Ayakları şişmiş bir adamdı ve hastalıkları bir türlü geçmiyordu. İşsizdi ve sosyal güvencesi yoktu. Terminalde ya da cemevinde bir koltukta kıvrılıp uyuyordu her gece. 10 bin lira para cezası almıştı ve büroma gelip bana yatarını sorudu. 2-3 ay olduğunu öğrenince, "iyi, bu kışı hapiste sıcak yemekle rahat geçireceğim desene" deyivermişti.

Ötekini biliyorsunuz, gazetelerde çıktı. Bundan on gün önceydi. Alanya'da yaşayan bir yurttaş, "sıcak yatak ve yemek için" cumhurbaşkanına hakaret suçu işlemişti. Hapse gönderilen 66 yaşındaki adam, "çöplüklerde yatıyorum" demişti.

Şu günlerde -Avrupa'daki eylemlere de bakınca- galiba 21. yüzyıl -deliler ile akıllıların birbirine karıştığı- kapitalizmin insanları delirtme aşamasına getirdiği ülkeleriyle, "açların ve yoksulların yüzyılı" olabilir.

Okumaya devam et

Pusholder

Senin gündemin

Okuma seçenekleri

Push AIÖzet

PusholderKaynakta oku
birgun.net