BirGün
Haber akışına dön

Biz Yokken Evlatlarımıza Ne Olacak?

Biz Yokken Evlatlarımıza Ne Olacak?

Otizmli çocuğu olan ailelerin en büyük korkusu kendilerinden sonra çocuklarına ne olacağı sorusu.

Bakımevlerinin yetersizliği, yaşanan ihmal iddiaları ve uzun süren yargı süreçleri, ailelerin gelecek kaygısını artırıyor.

Otizmli çocukların geleceği için güvence isteyen Turgutlu Otizmliler Dayanışma ve Hakları Derneği Başkanı Şenay Çalışgan, bakımevlerinde denetimlerin artırılması, ihmallerin önlenmesi ve sorumluların hesap vermesi çağrısı yaptı. Çalışgan, "Çocuklarımızın bizlerden sonra da insanca, güvenle, merhametle ve ehil ellerde yaşayabileceği güçlü bir koruma sistemi kurulmalı" dedi.

"Biz yokken evlatlarımıza ne olacak?" diye soran Çalışgan "Ben, hayatının her dakikasını otizmli evladına adamış bir anne ve dernek başkanı olarak sadece kendi evladımın değil, gece uykusuz kalan, geleceğe endişeyle bakan binlerce otizmli çocuğumuzun ve ailemizin gür sesi olmak için konuşuyorum" diye konuştu.

Çalışgan, bakımevinde kalan otizmli 21 yaşındaki Uğur Yıldırım'ın aşırı dozda ilaç verilmesi sonucu yaşamının tehlikeye girdiğine ilişkin davaya ve ardından yaşanan uzun yargı sürecine dikkat çekti.

BAKIMEVLERİ GÜVENLİ YUVA OLMALI

Sosyal devlet anlayışının en kırılgan ve kendini ifade etmekte güçlük çeken bireyleri korumayı gerektirdiğini vurgulayan Çalışgan, otizmli çocukların bakımevlerinde ihmal ve yetersiz denetim nedeniyle risk altında kalmasının aileleri derinden sarstığını söyledi.

Ailelerin her gün "Benden sonra ne olacak?" kaygısıyla yaşadığını ifade eden Çalışgan, devletin ve toplumun bu sorunlara sessiz kalmaması gerektiğini söyledi. Turgutlu Otizmliler Dayanışma ve Hakları Derneği adına taleplerini sıralayan Çalışgan, çocukların birer sayı ya da istatistikten ibaret olmadığını belirterek, "Çocuklarımız birer sayı ya da istatistik değil, birer candır" dedi. Çalışgan, şöyle devam etti:

"Bakımevleri birer tecrit merkezi değil; liyakatli, denetlenen ve sevgi dolu birer güvenli yuva olmak zorundadır! Adalet, evlatlarını kaybeden ailelerin acısını derinleştirecek kadar yavaş değil; bir an önce tecelli edecek kadar hızlı ve caydırıcı olmalıdır. Evlatlarının tek bir tebessümü için dünyaları feda eden annelerin, babaların ve tüm ailelerin adına haykırıyorum: Bizler lütuf değil, en temel insan hakkı olan yaşam güvencesi istiyoruz. Çocuklarımızın bizlerden sonra da insanca, güvenle, merhametle ve ehil ellerde yaşayabileceği güçlü bir koruma sistemini inşa etmek bu toplumun ve devletin boynunun borcudur."

Okumaya devam et

Pusholder

Senin gündemin

Okuma seçenekleri

Push AIÖzet

PusholderKaynakta oku
birgun.net