Merkez Bankası rezervlerinde alarm zilleri çalıyor.
Böyle Giderse Doları Kimse Tutamaz…

23 Ekim haftasında toplam rezervler bir haftada tam 6,9 milyar dolar azalarak 162,2 milyar dolara geriledi.
İki haftalık kayıp ise 9,4 milyar dolar oldu.
Daha da önemlisi;
swap hariç net rezervler aynı dönemde yaklaşık 13,5 milyar dolar eridi.
23 Ekim itibarıyla swap hariç net rezerv sadece 30,8 milyar dolar.
Şimdi diyeceksiniz ki;
“Merkez Bankası 9,4 milyar dolar mı sattı?”
Hayır.
Bu kadar basit değil.
Rezervlerde altın fiyatındaki değişim de var.
Kamunun döviz hareketleri de var.
Bankaların Merkez Bankası’nda tuttuğu dövizler de var.
Tamam, bütün bunlar brüt rezervdeki düşüşü etkiliyor ama,
net döviz rezervi ve swap hariç net rezerv açık açık döviz satışı demek.
Yani yukarıda saydığımız faktörler burada geçerli değil.
Nitekim;
QNB ekonomistlerinin hesabına göre yalnızca 23 Ekim haftasında Merkez Bankası yaklaşık 5,7 milyar dolar döviz satmış.
Fon krizinin başladığı eylül ortasından 23 Ekim’e kadar yapılan toplam satış ise 16,1 milyar dolar.
İşte meselenin özü bu.
Yani rezerv sadece değerleme nedeniyle düşmüyor.
Döviz de çatır çatır satılıyor.
Üstelik bir de faiz indirimi etkisi var.
22 Ekim’de politika faizi yüzde 37’den yüzde 36’ya indirildi.
Ve;
faiz indikçe dövize talep yeniden artmaya başladı.
Bu çok normal.
Türk lirasının getirisi azalıyor.
Kurun daha fazla tutulup tutulamayacağıyla ilgili kaygı artıyor.
Vatandaş ve şirketler doğal olarak dövize yöneliyor.
Yabancılar ise çaktırmadan kaçıyor.
Merkez Bankası da kur yukarı gitmesin diye döviz satıyor.
Ve tabiki bütün bunların sonucu, rezervler aşağı geliyor.
Evet, şimdilik bir şok etkisi yok ama rakamlar korkutmaya başladı.
Nitekim yabancılar da endişeli.
Yabancılar son üç haftadır durmadan hisse satmaya devam ediyor.
16 Ekim haftasında 88,8 milyon dolarlık hisse, 60 milyon dolarlık tahvil sattılar.
Önceki haftalarda da tahvil tarafında ciddi çıkışlar olmuştu.
Ve bu hareketlilik, büyük depremin öncü sarsıntıları olabilir.
Bakın buraya yazıyorum;
Daha agresif satışlar gelirse kuru kimse tutamaz.
Merkezin kalan rezervi de çare olmaz…
Bu arada brüt rezervin 162 milyar dolar olması kimseyi yanıltmasın.
Çünkü elde olan para bu değil.
Elde olan asıl para;
30,8 milyar dolarlık swap hariç net rezerv.
Daha birkaç hafta önce 50 milyar dolar civarındaydı.
Şimdi burada.
Yani tampon hızla zayıflıyor.
Bu hızla erirse yarın ne kalır, siz düşünün.
Ve bu koşullarda bizimkiler;
“Merkez faiz indirecek mi?”
tartışması yapıyor.
Oysa mesele;
“Faiz kaç olacak?”
meselesini çoktan aştı.
Asıl mesele;
“Faizi indirirken kuru nasıl tutacaksın?”
meselesine döndü.
Gördüğüm kadarıyla Merkez Bankası hem faiz indirip hem kuru baskılayıp hem de rezervi artırma hevesinde.
Ama bu koşullarda bu bakış açısı hayalden başka bir şey değil.
Çünkü bu koşullarda;
ne yabancıyı ikna edebilirsiniz,
ne ihracat yapabilirsiniz,
ne de cari açığı kontrol altında tutabilirsiniz.
Ve yabancı kaçışı hızlanıp,
vatandaş panikle dövize yüklenirse,
işte o zaman çarşı fena karışır.
Velhasıl;
iki haftada 9,4 milyar dolar brüt rezerv,
13,5 milyar dolar swap hariç net rezerv kaybı küçümsenecek rakam değil.
Hele ki faiz indirimlerinin başladığı bir dönemde hiç değil.
Bugün kur tutuluyor olabilir.
Ama bunun bedelini rezerv ödüyorsa;
orada durup düşünmek lazım.
Çünkü geçmişte de film böyle başlamıştı.
Şu an izlediğimiz sadece fragman olabilir.
Söylemedi demeyin…




