Yeniçağ
Haber akışına dön

Btp Lideri Hüseyin Baş, İzzet Çapa'nın Konuğu Oldu: ABD Türkiye'nin Stratejik Ortağı Değildir

Btp Lideri Hüseyin Baş, İzzet Çapa'nın Konuğu Oldu: ABD Türkiye'nin Stratejik Ortağı Değildir

Programda Hüseyin Baş'a sorulan sorulardan bazıları ve verdiği cevaplar şöyle:

"DİNDARLAR ATATÜRK'Ü SEVMEZ SÖYLEMİ BİR EMPERYALİZM OYUNU"

İzzet Çapa: Sağ tandanslı ve dindarlara yakın kesimde Atatürk'ün kabul edilmediği, sevilmediği gibi bir gerçek var. Size zarar getirmiyor mu bu?

Hüseyin Baş: "Aslında bu gerçek değil. Türkiye'nin gerçek sosyolojisine indiğimizde aslında toplumun kahir ekseriyetinin ki bu oranı yüzde 90'lara bile vardırabilirim, Atatürk'le barışık ve aynı zamanda dinine de bağlı insanlar olduğunu gözlemliyorum. Ben kimle konuşsam hep anneannelerden, babaannelerden bu örnekler çok verilir. Çünkü toplum buydu. Daha sonra bizim içimize karıştırılan bazı gerçek dışı söylemler, algılar bizleri farklı şeylere bölmüş oldu. Türkiye'de bu hep yapıldı. Atatürk'ün en büyük mücadelesi emperyalizm ile mücadeleydi. Emperyalizmin bu bölgede yüz yılları aşkın süredir oynadığı oyun da toplumu bölüp, hani eski tabirle fırkalara, parçalara ayırmak. Her zaman bunu oynadılar. Ben Türkiye'de hiçbir konuda insanımızın, toplumun bir kavgası olduğu inancına hiçbir zaman sahip olmadım. Bugün Türkiye'de gündemde olan Kürt meselesi adı verilen meselenin dahi hiçbir Kürt'ün hiçbir Türk'le, hiçbir Laz'ın hiçbir Kürt'le, hiçbir Çerkez'in hiçbir Laz'la, kimsenin kimseyle bir problemi yoktur. Ama yukarıda bir siyasetin menfaat alanı vardır ve o menfaat alanı kavga üretir. O menfaat alanı bazı gençleri kandırabilir, farklı yere itebilir. Elbette ki farklı düşüncelere sahip olunabilir."

"ATATÜRK'ÜN İSLAM'A YAPTIĞI HİZMETİ EN BENİM DİYEN MÜSLÜMAN YAPMAMIŞTIR"

"Atatürk'ün muhafazakârla, dindarla bir problemi olduğu algısı gerçeği yansıtan bir algı değildir. Son 30 yıldır, belki 40 yıldır bu algı yayılmaya çalışıldı ve buna ilişkin bazı kitleler de oluşturuldu. Bunları yok sayamayız, bunlar var. Ama bizim varlığımız da aslında milletiyle devletini, milletiyle askerini ki burada devlet, asker derken bir Atatürk olgusundan bahsediyoruz. Çünkü her devletin bir kurucu unsuru vardır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kurucu unsuru da Atatürk ve etrafında şekillenen askerdir. Dolayısıyla bunların arasına nifak tohumları ekilmiş yıllarca. Bizim yaptığımız siyasetin oluşturduğu şey de aslında bunu bir arada barındıran, birbiriyle barıştıran bir siyasi çizgi. Biz buna inanarak sarılıyoruz. Atatürk'ün hani muhafazakârlarla sorunu olduğu veya muhafazakârların Atatürk'le sorunu olduğu iddiasına ilişkin bunu söylüyorum. Atatürk'ün İslam'a yaptığı hizmeti en benim diyen Müslüman yapmamıştır. Bakın, çok enteresan. Anadolu'da siz bir savaş veriyorsunuz. Savaşı verdikten sonra cumhuriyet ilan ediyorsunuz. Atatürk gayet tabii rahatlıkla bir ülke kurup, bir devlet kurup, nitekim biz bir imparatorluk bakiyesine sahiptik, bir devlet kurup artık bunu Mustafaoğulları, Kemaloğulları yapabilirdi. Bunu bir cumhuriyet yapıyor. Cumhuriyet dediğimiz ne? Halk. Peki, kim bu halk? Müslüman halk! Savaş veriyor. Kim için? Aynı Müslüman halk için. Dolayısıyla bu kişinin Müslüman'la, kendi halkıyla, milletiyle, diniyle bir sorunu olma ihtimali mümkün değil."

"UYARILAR OLMASINA RAĞMEN UYARI YAPANLARIN SUSTURULDUĞU BİR SÜREÇ YAŞANDI"

Hüseyin Baş: "Fon olayında birisi manipülasyonla, içeriden haber alarak bir borsa işlemine girmiş ve bundan dolayı bir haksız kazanç elde etmişse cezalandırılır. Hukuken bu böyledir. Ama nasıl cezalandırılır? Muhalifse direkt cezaevine atılarak cezalandırılabilir. İktidara yakınsa işte kulağı çekilebilir veya WhatsApp grubundan çıkarılabilir. Cezalandırma yöntemleri, artık orayı biz belirleyemiyoruz ama mutlaka bir cezası vardır ve cezalandırılmalıdır. Orada tabii çok enteresan bir hadise var. Sadece birilerinin vurgun yapmış olması değil, bir ekonomik sistemin çöküşünü izliyoruz ve yıllardır süregelen birikmiş bir hantallığın sonucunu izliyoruz. Mesela bugün bir Bloomberg raporu ortaya çıktı. Deniyor ki; uyarılar olmasına rağmen uyarı yapanların susturulduğu bir süreç yaşandı deniyor mesela bu raporda. Bürokrasinin işin içinde olduğu, işte içeriden haberdar olanların olduğu enteresan bir olay... (Belki bunlar yok ama dünya böyle bir şeyi görmediği için öyle bakıyor olabilir. Ne dersiniz?) Bunların olmama ihtimali yok. Birileri koruyup kollamazsa bugün sizin hesabınızdaki 2 bin lira hareketliliği raporlayan organizasyonun 2 milyar liralık para hareketini dikkat çekici bulmaması mümkün değil. Bunun görülmemiş, anlaşılmamış olması ihtimal dâhilinde değil."

"ABD TÜRKİYE'NİN STRATEJİK ORTAĞI DEĞİLDİR"

İzzet Çapa: Amerika bizim gerçekten stratejik ortağımız mı size göre?

Hüseyin Baş: "Hayır. Amerika'nın Türkiye'de, Orta Doğu'da, bölgemizde bizim menfaatimize olan değil, bizim menfaatlerimizi yok eden beklentileri ve planları var. Dolayısıyla stratejik ortağımız hiçbir zaman olamaz. Amerika'yla ilişkilerimiz iyi olmalı mıdır? Elbette. Amerika'yla kavga etmeli miyiz? Hayır. Ama biz Amerika'nın iç siyasetini kendimize dış politika edinirsek veya Amerika'nın dış politikasını kendimize iç politika edinirsek bundan hiçbir fayda görmeyiz. Bizim parti olarak bakış açımız bu. Çünkü arada 10 bin kilometre var ve Amerika'nın dünyayı yönetmek gibi arzuları, istekleri var. Bunu yaparken de çok canice yöntemlere de başvurabilen bir devlet. Bugün emperyalizmin bayrağını en üst düzeyde dalgalandıran ülkeden bahsediyoruz.

"ABD İRAN İLE SAVAŞ HALİNDE DİYE BİZ DE Mİ İRAN İLE SAVAŞACAĞIZ"

"Biz kendimize baktığımız zaman tarih boyu emperyalizmle mücadele etmiş, bağımsızlık için çok büyük mücadeleler vermiş bir milletiz ve bir devletiz. Dolayısıyla Amerika'yla stratejik olarak çıkarlarımızın örtüşmesi mümkün değil. Buna bir örnek, Amerika ile İran savaş hâlinde. Şimdi stratejik ortaklık ne demek? Bizim de İran'la mücadele etmemiz demek. Peki, biz komşumuzla, ki sınırlarımızın en eski olduğu ülke Kasr-ı Şirin Antlaşması'yla İran'dır. Amerika savaşıyor diye biz de onunla stratejik ortaklık mı yapalım? Bunu söylerken İran'ın stratejik çıkarları da bizim için önemli değil. Bizim için önemli olan sadece Türkiye'nin stratejik çıkarlarıdır."

"TRUMP DÜNYAYI GTA HİLELERİ GİBİ YÖNETİYOR"

İzzet Çapa: Monopoly diye bir oyun vardı. Hatırlar mısınız? Dünyanın her yerinden alırsınız evleri. Trump dünyayı biraz öyle mi yönetiyor?

Hüseyin Baş: "Trump dünyayı hem öyle yönetiyor hem de işte oyundan örnek verdiniz. GTA vardır, bilirsiniz. Çok meşhur. Bizim lise zamanımızda GTA'nın Vice City modeli vardı. O oyunda hile vardı bir tane. Ben hiç unutmam. NUTTERTOOLS yazınca, taba basıp bütün silahlar yükleniyordu size. O arada şehri birbirine katıyordunuz. Şu anki GTA 6 çıktı herhâlde, onu bilmiyorum ama Vice City'de böyleydi. Şimdi Amerika biraz Türkiye'de de iç siyasette iktidar da aynı pozisyonda. NUTTERTOOLS yazmış, bütün silahları elinde, 'hadi savaşalım' diyor. Bu hakkaniyetli değil. Amerika böyle bir vaziyette."

AVRUPA HALKLARI NEDEN AYAKLANDI?

"Şu anda dünyanın şöyle bir tarafı oluştu: yüzde 1'in elde ettiği zenginlik, kalan yüzde 99'un, bütün dünyadaki nüfusun sahip olduğundan bile daha fazla. Ne var burada? Yeni neslin, gelen genç neslin bu adaletsiz gelir dağılımına isyanı söz konusu. Dolayısıyla bütün dünyada da bundan kaynaklı olarak bir ekonomik sistem değişimi aranmaya başlandı. Biz nasıl olur da zenginin zenginliğini muhafaza edip fakiri de daha iyi, konforlu, rahat ettirebileceğimiz yerlerde, koşullarda yaşatabiliriz? Bununla ilgili mesela dünyada çok tartışmalar oluyor son 3-4 yıldır. Örneğin diyorlar ki 'basic income', yani evrensel temel gelir, bütün vatandaşlara verelim veya iş gücüne katılmayan ama emek üretebilen insanlara yardım yapalım. Kim bu? Örnek, anneler. İşte anne parası, 'mamani' gibi paralar konuşulmaya başlanıyor dünyada. Peki, buna geldiğimizde işin bizi ilgilendiren, Bağımsız Türkiye Partisi olarak enteresan tarafına şimdi dikkat çekeceğim. Bunların tamamı 2005 yılında merhum babamın yazdığı, Milli Ekonomi Modeli dediğimiz, bizim de partimizin ekonomi programını içeren tezde mevcut."

MİLLİ EĞİTİM BAKANINA KURTULUŞ SAVAŞI CEVABI

İzzet Çapa: Kurtuluş Savaşı isminden kurtulmamız gerekiyor." dedi Millî Eğitim Bakanı…

Hüseyin Baş: "Kurtuluş Savaşı, mevcut tarih kitaplarımızda da bizim aldığımız lise eğitiminde de hem Kurtuluş Savaşı hem Millî Mücadele olarak anılır. Burada Millî Mücadele demiyor değil hiç kimse. Mücadelenin millî bir mücadele olduğunun altını çizmek için Millî Mücadele dersiniz. İşgal altındaki bir toprağın işgalden kurtulduğunu anlatmak için de Kurtuluş Savaşı dersiniz. Dolayısıyla burada "Kurtuluş Savaşı dememiz gerekmiyor." demek şu manaya geliyor: Biz işgal altında değildik. Biz bir şeyden kurtulmadık manasına geliyor. Bu kabullenilir bir şey değildir."

Okumaya devam et

Pusholder

Senin gündemin

Okuma seçenekleri

Push AIÖzet

PusholderKaynakta oku
yenicaggazetesi.com