Önceki gün Hakkâri’den gelen haberin daha videosunu izlerken gözümde canlandı.
Bu Genç Mucidimizi Selçuk Bayraktar’a Emanet Ediyorum… ‘Drontele Aram’

Elinde televizyon anteniyle Hakkâri dağlarında dolaşan köyün mucidi... Yılmaz Erdoğan.
Siyah beyaz televizyon yıllarında;
Ankara’dan gelen televizyona görüntü almak için; Sırtında televizyon anteniyle dağ tepe geziyor.
Vizontele. Bir devri anlatan harika bir filmdi. Yılmaz Erdoğan’ın, Demet Akbağ’ın, Cem Yılmaz’ın harika oyunculukları. Ve muhteşem senaryo.
İşte bu haber de Hakkâri’den geliyor: “Hakkâri’nin Derecik ilçesinde 16 yaşındaki Aram Kaynak kendi imkânlarıyla yaptığı maket uçak ve dronu uçurmayı başardı.”
Aram, üstelik uzaktan kumandayı da kendisi yapmış. Dahası çevresinde bulabildiği malzemelerle...
Haber şöyle devam ediyor: “Çevresinden temin ettiği malzemelerle tasarladığı birbirinden farklı robotik araçlarla görenleri şaşırtan Kaynak, bir süre önce de dron ve maket uçak yapmaya karar verdi. Projeleri için ilk etapta araştırma yapan Kaynak, atölye olarak kullandığı odada motor, uçuş kontrol kartı, kablo, batarya, plastik parçalar, sensör ve pervane kullanarak dron tasarladı.”
Vizontele filminde mucit ‘Deli Emin’ anteni taşırken... Öyle ya her mucit biraz çılgındır.
Sanki Vizontele’deki Emin...
Ve Aram önceki gün elinde tasarladığı maket uçakla köyün yakınındaki bir tepeye tırmandı. Bir biliminsanı ciddiyetiyle çalıştırdı ve gökyüzüne doğru bıraktı. Maket uçak süzülmeye başladı. Aram, elindeki uzaktan kumandasıyla uçağı yönlendiriyordu.
Aram’ın uçağı sanki uzay görevine çıkıyordu. Nasıl bir sevinç... Nasıl bir gurur...
2-TEKNOFEST’LERİN ETKİSİ
Aram’a dron ve maket uçak fikri gittiği TEKNOFEST’te gelmiş. TEKNOFEST’lerin bu ülkede gelecek kuşaklara nasıl bir etki yaptığını bundan daha güzel anlatan bir örnek olabilir mi?
İşte kendi olanaklarıyla, kısıtlı imkânlarla maket uçağı, dron yapıp uzaktan kumandasıyla uçurmayı başaran Aram. Olanak bulduğu zaman neler yapabileceğini siz düşünün.
Bakın ne diyor 16 yaşındaki mucit: “TEKNOFEST’te gördüğüm projelerin hepsi birbirinden farklı, gelişmiş çalışmalardı. Ben de onlar gibi yarışmaya katılmak istiyorum. En son dron ve uçak yaptım. Uçağımız süzülerek 2 kilometre menzile ulaşıyor. Kumandam 2 kilometreye izin verebiliyor. Bunu geliştirmek için yeni kumanda yapmayı düşünüyorum. Uçağımı 4 günde bitirdim. Daha çok akşamları çalışıyordum. Uçağımı yaparken strafor, fırçasız motor, lipo pil, alıcı ve küçük çıtalar kullandım. Onları bantladım. Sonra silikonla yapıştırdım hepsini. Uçağı kafamda tasarladıktan sonra ölçülerini alarak kestim ve daha stabil uçmasını sağladım.”
Aram’ın bu sözlerini okurken tüylerim diken diken oluyor.
Nasıl güzel diyor: “Uçağımı yaparken... Kumandam 2 kilometre menzile ulaşıyor. Yeni kumanda yapmayı düşünüyorum...”
3-TERÖR YILLARINDAN YENİ NESİL MUCİTLERE
Hakkâri Derecik bölgesi...
Terör yıllarında ne acı olaylar yaşadık...
Hatırlayın:
- 4 Ağustos 1991’de Samanlı Karakolu’na düzenlenen baskın. 10 asker şehit.
- 29 Eylül 1992’de Derecik Karakolu’na baskın. 28 asker şehit.
Ve daha onlarca olay.
Ağır ve acı saldırılar.
Vizontele, 1980 öncesi yılları anlatıyordu. Cehaletin ve fakirliğin teröre tohum olduğu yıllar.
Hemen sonra terör başladı. Nice canlar gitti.
Türk ordusu, teröristleri havadan görebilmek için ABD’nin dronlarına ihtiyaç duyuyordu.
Awacs’lar, Heron’lar unutulur mu?
Onlar da diledikleri istihbaratı diledikleri şekilde veriyordu.
Geldik bugüne...
Türkiye bugün dünyanın en gelişmiş dronlarını, İHA’larını, SİHA’larını üretiyor. İhraç ediyor.
Bir zamanlar terörün kol gezdiği Hakkâri Derecik...
4-TERÖR HÂKİM OLSAYDI ARAM NE YAPIYORDU
Şimdi en hayati soruya geliyorum. Eğer bugün terör hâlâ hâkim olsaydı... Eğer bugün Türkiye kendi İHA’larını geliştirmiş olmasaydı... Eğer bugün Türkiye sınır ötesi harekâtlarla önlem almamış olsaydı...
Ve en önemlisi; Eğer Türkiye bugün Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge kardeşliğini başlatmasaydı...
Acaba Aram’ın yaptığı o dron kimler ne için kullanırdı?
Sınırımızın ötesinden gelen bombalı dronları düşününce bu sorular çok daha büyük anlam kazanıyor.
Hakkârili mucit Aram Kaynak’a gelirsek; İçimden geleni buraya yazıyorum: “Sayın Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fatih Kacır, gençlere verdiğiniz önemi biliyorum. Sayın Selçuk Bayraktar, babanızın belgeselinde konuşmuştuk. ‘Bizim gücümüz ve geleceğimiz gençlerimizdir’ demiştiniz. Aram’ı size emanet ediyorum. Eminim en iyisini yaparsınız.”
Ve sevgili Yılmaz Erdoğan...
İyi ki varsınız.



