Fenerbahçe kalite ve kalibre olarak kendinden düşük Slavia Prag karşısında maça doğru 11 ve doğru oyun planı ile başladı. Erken gelen iki gol özgüveni ve moralleri yükseltti, seyirciyi coşturdu. Her şey çok iyi giderken Guendouzi'nin pas hatasından yenilen gol, rakibe can suyu verdi. Oturmuş oyunu sıkıntıya soktu. Buna bir de savunmanın güvencesi Ake'nin sakatlanıp çıkması eklenince, stres arttı. Oğuz'un yükselen performansıyla jeneriklik golü ve farklı rolde oynayan Greenwood'un harika golü geceye damgasını vurdu. Slavia Prag çok koşan genç oyunculara sahip, kolektif ve fiziksel mücadele içinde oynayan baskılı bir takım. Oyundan hiç düşmediler, bırakmadılar. Ederson çok başarılıydı. Kora kor mücadelenin olduğu maçtan her ne olursa olsun Fenerbahçe mutlaka 3 puan almak istiyordu. Ancak son dakikada Semedo hamlede geç kaldı, Kacor topa vurdu, Fenerbahçe bir puanla yetinmek zorunda kaldı. Yazık oldu. Tutkulu seyirciye sahip Türk takımlarının içeride oynadığı maçlarda İspanyol ve İtalyan hakemleri çok sık görmeye alıştık. Ricardo de Burgos Bengoetxea da İspanyol 40 yaşında 1. Kategori. Ancak asla güçlü ve güven veren bir hakem değil. 19'da Kubiak ceza alanı içinde Ake'yi formasından etkili bir şekilde çekti, düşürdü, sahada penaltıydı. Ancak hakem terste kaldı, göremedi. Maalesef bu pozisyonlara VAR da karışamıyor. 31'de umut vaat eden atağı kesti diye Kante'ye sarı verdi, 30 saniye sonra Kante'nin bu kez Moses'e kontrolsüz hareketi oldu, ayak kaydı diye ikinci sarıdan kırmızıyı çıkarmadı, bir tık sabretti! 49'da Skriniar'a gösterdiği saçma sapan sarının futbolda cevabı yok! Faul değerlendirmeleri ve kart uygulamaları ile sınıfta kaldı. Kararlarında sürekli yardımcıların desteğini arayan özgüveni düşük bir hakem.