Çağdaş Avukatlar Grubu’nun İzmir Barosu başkan adayı Avukat Emre Öktem, yeni döneme ilişkin hedeflerini anlattı. Meslektaşların ekonomik sorunlarından avukata yönelik şiddetle mücadeleye, Bayraklı’da yeni baro binası projesinden genç avukatlara destek çalışmalarına kadar planlarını açıklayan Öktem, “İzmir Barosu’nun susmayan, korkmayan, biat etmeyen bir baro olmasını biz sağladık” dedi.

16.10.2026 14:05

Giriş: 16.10.2026 14:05

Güncelleme: 16.10.2026 14:07

A- A A+

İzmir Barosu başkanlık seçimleri öncesinde Çağdaş Avukatlar Grubu’nun başkan adayı Avukat Emre Öktem ile konuştuk. Öktem, yeni döneme ilişkin projelerini ve avukatlık mesleğinin karşı karşıya olduğu sorunları değerlendirdi. Dört dönemdir İzmir Barosu yönetimini üstlenen grubun 48 yıllık geleneğini sürdürmeyi hedeflediklerini belirten Öktem, meslektaşların ekonomik koşullarının iyileştirilmesi, avukatlık mesleğinin korunması, Bayraklı’da yeni baro binası inşa edilmesi ve genç avukatlara ekonomik destek sağlanmasının öncelikleri arasında olduğunu söyledi. Öktem, yeni dönemde müzakere ve mücadeleyi birlikte yürüteceklerini vurguladı.

“50 YILLIK BİR GELENEĞİN TEMSİLCİLERİYİZ”

-Kısa bir süre sonra baro seçimi yapılacak. Çağdaş Avukatlar Grubu’nun başkan adayı olarak seçime giriyorsunuz. Yeni döneme ilişkin nasıl bir planlama yaptınız?

Biz dört dönemdir, yani üst üste sekiz yıldır İzmir Barosu’nu yönetiyoruz. Çağdaş Avukatlar Grubu’nun İzmir Barosu’nu yönetme geleneği ise yaklaşık 48 yıla dayanıyor. Umarız görev süremizin sonunda 50’nci yılımızı tamamlayacağız. Grubumuzun ilkeleri, dünya görüşü ve hayata bakışı bugün aday olan bizlerin belirlediği yeni ilkeler değil. Biz, 50 yıllık bir geleneğin bugünkü temsilcileriyiz. Bu nedenle önceki dönemlerde ne yaptıysak yeni dönemde de bunun aşağısında kalmamak için aday oluyoruz. Meslektaşlarımızın hakları, ekonomik sorunları, avukata yönelik şiddetle mücadele ve ülkemizdeki hak ihlallerine karşı savunuculuk temel önceliklerimiz olmaya devam edecek. İzmir Barosu’nun bugüne kadar yaptığı çalışmaların üzerine yenilerini koymayı hedefliyoruz. Ben de iki dönemdir, yani dört yıldır yönetim kurulu üyesiyim ve hâlihazırda başkan yardımcısıyım. Baroyu, İzmir’i, meslektaşlarımızı ve sorunlarımızı yakından tanıyorum. Bu tecrübeyi daha genç bir kadronun dinamizmiyle birleştirerek hem mücadele eden hem de geliştiren, inşa eden bir dönem yaratmak istiyoruz.

-Projeler açısından değerlendirirsek seçimi kazanmanız hâlinde ilk etapta neler yapmayı planlıyorsunuz?

Yapacağımız çalışmaları iki temel başlıkta değerlendiriyorum. İlk olarak, avukatlık mesleğine ve meslektaşlarımızın sorunlarına yönelik müzakere ve mücadele sürecini yürüteceğiz. Önceliğimiz, taleplerimizi müzakere yoluyla kabul ettirerek haklarımızı kazanmak. Ancak avukatların yaşadığı sorunların çözümü için ciddi mevzuat değişikliklerine ve siyasi iradenin avukatlardan yana tavır almasına ihtiyacımız var. Daha önce de taleplerimizi dile getirdik; bazı kazanımlar elde ettik, bazılarını ise alamadık. Müzakereyle sonuç alamadığımız noktada Çağdaş Avukatlar Grubu’nun mücadele geleneğini devreye sokacağız. Baroları örgütleyecek, meslektaşlarımızı bir araya getirecek, gerektiğinde eylemler yaparak sahaya ve sokaklara ineceğiz. Haklarımızı alana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz. Avukatlar da bu ülkenin yurttaşları ve yaşanan ekonomik sorunlardan doğrudan etkileniyor. Biz bilgimizi ve emeğimizi sunarak geçinmeye çalışıyoruz. Ancak yurttaşların alım gücünün bu kadar düştüğü bir ortamda avukatlık hizmetinin bedelini karşılamak da giderek zorlaşıyor. Bir davada avukatın talep edeceği ücret, bugün asgari ücretle çalışan bir yurttaşın en az üç veya dört aylık maaşına denk gelebiliyor. Bu durum yalnızca avukatların ekonomik sorunlarını derinleştirmiyor, aynı zamanda yurttaşların adalete erişimini de güçleştiriyor. Bu nedenle hem avukatların hem de yurttaşların yaşadığı sorunların çözümü için devlet yetkilileriyle ve TBMM ile görüşmelerimizi sürdürmeyi amaçlıyoruz. Diğer taraftan meslektaşlarımızın çalışma koşullarını iyileştirmek ve yeni bir baro binası inşa etmek istiyoruz. Alsancak’taki mevcut binamız yaklaşık 20-25 yıl önce satın alındı. Bugünkü avukat sayısı ve meslektaşlarımızın Bayraklı bölgesindeki yoğunluğu nedeniyle yeni bir binaya ihtiyaç duyuyoruz. Konferans salonlarının, sosyal etkinlik alanlarının ve daha rahat çalışma ortamlarının bulunduğu bir bina hedefliyoruz. 18 Ekim’de yapılacak seçimde başkan seçilir ve grubumuz yönetimi yeniden kazanırsa, Ocak 2027 itibarıyla önceliklerimizden biri Bayraklı’daki yeni baro binasına ilişkin girişimleri tamamlamak olacak. Genç meslektaşlarımızın ekonomik koşullarını iyileştirmek için de projelerimiz var. Baromuzun bazı birimlerinde genç avukatların görev alacağı ücretli nöbet ve görevlendirme sistemleri kurmayı, bunları kendi öz kaynaklarımızla finanse etmeyi düşünüyoruz. İzmir Barosu’nun, İzmir Avukatları Dayanışma Vakfı adında 50 yıllık bir vakfı bulunuyor. 2022’de göreve geldiğimizde atıl durumda olan bu vakfı yeniden canlandırdık ve ücretli eğitimler aracılığıyla gelir elde eden bir yapıya dönüştürdük. Bu gelirleri meslektaşlarımıza yönelik hizmetlerde kullandık. Önümüzdeki dönemde vakfı büyüterek elde edeceğimiz kaynakları genç avukatlara ekonomik destek sağlayacak projelerde değerlendirmeyi ve vakfın meslektaşlarımızın günlük ihtiyaçlarına yönelik katkısını artırmayı planlıyoruz.

“AVUKATLIK MESLEĞİNİ YAPMAK SUÇ DELİLİ SAYILAMAZ”

-Son yıllarda Türkiye’de hukuk sistemine yönelik ciddi eleştiriler ve baskı tartışmaları var. Bu süreçten en çok etkilenenler arasında avukatlar da bulunuyor. İzmir Barosu olarak önümüzdeki dönemde bu konuda neler yapacaksınız?

Mesleki faaliyetleri veya üstlendikleri dosyalar nedeniyle suç isnadıyla karşı karşıya kalan, tutuklu ya da hükümlü bulunan birçok meslektaşımız var. Bu meslektaşlarımıza yöneltilen suçlamaların temelinde avukatlık faaliyetlerinin bulunduğu örneklerle karşılaşıyoruz. Her platformda şunu söylüyoruz: Avukatlık suç değildir. Bizler yürüttüğümüz dosyaların tarafı değil, vekiliyiz; savunduğumuz kişilerin müdafisiyiz. Bir cinayet davasında sanığı savunmak kişiyi katil yapmadığı gibi, siyasi bir dosyada sanığı savunmak da avukatı örgüt üyesi yapmaz. Ne yazık ki özellikle siyasi davalarda avukatlık mesleği, davanın bir parçası gibi gösteriliyor ve mesleki faaliyetler suç delili olarak değerlendirilebiliyor. Avukatlar, yalnızca mesleklerini icra ettikleri için suçlu sayılabiliyor. Karşı çıktığımız temel sorun budur. Avukatların savunma görevlerini özgürce yerine getirebilmeleri, üstlendikleri dosyalarla özdeşleştirilmemeleri ve mesleki faaliyetleri nedeniyle baskı görmemeleri gerekiyor. Bu kapsamda önümüzdeki dönemin en önemli hedeflerinden biri, Avrupa Konseyi’nin avukatlık mesleğinin korunmasına yönelik sözleşmesine Türkiye’nin taraf olmasını sağlamak. Bu sözleşme, avukatların ve baroların mesleki faaliyetlerini korumayı amaçlıyor. Türkiye’nin bu sözleşmeye taraf olması için yetkili makamlarla görüşmelerimizi sürdürmeyi ve gerekli adımların atılması yönünde çalışmayı hedefliyoruz. Avukatların mesleki faaliyetleri nedeniyle suçlanmadığı ve şiddete maruz kalmadığı bir düzenin kurulması gerekiyor.

-2027’de olası bir seçim süreciyle birlikte Türkiye’nin daha hareketli ve zorlu bir dönemden geçeceğini düşünüyorsunuz. Bu süreçte İzmir Barosu nasıl bir rol üstlenecek?

2027’nin ülkemiz açısından bir seçim dönemi olması nedeniyle yurttaşları zorlayabilecek, kaotik bir süreç yaşanabileceğini düşünüyorum. Bu nedenle 2026 baro seçimlerini yalnızca bir meslek örgütünün seçimi olarak görmüyorum. Bugün ülkede muhalif ses çıkaran sivil toplum kuruluşlarının ve meslek örgütlerinin sayısı azaldı. Bunların başında da barolar geliyor. Ancak her baroyu İzmir Barosu gibi değerlendirmemek gerekiyor. İzmir Barosu, Türkiye’nin en önemli ve öncü barolarından biri; ne söylediği merak edilen bir kurum. İzmir Barosu’nu bu noktaya getiren de Çağdaş Avukatlar Grubu’nun mücadelesidir. İzmir Barosu’nun susmayan, korkmayan, biat etmeyen bir baro olmasını biz sağladık. Önümüzdeki günlerde böyle bir baroya daha fazla ihtiyaç duyulacağını düşünüyorum. Hak ihlallerinin yaşandığı bir ortamda baroların sessiz kalması, susması veya korkması beklenemez. İnsanlar bireysel olarak korkabilir; bunu anlayışla karşılarım. Ancak kişisel korkuların bir kurumun yönetimine taşınmasını kabul edemem. Eğer şahsi korkularım varsa o makama aday olmamalıyım. Çağdaş Avukatlar Grubu olarak bugüne kadar korkmadan baroyu yönettik ve yeniden yönetmeye talibiz. Çünkü önümüzde, korkmamamız gereken zamanların bizi beklediğini düşünüyorum.