ÖNCEKİ yazımızı şu soruyla bitirmiştik: Bağımsızlık dünyadan uzaklaşmak mı, yoksa dünyanın her tarafıyla ilişki kurarken kendi kararını verebilmek midir?
Çok Yönlü Politika (1)

Cevabı açıktır: Bağımsızlık yalnızlık değildir!
Tam tersine...
Güçlü devlet mümkün olduğu kadar çok ülkeyle konuşabilen, ticaret yapabilen, ittifak kurabilen, gerektiğinde anlaşmazlığa düşebilen ama bütün bunları yaparken kendi millî menfaatlerini koruyabilen devlettir.
Bir ülkenin bağımsızlığını anlamak istiyorsanız yalnız sınırlarına bakmayacaksınız.
Dünyada ne kadar bulunduğuna da bakacaksınız. Türkiye’nin bugün yurt dışında tam 262 diplomatik temsilciliği bulunuyor.
Dışişleri Bakanlığı verilerine göre Türkiye bu rakamla dünyanın en geniş üçüncü diplomatik ağına sahip ülkesi durumundadır.
Düşünün... Dünyanın hemen her bölgesinde Türk bayrağının dalgalandığı bir büyükelçilik, başkonsolosluk veya başka bir diplomatik temsilcilik bulunuyor.
Bu yalnız bina sayısı değildir.
Devletin dünyadaki gözü, kulağı ve sesidir.
Diplomatınız oradadır.
İşinsanınızın arkasındadır.
Vatandaşınızın başına bir şey geldiğinde oradadır.
Bir kriz çıktığında oradadır.
Ticari fırsat doğduğunda oradadır.
Siyasi gelişme olduğunda Ankara’ya bilgi aktarır. Devletler güçleri oranında bağımsızdırlar demiştik. Diplomasi de devlet gücüdür.
Türkiye’nin dünyaya nasıl yayıldığını görmek için Afrika’ya bakmak yeterlidir.
2002 yılında Türkiye’nin bütün Afrika kıtasında yalnızca 12 büyükelçiliği vardı.
Bugün?
44!
Afrika ülkelerinin Ankara’daki büyükelçiliklerinin sayısı da 2008’de 10 iken 38’e çıktı.
Bu ne demektir?
Türkiye Afrika’ya gidiyor.
Ama Afrika da Türkiye’ye geliyor.
Üstelik ilişki yalnız diplomatik değildir.
2003 yılında Türkiye’nin Afrika ile ticaret hacmi yaklaşık 5,4 milyar dolardı. 2025 sonunda bu rakam 36,3 milyar dolara ulaştı.
Türkiye’nin Afrika’daki büyükelçilik sayısı artıyor.
Ticareti artıyor.
Türk şirketleri gidiyor.
TİKA gidiyor.
Türk Hava Yolları gidiyor.
Maarif Vakfı gidiyor.
Yunus Emre Enstitüsü gidiyor.
Türk müteahhitleri gidiyor.
Ve daha önce anlattığımız gibi Türk askeri de Somali’de eğitim veriyor.
2026 itibarıyla Türk Hava Yolları yalnız Afrika’da 64 noktaya uçuyor.
Türkiye’nin Afrika’daki iş konseylerinin sayısı 9’dan 48’e yükseldi.
Kıtada 22 TİKA ofisi faaliyet gösteriyor.
Afrika’dan Türkiye’de eğitim gören öğrenci sayısı 62 bini aşmış durumda.
İşte devletin dünyadaki varlığı böyle oluşur.
Yalnız asker göndererek değil...
Yalnız büyükelçilik açarak değil...
Yalnız ticaret yaparak değil...
Hepsini aynı anda yapabilerek!
Bir başka örnek Türk Hava Yolları’dır.
Önceki yazılarımızda anlattık.
Bugün dünyanın 130’dan fazla ülkesine uçan bir havayolumuz var.
Bir Afrika ülkesinin işinsanı İstanbul üzerinden Avrupa’ya gidiyor. Bir Avrupalı İstanbul üzerinden Orta Asya’ya gidiyor. Bir Amerikalı İstanbul üzerinden Afrika’ya gidiyor. Bir Asyalı İstanbul üzerinden Balkanlara gidiyor.
İstanbul giderek dünyanın büyük ulaşım kavşaklarından biri haline geliyor.
Bu yalnız havacılık değildir.
Diplomasidir.
Ticarettir.
Turizmdir.
Bağlantıdır.
Ve güçtür.
Türk müteahhitlerine bakalım.
1972’den bugüne Türk müteahhitlik şirketleri dünyanın 138 ülkesinde 12 bin 952 proje üstlendi. Bu projelerin toplam büyüklüğü 567,8 milyar doların üzerindedir. 138 ülke!
Dünyada 193 Birleşmiş Milletler üyesi devlet bulunduğunu düşünün.
Türk şirketleri dünyanın çok büyük bölümünde iş yapmış durumda.
Yol yapıyorlar.
Köprü yapıyorlar.
Havaalanı yapıyorlar.
Stadyum yapıyorlar.
Enerji tesisi yapıyorlar.
Konut yapıyorlar.
Otel yapıyorlar.
Bir zamanlar kendi altyapısını kurmak için yabancı şirket arayan Türkiye’nin şirketleri bugün başka devletlerin altyapılarını kuruyor.
Bu da bağımsızlık hikâyesinin bir parçasıdır.
Ama Türkiye’nin dış politikasındaki değişimi yalnız rakamlarla anlatmak da yetmez.
Bir başka önemli kavram var:
Hareket serbestisi!
Türkiye NATO üyesidir.
1952’den beri...
Ama aynı Türkiye Rusya ile de konuşuyor.
Ukrayna ile de konuşuyor.
Avrupa Birliği ile Gümrük Birliği içinde.
Çin ile ticaret yapıyor.
Mekke İttifakı’nı kuruyor!
NOT: Konuyu işlemeye devam edeceğiz. F BOL




