Brezilya'nın Belem kentinde devam eden Birleşmiş Milletler (BM) İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 30. Taraflar Konferansı (COP30) kapsamında, Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezi (İPM) İklim Değişikliği Çalışmaları Koordinatörü Ümit Şahin, iklim değişikliğine uyum konusunda küresel bir hedefin olmadığını belirtti. Şahin, "İlk defa uyum konusunu değerlendirecek 100 gösterge üzerinde tartışmalar yürütülüyor. Anlaşmaya varılırsa, Belem'den gerçekten yeni bir sonuç çıkmış olacak." dedi.

Şahin, COP30 Başkanlığının iklim müzakerelerinde "ilerici ve yapıcı" bir tutum sergilediğini ifade ederek, iklim finansmanının harekete geçirilmesi ve fosil yakıtlardan çıkışın hızlandırılması konusundaki açıklamalara dikkati çekti. Küresel Uyum Hedefi'nin (GGA) COP30 gündeminde öne çıktığını vurgulayan Şahin, "Bugüne kadar uyum konusunda küresel bir hedef yoktu. Uyum konusu yalnızca ulusal ve bölgesel çalışmalarla sınırlıydı," diye konuştu.

GGA'nın kabul edilmesi halinde bağlayıcı olacağını belirten Şahin, "Uyum konusunu hep ikinci veya üçüncü sıraya atmak bugüne kadar hataydı. Bu artık özellikle az gelişmiş veya gelişmekte olan ülkelerin tek başına üstesinden gelebileceği bir mesele değil. Küresel bir çerçevenin olması ve buna ek finansman akışının sağlanması gerekiyor," değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye özelinde de uyarıda bulunan Şahin, "Ülkemizin sıcak hava dalgaları, kuraklık ve orman yangınları konusunda uyuma ihtiyacı var. Bu üç konuya yönelik uyum önlemlerini acilen artırmamız gerekiyor," ifadesini kullandı.

COP30'da bir diğer önemli konu olan Paris Anlaşması'na taraf ülkelerin sunduğu yeni ulusal katkı beyanlarına (NDC) da değinen Şahin, çoğu ülkenin hedeflerinin zayıf olduğunu belirtti. Türkiye'nin 2035'e yönelik ikinci ulusal katkı beyanını sunduğunu anımsatan Şahin, "Öngörülen emisyon azaltımı, 2021'e göre yüzde 22'lik artışa denk geliyor. Böyle bir senaryodan 2053'e kadar net sıfıra inmek için yıllık yüzde 10'un üzerinde azaltım yapılması gerekir ki bu mümkün değil," dedi.

Şahin, Türkiye'nin 2035'e kadar 120 gigavat yenilenebilir enerji hedefine dikkati çekerek, "Bu üstü örtülü bir şekilde kömürün payının azalması anlamına geliyor. Ancak kömürden çıkış hedefi telaffuz edilmiyor. Bu çelişkinin düzeltilmesi gerekiyor," şeklinde konuştu. Ayrıca, Türkiye'nin COP31'e ev sahipliğine adaylığına ilişkin, "Bu sadece mekansal bir ev sahipliği değil. COP başkanlığına aday olmak, iklim müzakerelerine liderlik etmek demek. Bu çok önemli bir sorumluluk," dedi.

Son olarak, Türkiye'nin geçmişte COP26'ya aday olduğunu ancak İngiltere lehine çekildiğini anımsatan Şahin, "Daha önce bir kez adaylığını çekmiş bir ülke olarak Türkiye'nin COP31'e adaylığını açıkladıktan sonra Avustralya'nın ortaya çıkması ve Avrupa'nın Türkiye'nin bir kez daha adaylığını geri çekmesini istemesi diplomatik olarak yanlış," ifadelerini kullandı.