Hürriyet
Haber akışına dön

Damarda Yüzde 70 Darlık Olsa Da Stent Gerekmeyebilir

Damarda Yüzde 70 Darlık Olsa Da Stent Gerekmeyebilir

Diyelim kalp damarınızda yüzde 70 darlık var. Stent takılması şart mı? Ya da illa bypass mı olunmalı? Artık her zaman değil! Çünkü gelişen teknolojiler sayesinde yalnızca damarın ne kadar daraldığına değil, kalbe yeterince kan gidip gitmediğine de bakılabiliyor. Böylece bazı hastalar yalnızca ilaçla takip edilebiliyor. Üstelik eskiden bypass ameliyatı gerektiren bazı damar hastalıkları da artık stentle tedavi edilebiliyor. Kalp ve Damar Cerrahı Prof. Dr. Melih Us ile söyleşimizin ikinci bölümünde kalp hastalıklarının tedavisindeki önemli değişiklikleri konuştuk. Prof. Dr. Us’un orta yaş grubuna bir de manşetten verilmesi gereken uyarısı var: “50’den sonra halı sahaya çıkıp kalp krizine davetiye çıkarmayın!”

TEMEL PRENSİP GEREKSİZ MÜDAHALENİN ÖNÜNE GEÇMEK

Eskiden, damarın ne kadar daraldığına bakarak ya stent ya da bypass kararı veriliyordu. Yeni güncel kılavuzlara göre, sadece damardaki darlığın oranı değil, kalbe yeterince kan gidip gitmediği de önemli artık.

  • Peki neden?

“Gereksiz müdahalelerin önüne geçilecek. Diyelim, hastanın damarında yüzde 70 darlık var. Ama kan akımı yeterli. O zaman bazı hastalarda stente ihtiyaç olmayabilir. İlaç tedavisiyle takip edilir. Burada önemli olan doğru hastaya doğru işlemi yapmaktır.”

  • Kalbe yeterince kan gidip gitmediği nasıl anlaşılacak peki?

“FFR adı verilen yöntemle... Üstelik artık uygun hastalarda sanal anjiyografi görüntüleri üzerinden, damarın içine kateter yerleştirmeden bu değerlendirme yapılabiliyor. Buna BT-FFR deniyor. Gerekirse klasik anjiyografi sırasında da FFR ölçümü yapıyoruz. IVUS dediğimiz damar içi ultrasonla da damarın iç yapısını inceliyoruz” yanıtını veriyor.

STENT SEÇENEĞİ GENİŞLİYOR

Ya stent gerektiren hastalar? Onların tedavisinde de yenilikler var mı? Prof. Dr. Us, meslek hayatından çarpıcı bir örnekle açıklık getiriyor:

“Eskiden yılda 100-150 bypass ameliyatı yapardım. Şimdi bu sayılar çok düştü. Hasta mı azaldı ya da kalp hastalıkları mı ortadan kalktı? Hayır. Stent teknolojileri gelişti. Eskiden bypass kararı verdiğimiz bazı hastalara bugün artık stent takabiliyoruz. Bu çok kıymetli bir değişim. Hem hasta hem de sağlık sistemine yük açısından... Bypass ameliyatında göğsü açıyorsunuz. Hasta yoğun bakımda kalıyor, toparlanması zaman alıyor. Oysa uygun hastalarda stentten sonra aynı gün taburculuk bile mümkün. Hastayı ne kadar erken sosyal hayatına döndürebilirsek o kadar iyi.”

TEDAVİ TEDAVİ KİŞİYE ÖZELDİR

Elbette stent teknolojisinin gelişmesi, bypass ameliyatının önemini kaybettiği anlamına gelmiyor:

“Yalnız teknoloji gelişti diye herkese stent takmak da doğru değil. Önemli olan gereksiz işlem yapmamak. Stent mi, bypass mı, yoksa ilaç tedavisi mi? Hastanın durumuna göre karar verilmeli. Özellikle yaygın ve karmaşık damar hastalıklarında bypass hâlâ uygun seçenek olabilir. Amacımız, hastanın gerçekten hangi tedaviye ihtiyaç duyduğunu belirlemek olmalı.”

50’SİNDEN SONRA HALI SAHAYA ÇIKIP KALBİNİZİ ZORLAMAYIN

Bütün bu teknolojiler, yeni ilaçlar, stentler, ameliyatlar bir yana... Kalp krizinden korunmak için nelere dikkat etmeliyiz? Prof. Dr. Us yanıtı 3 başlıkta topladı:

  • Doğru risk değerlendirmesi ve tanı.
  • Gerektiğinde uygun ilaç tedavisi.
  • Ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları.

Özellikle spor konusunda söyledikleri dikkat çekici:

“Türkiye’de çocukluktan itibaren düzenli spor yapma alışkanlığımız yok. Oysa egzersiz çok önemli. Ancak yaşımıza ve sağlık durumumuza uygun olmalı. Adam 50’sini geçmiş, gidiyor halı sahada maç yapıyor. Yıllardır düzenli spor yapmamış. Birdenbire yüksek bir tempo... Kalbi ciddi biçimde zorluyor. Özellikle rekabet içeren sporlarda adrenalin yükselir. Normalde yürüseniz göğüs ağrısını hissedersiniz. Ama adrenalin salgılandı mı iş başka...”

YÜKSEK TEMPOLU BAŞLAMAYIN

Önerisi, düzenli ve kişinin sağlık durumuna uygun egzersiz:

“Mutlaka spor yapın. Ama yaşınıza, kondisyonunuza ve hastalıklarınıza uygun olsun. Özellikle uzun süre hareketsiz kaldıysanız birdenbire yüksek tempolu başlamayın.”

DOKTORLAR HER HASTAYA DİYET LİSTESİ YAZMAMALI

  • Peki az yağlı mı yiyelim? Tuzu tamamen mi keselim? Hangi besinler kalp krizini önler? Bir hekim olarak ne önerir?

Cevabı ezber bozan türden:

“Beslenme ayrı bir uzmanlık alanıdır. Tıp fakültesinde alınan eğitim, her hekimin ayrıntılı bir diyet programı hazırlaması için yeterli değildir. Beslenme ve diyetetik bölümleri neden var? Herkes kendi uzmanlık alanında çalışsın, öyle değil mi? Beslenme kişiye özeldir. Diyabeti olanla, böbrek hastalığı bulunan birinin, yüksek kolesterolü olanla başka bir sağlık sorunu yaşayanın ihtiyaçları aynı değildir. Kalp sağlığı söz konusu olduğunda tek tip tedavi olmadığı gibi tek tip diyet de yoktur.”

GECE TUVALETE KALKMAMAK İÇİN SUSUZ KALMAYIN

Beslenme değil ama su içilmesi konusunda önemli bir uyarısı var Prof. Dr. Us’un: “Özellikle prostat sorunu olan erkekler gece idrara kalkmamak için su içmiyor. Bu alışkanlığı doğru bulmuyorum. Önerilen, kilogram başına 35 mililitre su içilmesidir. 60 kilo biri için bu, günde 2 litre demek” diyor.

KAFANIZA GÖRE ASPİRİN İÇMEYİN

Gelelim çok yaygın olan bir başka alışkanlığa. Aspirin kullanmak! Çevrenizde vardır. “Her gün bir aspirin içiyorum, kanı sulandırıyor. Kalbimi koruyor” diyenler... Gerçekten öyle mi? Yanıtı net:

“Herkese aspirin verilmez. Çünkü aspirin ve diğer kan sulandırıcı ilaçlar bazı hastalarda hayat kurtarıcı olurken, gereksiz kullanıldıklarında ciddi kanamalara yol açabilir. Hele de kişinin kanamaya yatkınlığı varsa... Doktor önerisi ile aspirin kullananlar ise ilacı kendi kendilerine bırakmamalı.”

Okumaya devam et

Pusholder

Senin gündemin

Okuma seçenekleri

Push AIÖzet

PusholderKaynakta oku
hurriyet.com.tr