Yeni Şafak
Haber akışına dön

Değişen Küresel Dengelerde Türkiye-Kanada İlişkileri: Stratejik Ortaklığa Doğru

Değişen Küresel Dengelerde Türkiye-Kanada İlişkileri: Stratejik Ortaklığa Doğru

Abdullah Uçak/Doktorant, İstanbul Medeniyet Üniversitesi, Savunma Sanayii Analisti, KANADA

Washington ile ilişkilerini yeniden değerlen-diren Kanada, yeni ekonomik ve stratejik ortaklar arıyor. Başbakan Mark Carney’nin tarihî Türkiye ziyareti, Ottawa’nın değişen dış politika anlayışının en dikkat çekici göstergelerinden biri.

Kanada’nın resmî sosyal medya hesabında “Türk mercimek çorbası”nın paylaşılması, ilk bakışta sıradan bir kültürel diplomasi örneği olarak görülebilir. Ancak Kanada Başbakanı Mark Carney’nin Türkiye ziyareti sırasında yapılan bu paylaşımın arkasında, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkinin dikkat çekici bir boyutu bulunuyor. Kanada, Türkiye’nin önemli mercimek tedarikçilerinden biri. Kanada hükümetinin verilerine göre 2025 yılında Türkiye’ye gerçekleştirilen Kanada menşeli mercimek ihracatı 173 milyon Kanada dolarına ulaştı. Bir başka ifadeyle, Türkiye’de sofralara gelen bir kâse mercimek çorbası bile iki ülke arasındaki ekonomik karşılıklı bağımlılığın küçük ama anlamlı bir örneğini oluşturuyor.

Aslında bugün Ottawa ile Ankara arasında gelişen ilişkileri yalnızca ticaret rakamlarıyla açıklamak mümkün değil. Asıl önemli gelişme, Kanada’nın küresel sistemde kendisine yeni bir konum aramaya başlaması ve bu arayışta Türkiye’yi giderek daha önemli bir stratejik ortak olarak değerlendirmesi.

Kanada Başbakanı Mark Carney’nin 21–24 Ekim 2026 tarihlerindeki Türkiye ziyareti, bu dönüşümün en somut göstergelerinden biri oldu. Bir Kanada başbakanının Türkiye’ye gerçekleştirdiği ilk ikili resmî ziyaret niteliğini taşıyan bu temaslar sonucunda iki ülke ilişkilerinin stratejik ortaklık düzeyine yükseltilmesi, yalnızca diplomatik bir gelişme değil, değişen küresel dengelerin de bir yansıması olarak değerlendirilmeli.

NEDEN ŞİMDİ?

Peki Kanada neden şimdi Türkiye’ye daha fazla önem veriyor? Bu sorunun yanıtını bulmak için öncelikle Washington’a bakmak gerekiyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın Kanada’yı ABD’nin “51. eyaleti” olarak görmek istediğine yönelik açıklamaları, iki ülke arasındaki ilişkilerin yalnızca ekonomik değil, siyasi boyutunu da tartışmaya açtı. Gümrük tarifeleri ve ticari anlaşmazlıklarla birleşen bu söylem, Kanada’da ekonomik bağımlılık ve ulusal egemenlik tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı.

Kanada’nın 2025 yılındaki mal ihracatının yaklaşık yüzde 72,5’ini ABD’ye gerçekleştirmiş olması, Washington’a olan ekonomik bağımlılığın boyutlarını açıkça gösteriyor. Dolayısıyla Ottawa açısından mesele, ABD ile ilişkileri sonlandırmak değil, tek bir ülkeye aşırı bağımlılığın oluşturduğu riskleri azaltabilecek yeni ortaklıklar geliştirmek.

Başbakan Carney’nin ABD dışındaki pazarlara yönelik ihracatı artırma hedefi de bu stratejinin önemli bir parçası. Kanada, değişen uluslararası koşullarda ekonomik ve diplomatik hareket alanını genişletmeye çalışıyor. İşte Türkiye tam da bu noktada öne çıkıyor. NATO üyeliği, G20 içerisindeki konumu, gelişen savunma sanayii ve Avrupa, Asya ile Orta Doğu arasındaki jeopolitik önemi, Ankara’yı Kanada açısından dikkate değer bir ortak hâline getiriyor.

SAVUNMA SANAYİİNDEN SİVİL HAVACILIĞA YENİ İŞ BİRLİKLERİ MÜMKÜN

Bu yakınlaşmanın en önemli boyutlarından biri ise savunma sanayii. Hatırlanacağı üzere Kanada, geçmişte Türkiye’ye yönelik bazı askerî teknoloji ihracatlarını kısıtlamış, özellikle Türk insansız hava araçlarında kullanılan Kanada menşeli sistemler iki ülke arasında anlaşmazlıklara neden olmuştu. Ancak değişen uluslararası güvenlik ortamı, tarafları yeniden iş birliği arayışına yöneltti.

Carney’nin ziyareti kapsamında savunma sanayii alanında kabul edilen mutabakat, bu dönüşümün önemli göstergelerinden biri. Türkiye’nin insansız hava araçları ve savunma platformlarındaki üretim kapasitesi ile Kanada’nın havacılık, sensör teknolojileri ve ileri mühendislik alanlarındaki birikimi, gelecekte ortak üretim ve teknoloji geliştirme projelerine zemin hazırlayabilir. Kanada’nın öncülüğünde oluşturulması hedeflenen Savunma, Güvenlik ve Dayanıklılık Bankası girişiminde Türkiye’nin de yer alması, savunma yatırımlarının finansmanı açısından ayrıca önem taşıyor.

İlişkilerin geliştiği bir diğer alan ise sivil havacılık. Türk Hava Yolları ile Kanadalı Air Transat arasında başlayan iş birliği, iki ülke arasındaki ulaşım bağlantılarını güçlendiriyor. Carney’nin ziyareti kapsamında haftalık uçuş haklarının 12’den 21’e yükseltilmesi ise gelecekte Türkiye ile Kanada arasında daha fazla doğrudan sefer düzenlenebilmesinin önünü açıyor. Bu gelişmenin yalnızca turizm açısından değil, ticaret, eğitim ve havacılık sanayiindeki olası ortak yatırımlar bakımından da önemli sonuçları olabilir.

YAKINLAŞMANIN EKONOMİK TEMELLERİ GÜÇLENİYOR

Enerji de stratejik yakınlaşmanın merkezinde yer alıyor. Kanada’nın doğal gaz, uranyum ve kritik mineral kaynakları ile Türkiye’nin enerji arzını çeşitlendirme hedefi birbirini tamamlayan özellikler taşıyor. Ziyaret kapsamında sıvılaştırılmış doğal gaz, sivil nükleer enerji ve kritik mineraller konusunda iş birliği imkânlarının değerlendirilmesi, iki ülkenin ilişkileri uzun vadeli ekonomik çıkarlar üzerinden geliştirmek istediğini gösteriyor.

Ticari ilişkilerde de dikkat çekici bir hareketlilik söz konusu. Karşılıklı ticaretinin 2025 yılında 4,3 milyar Kanada dolarına ulaşması ve serbest ticaret anlaşması müzakereleri için takvim belirlenmesi, bu yakınlaşmanın ekonomik temellerini güçlendiriyor. Türk Eximbank ile Export Development Canada arasındaki iş birliği ise Türk ve Kanadalı şirketlerin yalnızca kendi pazarlarında değil, üçüncü ülkelerde de ortak projeler geliştirmesine katkı sağlayabilir.

Elbette ilişkilerin geleceği yalnızca devletler arasındaki anlaşmalara bağlı değil. Kanada’da yaşayan Türk toplumu, üniversiteler, öğrenciler ve girişimciler de iki ülke arasında kalıcı bağların kurulmasında önemli rol oynuyor. Artan hava bağlantıları, akademik iş birlikleri ve karşılıklı yatırımlar, bu yakınlaşmanın toplumsal boyutunu güçlendirebilir.

TARİHİ YAKINLAŞMA STRATEJİK ORTAKLIĞA DÖNER Mİ?

Sonuç olarak Mark Carney’nin Türkiye ziyareti, Kanada’nın değişen uluslararası düzende kendisine yeni ekonomik ve stratejik ortaklar aradığını gösteriyor. ABD’nin 51. eyalet söylemi ve Washington ile yaşanan ticari gerilimler bu arayışı hızlandırmış olabilir. Ancak Türkiye’nin savunma sanayiindeki gelişimi, ekonomik potansiyeli ve jeopolitik konumu, Ottawa’nın Ankara’ya yönelmesini açıklayan daha kalıcı nedenler arasında yer alıyor.

Bugün Kanada’nın Türkiye’ye yaklaşmasını yalnızca ABD ile yaşanan sorunların bir sonucu olarak değerlendirmek eksik olacaktır. Bu yakınlaşma aynı zamanda, uluslararası sistemde orta ölçekli güçlerin ekonomik bağımlılıklarını azaltmak ve stratejik hareket alanlarını genişletmek amacıyla yeni ortaklıklar geliştirmesinin bir örneği olarak okunabilir.

Dolayısıyla asıl mesele Kanada’nın neden Türkiye’ye geldiği değil, Ankara ile Ottawa’nın bu tarihî yakınlaşmayı ne ölçüde kalıcı bir stratejik ortaklığa dönüştürebileceğidir. Belki de bugün bir kâse mercimek çorbasıyla sembolleşen bu ilişki, gelecekte iki ülkenin birlikte geliştirdiği savunma teknolojileri, ortak enerji yatırımları ve genişleyen ticaret ağlarıyla hatırlanacaktır.

Okumaya devam et

Pusholder

Senin gündemin

Okuma seçenekleri

Push AIÖzet

PusholderKaynakta oku
yenisafak.com