Kahramanmaraş'ta depremde eşi Aynur (30) ile çocukları Arya Beren (5) ve Egemen'i (3) kaybeden 31 yaşındaki Emre Bozkurt, o günden bu yana yaşadığı derin acıyla hayatını sürdürüyor. Onikişubat ilçesi Karamanlı Mahallesi'ndeki Şeyh Şamil Apartmanı'nda ailesiyle enkaz altında kalan Bozkurt, yaklaşık 7 saat sonra kurtarılırken, eşi ve çocuklarının cansız bedenlerine 3 gün sonra ulaşıldı.

Bozkurt, her iş çıkışında Kapıçam Şehir Mezarlığı'na giderek eşi ve çocuklarının mezarı başında vakit geçiriyor. "Keşke bu Babalar Günü'nde sarılabilseydik" diyen Bozkurt, AA muhabirine, ailesiyle geçirdiği son Babalar Günü'nü unutamadığını belirtti. Babalar Günü'nün kendisi için artık kutlama değil, derin bir özlemin adı olduğunu ifade eden Bozkurt, "Seni evde bekleyenin olması çok bambaşka bir şey. Yani, kapıyı çaldığımda, kapıyı açtığımda, işte çocuklarımın balonlarla gelmesi... O günü özelleştirmeleri, kutlamaları... Artık bunları yaşayamıyorum, bunlar yok. Çok acı bir şey. Keşke bir dakika da olsa bu Babalar Günü'nde sarılabilseydik, haber alabilseydim, koklayabilseydim, seslerini duyabilseydim. 'Baba' demeleri bile yeterdi."

Her geçen gün acısının katlanarak arttığını vurgulayan Bozkurt, çocuklarının yokluğuna ve onlara duyduğu özleme alışamadığını dile getirdi. "Baba' demelerini özledim. İki yıldan fazla süre geçti, seslerini özledim. Bir gün 'baba' kelimesine muhtaç olacağım aklıma gelmezdi, bunları yaşayacağım hiç aklıma gelmezdi. Bugün Babalar Günü. Keşke bu mezarın bir kere konuşma hakkı olsa, bir kere 'baba' demeleri imkanı olsa... Onu duyabilmek için, bedeli neyse vermeye razıyım." dedi.

Baba olmanın hem büyük bir mutluluk hem de derin bir acı olduğunu ifade eden Bozkurt, "Çocuklarım ilk bana 'baba' dediğinde kendimi güvende hissediyordum, mutlu hissediyordum. Yıkılmazım diyordum. Çünkü onların varlığı, gülmeleri, cesaretimdi. Onlar benim yuvamdı... Ta ki 6 Şubat olana kadar, kader bizi ayırana kadar." şeklinde konuştu. Babalar Günü'nün kendisi için artık bir sürpriz gün değil, anı günü olduğunu belirten Bozkurt, "Şu mezar taşına baktığımda burada benim ismim yazıyor olması gerekiyordu. Orada benim olmam gerekiyordu. Bu mezara onların geliyor olması gerekiyordu. Acı bir duygu. Gün gelip, bir 'baba' kelimesinin yokluğuyla ciğerimin yanacağını bilmezdim, bu yoklukla karşılaşacağımı da bilmezdim. Farklı bir acı. Anlatılması zor." diye ekledi.