Yataktan çıkmak istemiyorsunuz. Yorganı kaldırmak bile size dağ gibi bir iş geliyor. Hiçbir şey yapmak istemiyorsunuz. Herhangi bir şeyden, o çok sevdiğiniz diziden, en gözde yazarınızın son romanından bile keyif almıyorsunuz. Ya da telefon çalıyor, açmadan önce "Acaba hangi kötü haberi alacağım?" diye kaygılanıyorsunuz.
Bu iki tablo, neredeyse herkesin zaman zaman karşılaştığı haller. Fakat bu iki duygu halinden biri iki haftadan uzun sürüyorsa, hele hele sosyal yaşamınızı, işinizi veya özel ilişkilerinizi olumsuz etkiliyorsa önemli olabilir.
Depresyon ve Kaygı Bozukluğu Nedir?
Tecrübeli psikiyatri uzmanı Dr. Tuncay Barut, depresyonu "normal duygu durumundan daha isteksiz, keyifsiz, mutsuz hissetme hali" olarak tarif ediyor. "Anksiyete ya da kaygı bozukluğunu da yaşamı işlevselliğini bozacak kadar negatif yorumlama, negatif düşünme, olumsuz senaryoyu peşinen satın alma" diye özetliyor.
Milas'ta yıllardır klinik psikologluk yapan Eda Can, kaygı bozukluğunu kaza yapma örneğiyle anlatıyor: "Kaza geçirmişse, tekrar kaza yaparsam diye endişelenmeye başlar. Kaza yaptığımızda hepimiz endişeleniriz ama bir şekilde yavaş yavaş da olsa araç kullanmaya başlarız. Kaygı bozukluğu olan kişiler ise böyle bir durumda araç kullanmamaya gayret eder ve kaygı da gittikçe büyür."
Belirtiler
Sağlık Bakanlığı depresyon belirtilerini şöyle sıralıyor:
- Kendini boşlukta ya da üzgün hissetme
- Hayattan zevk almama
- İştahta artma ya da azalma
- Uykuda artma ya da azalma
- Huzursuzluk ya da durgunluk
- Halsizlik ve yorgunluk
- Kendini değersiz ya da suçlu hissetme
- Konsantrasyon güçlüğü ya da kararsızlık
- Aklınıza sık sık ölüm ya da intihar fikirlerinin gelmesi
Kaygı bozukluğunun temel belirtisi ise "bir neden yokken ya da bir neden olsa bile durumla uygunsuz olan, aşırı olan, denetlenemeyen nitelikteki endişe" olarak tanımlanıyor. Kişi, endişelerinin aşırı olduğunun farkında olsa bile bunları denetleyemiyor.
İlaç Almadan Başa Çıkmak Mümkün Mü?
Uzmanlara göre hafif seyreden bir tabloda depresyon ve kaygı bozukluğu varsa, ilaç almadan durumu idare etmenin çeşitli yöntemleri mevcut. Dr. Barut'a göre, "Kendimizi ihmal etmezsek, sosyal hayatımızı ihmal etmezsek, egzersizimizi, beslenmemizi, fiziki sağlığımızı ihmal etmezsek depresyonun gelişmesini engelleme şansımız olur."
Türkiye Psikiyatri Derneği Başkanı Prof. Dr. Serap Aydoğan Taycan, kişiye yardımcı olabilecek tavsiyeleri şöyle özetliyor:
- Hayatımızın sorun alanlarını kaçmadan çözmeye çalışmak.
- Sosyal çevremizin desteğini sağlamak, artırmak ve sosyal ilişkilerimizi güçlendirmeye çalışmak.
- Bedenimizi fiziksel olarak da sağlıklı tutmaya çalışmak.
İlaç Kullanımının Önemi
Uzmanlar, hasta yukarıdaki tavsiyelerden sonuç almakta zorlanıyorsa ilaç kullanmanın kaçınılmaz hale geleceğini belirtiyor. Eda Can, orta ve ağır seyreden depresyon ve kaygı bozukluklarında ilaç kullanımının önemli olduğunu vurguluyor. "Böyle hastalara hadi git 'resim yap', 'egzersiz yap' diyemeyiz. Beyin kimyası bozuk. Önce beyin kimyası düzelecek ki terapiyi alabilecek hale gelsin." Prof. Dr. Taycan ise anksiyete ve kaygı bozukluğu ilaçlarının korkulmaması gerektiğini ifade ediyor:
"Yeşil ya da kırmızı reçeteli değilse bir ilaç, herhangi bir bağımlılık yapıcı etkisi yok demektir. İlaç da depresif bozukluklarda ya da kaygı bozukluklarında hem iyileşme sürecini kısaltıyor hem de konforunu artırıyor."





