Çocukların beyin gelişimindeki farklılıklar, ilerleyen yıllarda ortaya çıkabilecek ruh sağlığı sorunlarına ilişkin önemli bilgiler verebilir. Yeni bir araştırma, depresyon ve kaygı belirtilerinin ortaya çıkma riskinin, belirtiler görülmeden yıllar önce beyin gelişimindeki örüntülerle bağlantılı olabileceğini ortaya koydu.
Depresyon Ve Kaygının İzleri Çocuklukta Ortaya Çıkabilir

ABD'de yürütülen araştırmada, yaklaşık 12 bin çocuğa ait 29 bin 482 beyin MR görüntüsü analiz edildi. Altı yıllık takip sürecinde çocukların beyin gelişimleri düzenli aralıklarla incelendi ve ruh sağlığı belirtileriyle karşılaştırıldı.
Araştırmacılar, beynin dış tabakası olan serebral korteksin olgunlaşma hızının her bölgede aynı olmadığını belirledi. Duyusal bilgileri işleyen bölgeler daha erken olgunlaşırken planlama, dikkat ve duyguları düzenleme gibi işlevlerle ilişkili alanlarda gelişim daha ileri yaşlarda devam etti.
Araştırma: Aşırı işlenmiş gıda tüketimi beyin hasarı riskini artırabilir
BEYNİN OLGUNLAŞMA HIZI NEDEN ÖNEMLİ?
Beyin, çocukluk ve ergenlik boyunca kullanılmayan sinir bağlantılarının azalmasıyla yeniden yapılanıyor. Bu doğal süreç, beynin işleyişini daha verimli hale getirmeye yardımcı oluyor.
Çalışmada, dokuz yaşında bazı duyusal beyin bölgelerinde korteks kalınlığı daha fazla olan çocukların, yaklaşık dört yıl sonra kaygı ve depresyon belirtileri gösterme olasılığının daha yüksek olduğu gözlemlendi.
Bulgular, ruhsal sorunların yalnızca beynin belirli bir bölgesiyle değil, bölgelerin hangi hızda ve ne zaman olgunlaştığıyla da ilişkili olabileceğine işaret ediyor.
GENETİK FAKTÖRLER DE ETKİLİ OLABİLİR
Araştırmacılar, gelecekteki ruh sağlığı belirtileriyle bağlantılı bulunan beyin bölgelerinin, anne karnındaki gelişim sırasında aktif olan bazı gen ağlarıyla örtüştüğünü belirledi. Bu sonuç, genetik süreçlerin beyin gelişimini etkileyerek ilerleyen yıllardaki ruh sağlığı riskleriyle bağlantı kurabileceğini düşündürüyor.
Kemik sağlığı beyin yaşlanmasıyla bağlantılı: Diyabet, riski artırabilir
Ancak uzmanlar, bulguların henüz tek tek çocuklarda psikiyatrik rahatsızlıkları teşhis etmek veya kesin olarak öngörmek için kullanılamayacağının altını çiziyor. Araştırma, geniş bir grupta gözlenen istatistiksel ilişkilere dayanıyor ve sonuçların klinik uygulamalarda kullanılabilmesi için daha fazla çalışmaya ihtiyaç duyuluyor.



