Yıllarca çalışıp biriktirdiği parayla bir ev sahibi olmayı hayal eden gençler, evlenmek için düğün salonundan önce kiralık ev arayan çiftler, çocuklarına ayrı bir oda sunabilmek için daha büyük bir eve taşınmayı düşleyip her defasında kira fiyatlarına takılan aileler, üniversiteyi kazanmanın sevincini barınacak yer bulma telaşına kaptıran öğrenciler, yıllarca çalışıp didindikten sonra emekli maaşını ev sahibine yetiştirmeye çalışan emekliler, kentsel dönüşüm nedeniyle evinden ayrılıp mahallesine geri dönemeyenler... Gizli evsizler ordusu her sabah sayıları artarak içtimaya çıkıyor işin doğrusu.
Dilber, Evin Barkın Yok Mu?

Merkez Bankası Aralık 2025 verileri 100 metrekarelik bir konutun tahminî ortanca aylık kirasının İstanbul’da 37 bin, İzmir’de 25 bin, Ankara’da 21 bin liraya ulaştığını gösteriyor. Eskiden insanın başını sokacak bir evi olsun isterdik, şimdi başımızı sokacak ev bulsak, maaşımızı nereye sokacağımızı düşünüyoruz.
AYNI ŞEHİRDE İKİ FARKLI HAYAT
Türkiye’de konut, başımızı sokacak bir çatı olmaktan çıkıp servet biriktirmenin en gözde araçlarından biri olma özelliğini sürdürüyor. Hele ki fon krizinden sonra gayrimenkul hem gözde hem de gözden çıkarılmak zorunda olan bir varlık paradoksunu önümüze koyuyor. Ama bir tarafta üçüncü, beşinci, onuncu konutunu yatırım portföyüne ekleyenler, diğer tarafta ilk evinin peşinatını biriktirmeye ömrü yetmeyenler var. Birileri konut fiyatları yükseldikçe servetinin büyümesini keyifle izlerken, başkaları aynı yükselişle ev sahibi olma hayalinin biraz daha uzaklaşmasını seyrediyor. Malum, aynı şehirde yaşıyoruz ama konut piyasasına aynı pencereden bakmıyoruz. Kiminin penceresinden Boğaz görünüyor, kiminin penceresinden ev sahibinin bir sonraki kira artışı.
Türkiye’de sosyal konut üretimi konusunda adımlar atılıyor. Hatta TOKİ, İstanbul’da kiralık sosyal konut uygulamasını da başlattı. Güzel, ihtiyaç duyulan bir adım. Ancak mesele birkaç bin konutu kiraya vermekten daha büyük. Konutların kimlerin elinde toplandığını, kaçının boş bekletildiğini ve vatandaşın gelirinin ne kadarını kiraya ayırdığını da hesaba katmak gerekiyor. Malum, bir tarafta üçüncü evinin tapusunu bekleyenler, diğer tarafta ilk evinin anahtarını hayal edenler var. Konut üretimini artırmak elbette gerekli ama üretilen her yeni konutun birilerinin yatırım portföyüne eklenmesi, barınma sorununu kendiliğinden çözüyor mu?
DİJİTAL KİRA İZLEME VE HEDEFLİ KİRA DESTEĞİ
Türkiye’de ortalama kiraları biliyoruz ama hangi mahallede, hangi gelir grubunun ne kadar kira yükü taşıdığını yeterince bilmiyoruz. Zorunlu dijital kira sözleşmesi kaydıyla mahalle düzeyinde şeffaf bir izleme sistemi kurulmalı. Kira ve zorunlu konut giderleri gelirinin yüzde 40’ını aşan dar gelirli hanelere, gelir testine dayalı ve süreli destek sağlanmalı. Ancak bu destek yeni konut arzıyla birlikte yürütülmeli. Aksi hâlde kiracıya verilen desteğin bir bölümü daha yüksek kira olarak ev sahibine dönebilir.
UZUN SÜRELİ BOŞ KONUT VERGİSİ
Bir şehirde insanlar kiralık ev bulamazken bazı konutların yıllarca boş bekletilmesi üzerinde düşünülmesi gereken bir çelişki. Haklı gerekçeler dışında bir takvim yılında en az altı ay boyunca kullanılmayan konutlar vergiye tabi tutulabilir. Konutun vergiye esas değeri üzerinden, ilk boş yılda yüzde 1, kesintisiz boş kaldığı ikinci yılda yüzde 2, üçüncü ve sonraki yıllarda yüzde 3 oranında vergi uygulanabilir. Örneğin vergiye esas değeri 5 milyon lira olan bir konutu boş tutmanın maliyeti ilk yıl 50 bin, ikinci yıl 100 bin, üçüncü yıl 150 bin liraya ulaşabilir. Elbette tadilat, miras, sağlık sorunları veya deprem riski gibi haklı durumlar kapsam dışında tutulmalı. Elde edilen gelir de sosyal konut üretimine aktarılmalı.
ÇOKLU KONUT SAHİPLİĞİ KADEMELİ VERGİLENDİRİLSİN
Birileri ömrü boyunca tek bir evin hayalini kurarken, birileri üçüncü, beşinci, onuncu evinin tapusunu koleksiyonuna ekliyor. Aynı şehirde bir ailenin bütün birikimi bir evin peşinatına yetmezken, başka birinin kaç evi olduğunu hatırlamak için tapu kayıtlarına bakması gerekiyor. Birinci ev ihtiyaç, ikinci evin de makul gerekçeleri olabilir. Peki ya diğerleri? Üçüncü konuttan itibaren ev sayısını, toplam serveti ve kullanım durumunu dikkate alan kademeli bir vergi uygulanmalı. Mevcut Değerli Konut Vergisi her evin ayrı ayrı değerine bakıyor. Örneğin 2026’da 20 milyon liralık tek evi olan vergi kapsamına girerken, her biri 10 milyon liralık on evi bulunan, toplam 100 milyon liralık konut servetiyle bu verginin dışında kalabiliyor. Elbette kiraya verilen evle yıllarca boş tutulan ev aynı kefeye konulmamalı.
Memlekette ev çok, tapu çok, ilan çok; başını sokacak yuva arayan daha da çok. Bir şehirde evler çoğalırken insanların o evlerde yaşama umudu azalıyorsa, mesele bölüşüm meselesidir. Dilber’in evinin barkının olup olmadığını bilmem ama bu gidişle birbirimize “Evin barkın var mı?” diye sormaya utanacağız.
Bizde ev, anlaşılmak için savaşmak zorunda olmadığınız yerdir.


