Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) yayımladığı 2026 yılı 3. çeyrek enflasyon verileriyle birlikte milyonlarca emeklinin gözü ocak ayında yapılacak zam oranına çevrildi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın "emeklileri enflasyona ezdirmeyeceğiz" mesajının ardından Sosyal Güvenlik (SGK) Uzmanı Dilek Ete, son rakamları ve masadaki zam senaryolarını YENİÇAĞ’a açıkladı.
Dilek Ete'den Ocak'ta 10 Bin TL Artış, Temmuzda İntibak Ve Erken Seçim İddiası

"YILLIK ENFLASYON YÜZDE 30'UN ALTINDA KAPANMAZ"
Dün açıklanan enflasyon verisinin beklentilerin üzerinde geldiğini belirten Dilek Ete, kasım ve aralık aylarının da etkisiyle SSK ve Bağ-Kur'luların minimum yüzde 10,5 enflasyon farkı alacağını vurguladı. Ete, mevcut durumu şu sözlerle özetledi:
"Beklentimiz 2 civarındaydı, 2.58 çıkınca şaşırmış olduk. 12.06 şu an SSK, Bağ-Kur'lunun cebinde. 6.26 da memur emeklisinin cebinde. Enflasyonda beklentim benim yıl sonunu bir kere 30'la kapatamayacağı, yıllık enflasyonun 30'la kapatılamayacağı belli oldu... SSK, Bağ-Kur'lunun da minimum 10,5 enflasyon farkı alacakları, çünkü önümüzde daha Kasım ve Aralık var. 10,5'un altında kesinlikle olmaz."
"ORANSAL ARTIŞ EMEKLİYİ MUTLU ETMEZ: SEYYANEN VE REFAH PAYI VERİLMELİ"
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın "Enflasyon farkı dışında da bir iyileştirme yapacağız" açıklamasını hatırlatan Ete, sadece oransal zamların açlık sınırının altındaki emekliye çare olmayacağını belirtti. 2023 yılında memurlara verilen seyyanen zammı örnek gösteren Ete, beklentilerini şöyle aktardı:
"Bir kere bir seyyanen de refah payının aynı anda verilmesi gerekiyor. Tıpkı 2023'te Cumhurbaşkanının memurlara verdiği 8.077 liranın bugünkü karşılığı olan 25.000 liranın sorgusuz sualsiz memur emeklileri başta olmak üzere tüm emeklilere verilmesi, üstüne de bir refah payı verilmesi. Ancak emekliyi bu mutlu eder. Çünkü oransal bir artış dendiğinde hiçbir emekli mutlu olmaz."
"KÖK AYLIK UYARISI: TABAN MAAŞ DÜZENLEMESİ ŞART"
Enflasyon farkının yanı sıra kök aylık sorununa dikkat çeken SGK Uzmanı Dilek Ete, şu değerlendirmede bulundu:
"TÜİK verileri doğrultusunda yapılacak oransal zamlar, doğrudan kök aylıklara uygulanıyor. Eğer kök aylığı düşük olan emekliler için taban maaş en alt sınırı (en düşük emekli aylığı) yukarı çekilmezse veya kök aylıklara doğrudan bir seyyanen iyileştirme yapılmazsa, milyonlarca emekli açıklanan enflasyon zammından fiilen yararlanamayabilir. Sayın Erdoğan'ın işaret ettiği 'enflasyona ezdirmeme' ilkesinin hayata geçmesi için kök aylıkların taban aylıkla eşitlenmesi veya kök maaşlara seyyanen dokunuş yapılması şarttır."
"SEÇİM PLANI TEMMUZ AYINA MI İŞARET EDİYOR?"
SGK bütçesindeki oranlara dikkat çeken uzman isim, hükümetin olası bir erken ya da baskın seçim hamlesiyle zammı ikiye bölebileceğini ifade etti:
"Durum böyle olunca, SGK'nın da bütçesi yüzde 66 fazla. Demek ki emeklilere ek bir şey verecekler. Ben bunun bir kısmının Ocak ayında, geri kalanın da Temmuz ayında, yani seçime doğru, Kasım gibi de bir seçim planladıklarını düşünüyorum. Emeklileri eğer gerçekten bir nebze susturmak istiyorlarsa, bir nebze emeklilerin tepkisinin önüne geçmek istiyorlarsa minimum yüzde 10 bir refah payı ve yine minimum 25.000 lira bir seyyanen farkı vermeleri lazım."
Ete, ocak ayında yapılacak kısmi iyileştirmelerin ardından Temmuz ayında intibak yasasının gündeme getirilebileceğini ve prime esas kazancı yüksek olanlara daha fazla maaş verilmesi sisteminin tartışılacağını belirtti.
"EMEKLİLİK SİSTEMİ HİÇBİR ÜLKEDE SİYASETİN KONUSU OLMAZ"
Türkiye'de emeklilik sisteminin sürekli olarak siyasi kaygılarla ele alınmasını eleştiren Dilek Ete, vatandaşın devlete olan güveninin sarsıldığını vurguladı. Siyasetin kurbanı haline gelen emeklilerin durumunu şu çarpıcı ifadelerle dile getirdi:
"Emeklilik sistemi hiçbir ülkede, Avrupa ülkeleri dahil, siyasetin ana konusu olmaz. Ne zaman ki bir seçim olsa bu durum gündeme geliyor ve artık vatandaş bunun fazlasıyla farkında. Emeklilik sistemiyle çok oynuyorlar. Bu oynamalar da önce emeklilere yansıyor, sonra da vatandaşın devlete olan güvenini sarsıyor."
Ete, sorunun kalıcı olarak çözülmesi için 2008 yılında çıkarılan 5510 sayılı Kanun'daki aylık bağlama oranlarının ve hesaplama sisteminin mutlaka değiştirilmesi gerektiğinin altını çizdi.
5510 sayılı Kanun'daki aylık bağlama oranları ise şu şekilde:
"5434 sayılı Kanun ile 5510 sayılı Kanun kapsamında 4/1(c) sigortalılığının belirlenmesi ve farkları
5510 sayılı Kanun 2008 yılı Ekim ayı başında yürürlüğe girmiş olup bu tarihten önce kamu kurum ve kuruluşlarında göreve başlamış olan kamu personeli 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanununa, 2008 yılı Ekim ayı başından sonra bu kurumlarda ilk defa göreve başlayanlar da 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c ) bendi kapsamında sigortalı sayılmışlardır.
Ancak, 5510 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 2008 yılı Ekim ayı başından önce 5434 sayılı Kanunla ilgilendirilmiş olanların bu ilgileri Kanunda aksine hüküm bulunan haller hariç devam etmektedir.
15/10/2008 tarihinden önce göreve girmiş iştirakçilerin; aylıkların bağlanması, artırılması, azaltılması, kesilmesi, yeniden bağlanması, toptan ödemeleri, ilgi devamı, ihya ve borçlanmaları, diğer ödemeler ve yardımlar ile emeklilik ikramiyeleri, kesenek ve karşılıkları, fiili hizmet süresi ve itibari hizmet süresi karşılıkları ile %100 artış farkları hakkında 5434 sayılı Kanunun bu Kanunun yürürlüğe girmeden önceki hükümleri uyarınca işlem yapılır.
5510 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce 5434 sayılı Kanuna tabi çalışması bulunması nedeniyle hakkında 5434 sayılı Kanun hükümleri uygulananlardan fiili hizmet süresi zammı kapsamında çalışması bulunanların ise 5510 sayılı Kanunda yer alan aksine hüküm sebebiyle ilave edilecek fiili hizmet süresi zamları 5510 sayılı Kanun hükümlerine göre tespit edilmektedir."




