Türkiye’de değişen beslenme alışkanlıkları ve hazır kahvaltılık ürünlerin yaygınlaşması, kahvaltı tercihlerini de gündeme taşıyor. Diyetisyen Ersin Özdemir, GZT’ye verdiği özel röportajda geleneksel Türk kahvaltısı ile mısır gevreği ve granola gibi paketli ürünleri değerlendirdi. Özdemir, özellikle ultra işlenmiş gıdaların içeriğine dikkat çekerek yumurta, peynir, zeytin ve diğer doğal besinlerden oluşan kahvaltının önemini vurguladı.
Diyetisyen Ersin Özdemir’den Kahvaltı Uyarısı: Her Gevrek Sağlıklı Değil

Geleneksel Türk kahvaltısının yerini hazır gevrekler tutmuyor
Türk kahvaltısının besin çeşitliliğine işaret eden Özdemir, yumurta, peynir, zeytin ve farklı yöresel ürünlerden oluşan kahvaltı kültürünün mısır gevreği ve granola gibi seçeneklerle eş değer değerlendirilemeyeceğini ifade etti. Özellikle protein içeriği bakımından bu ürünlerin geleneksel kahvaltıdan farklı olduğunu belirten Özdemir, bazı paketli kahvaltılıkların yüksek miktarda şeker, tatlandırıcı ve katkı maddesi içerebildiğini söyledi.
Hazır ürünlerin düşük kalorili veya fit seçenekler olarak pazarlanmasının tüketicileri yanıltabileceğine dikkat çeken Özdemir, market alışverişlerinde ürün etiketlerinin mutlaka incelenmesi gerektiğini dile getirdi. Özdemir, monosodyum glutamat, ilave şeker ve sentetik aroma vericiler gibi içeriklere karşı dikkatli olunmasını önerdi.
Şekerli kahvaltılık ürünler kan şekerini nasıl etkiliyor?
Özdemir, özellikle sabah saatlerinde şeker oranı yüksek ve besin değeri sınırlı ürünlerin tüketilmesinin ardından kan şekerinde hızlı yükseliş ve düşüşler yaşanabileceğini belirtti. Bu durumun bazı kişilerde yemek sonrasında uyku hali, yorgunluk ve kısa süre içinde yeniden acıkma hissiyle kendini gösterebildiğini anlattı.
Ultra işlenmiş gıdaların sık tüketilmesiyle ilgili uyarılarda bulunan Özdemir, dikkat ve konsantrasyon sorunlarından insülin direncine, tip 2 diyabet riskinden cilt problemlerine kadar çeşitli olumsuzluklardan söz etti. Özellikle sınava hazırlanan ve eğitim hayatını sürdüren çocukların beslenmesinde bu ürünlerin temel öğün olarak tercih edilmesini doğru bulmadığını ifade etti.
Kahvaltıda yöresel yemekler de tercih edilebilir
Kahvaltı denildiğinde yalnızca yumurta, peynir veya paketli gevreklerin düşünülmemesi gerektiğini belirten Özdemir, Türkiye'nin farklı bölgelerindeki kahvaltı kültürlerine dikkat çekti. Adana'da ciğerin, Karadeniz'de mıhlamanın kahvaltı sofralarında yer alabildiğini hatırlatan Özdemir, bir önceki akşamdan kalan yemeklerin de kahvaltıda tüketilebileceğini söyledi.
Zaman sıkıntısı yaşayan veya her sabah klasik kahvaltı hazırlamakta zorlanan kişilerin mutlaka mısır gevreği gibi hazır ürünlere yönelmek zorunda olmadığını belirten Özdemir, farklı öğünlerin de kahvaltı olarak değerlendirilebileceğini kaydetti. Hazır ürün tercih edilecekse sade, ilave şekersiz ve içeriği daha temiz seçeneklerin seçilmesini; bunların yoğurt, meyve ve kuru yemiş gibi besinlerle desteklenmesini tavsiye etti.
“Acıkınca yiyin, doyunca bırakın”
Kahvaltının mutlaka sabah saat 09.00 veya 10.00'da yapılması gerektiği yönündeki düşünceye de değinen Özdemir, beslenmede kişinin kendi açlık ve tokluk sinyallerini dikkate almasının önemini vurguladı.
Özdemir, bu konudaki yaklaşımını şu sözlerle özetledi: “Midenizi, bağırsaklarınızı dinleyin. Hiçbir diyetisyenin, hiçbir doktorun size sabah 9'da kahvaltı yap demesine gerek yok. Acıkınca yiyin, doyunca bırakın.”
Mevsiminde yetişen sebze ve meyvelerin tüketilmesini de öneren Özdemir, doğadaki besinlerin mümkün olduğunca doğal hallerine yakın şekilde sofraya taşınması gerektiğini belirtti. Röportajının sonunda ise yalnızca market raflarında değil, televizyon dizileri ve müzik klipleri gibi mecralarda da gıda tüketim alışkanlıklarına yönelik mesajlarla karşılaşılabildiğini ifade ederek tüketicilerin bu konuda bilinçli hareket etmesi gerektiğini söyledi.




