Yeniçağ
Haber akışına dön

Dört Tekerlekli Casuslar Çağı

Dört Tekerlekli Casuslar Çağı

Otomobil ne kadar akıllıysa, direksiyonun arkasındaki insan ne kadar güvende?

Bir otomobil düşünün. Sizi işe götürüyor, evinize bırakıyor, yol tarif ediyor, sesinizi dinliyor, çevresini kameralarla izliyor ve geçtiği sokakları hafızasına kaydediyor.

Üstelik topladığı bilgileri dünyanın başka bir noktasına gönderebilecek donanıma sahip.

Direksiyon sizde, gaz pedalına siz basıyorsunuz. Peki aracın dijital dünyasında kontrol kimin elinde?

Otomobillerin hangi bilgileri topladığı, nerede sakladığı ve kimlerle paylaştığı ülkelerin güvenlik gündemine girdi.

İstihbarat dünyasında dikkat çeken yeni bir kavram var: Araba İstihbaratı (CARINT).

Henüz yerleşmiş bir istihbarat alanı sayılmıyor. Yine de otomobillerin bilgi toplamak için kullanılabileceğine yönelik endişeler giderek büyüyor.

Otomobiller ne zamandan beri istihbarat aracı oldu?

Akıllı otomobiller kameralar, radarlar, mikrofonlar ve GPS sistemleriyle çevrelerini izliyor.

Her gün askerî tesisin önünden geçen bir otomobil düşünün. Kameraları girişleri, güvenlik noktalarını ve araç hareketlerini görüntülüyor. Konum kayıtları kullanılan yolları ortaya çıkarıyor.

Sensörlerin varlığı kaydedilen her bilginin başka ülkelere gönderildiğini göstermiyor. Yine de verilerin kimlerin eline geçebileceği ciddi bir soru işareti.

Elbette aracın çevresini görebilmesi teknolojik başarıdır. Gördüklerini kimin görebildiği ise ulusal güvenlik sorusudur.

Türkiye Savunma Sanayisinde Kapıları Kapattı

Türkiye'de tartışmayı gündeme taşıyan isimlerden biri TEI Genel Müdürü Mahmut Faruk Akşit oldu.

Akşit, ASELSAN, ROKETSAN, HAVELSAN ve TEI gibi savunma kuruluşlarında yabancı elektrikli otomobillere yönelik giriş kısıtlamaları uygulandığını açıkladı.

Gerekçe, araçların kameraları, sensörleri, haritalama yetenekleri ve yazılımları üzerindeki üretici kontrolü.

Akşit'in anlattığı yapay zekâ destekli savaş simülasyonları ise daha ürkütücü bir senaryoyu gündeme getirdi.

Kontrolü ele geçirilen otomobillerin askerî hedeflere yönlendirildiği senaryolardan söz etti. Araçların içerisinde insanların bulunması bile simülasyondaki hedef seçimini engellemiyordu.

Karşımızda iki tehlike var. İlki, hassas tesislerden bilgi toplanması. İkincisi, siber saldırıyla otomobilin kontrolünün ele geçirilmesi.

Dünyada Güvenlik Alarmı

Türkiye endişelerinde tek başına değil.

Polonya'da Şubat 2026'da Çin üretimi otomobillerin askerî tesislere girişine yönelik kısıtlamalar gündeme geldi. Resmî görevlerde kullanılan telefonların araç sistemlerine bağlanması da güvenlik incelemelerine alındı.

Polonya merkezli enerji grubu ORLEN'in Mart 2026'da stratejik tesislerinde akıllı araçlara yönelik aldığı tedbirler, endişelerin enerji sektörüne kadar uzandığını gösterdi.

Almanya, İngiltere, İsviçre ve Çekya'da da hassas tesislerin çevresinde internete bağlı otomobillerin oluşturduğu riskler değerlendiriliyor.

Fransa'da Çinli BYD ve Amerikalı Tesla araçlarına yönelik güvenlik endişeleri dikkat çekiyor.

ABD, Ocak 2025'te Çin ve Rusya bağlantılı belirli akıllı araç teknolojilerine yönelik kısıtlamaları kesinleştirdi.

Çin ise 2021'de Tesla otomobillerinin askerî tesislere girişini güvenlik gerekçesiyle sınırlandırmıştı.

Ortaya ilginç bir tablo çıkıyor.

ABD, Çin bağlantılı araçların bilgi toplamasından endişe ediyor. Çin ise Amerikan otomobillerinin kameralarını ve veri toplama yeteneklerini sorguluyor.

Güvenlik tartışmasının merkezinde otomobilin hangi ülkede üretildiğinden çok, topladığı bilgileri kimin kontrol ettiği yer alıyor.

Direksiyonu Tutmak Kontrolün Tamamına Sahip Olmak mı?

Çağımızda otomobiller uzaktan güncelleniyor, internete bağlanıyor ve mobil uygulamalar üzerinden yönetiliyor.

Sürücü direksiyonun başındayken aracın dijital sistemleri üretici şirketin sunucularıyla haberleşebiliyor.

Her internet bağlantısı otomobilin uzaktan ele geçirilebileceği anlamına gelmiyor. Yine de yazılım açıkları, dijital anahtarlar ve araç içi ağlar yeni güvenlik riskleri doğuruyor.

Üstelik tehlike devletlerle sınırlı kalmıyor.

Otomobiliniz hangi saatte evden çıktığınızı, nerede çalıştığınızı, hangi hastaneye gittiğinizi ve hangi adresleri ziyaret ettiğinizi ortaya çıkarabilecek konum kayıtları oluşturabiliyor.

Aracı satın alıyorsunuz. Peki hakkınızda topladığı bilgilerin sahibi kim?

Türkiye'nin Önündeki Yol

Türkiye'nin atacağı adımlar otomobilleri üretildikleri ülkeye göre ayırmanın ötesine geçmeli.

Kritik tesislere girecek araçların kameraları, mikrofonları, konum sistemleri ve internet bağlantıları için açık güvenlik kuralları belirlenmeli.

TOGG gibi yerli teknoloji projelerinde yazılım güvenliği, veri koruma ve dijital sistemler üzerindeki kontrol de üretim kadar ciddiye alınmalı.

Bir otomobilin Türkiye'de üretilmesi bütün yazılımlarının güvenli olduğu anlamına gelmiyor.

Üstelik tehlike elektrikli otomobillerle sınırlı kalmıyor. İnternete bağlanan, çevresini kaydeden ve dışarıya veri gönderebilen her araç benzer riskler taşıyor.

Her akıllı otomobili casus ilan etmek doğru bir yaklaşım sayılmaz. Yine de teknolojinin getirdiği tehlikeleri görmezden gelmek de çözüm getirmiyor.

Eskiden güvenlik görevlileri tesisin kapısına gelen otomobilin bagajını kontrol ederdi. Bugün kameralarını, sensörlerini, yazılımını ve internet bağlantısını da düşünmek zorundalar.

Yakın gelecekte casuslar karanlık sokaklarda gizlice fotoğraf çekmek zorunda kalmayacak. Belki de her gün önümüzden geçen, sessizce hareket eden dört tekerlekli makineler üzerinden bilgi toplayacaklar.

Yıllardır otomobillerin bizi nereye götürebileceğini konuşuyoruz. Bundan sonra hakkımızda neler bildiklerini de konuşacağız.

Otomobili biz kullanıyoruz. Peki otomobilin topladığı bilgileri kim kullanıyor?

Okumaya devam et

Pusholder

Senin gündemin

Okuma seçenekleri

Push AIÖzet

PusholderKaynakta oku
yenicaggazetesi.com