Independent Türkçe
Haber akışına dön

Dosya | Kızıl Fırtına: Ekim Devrimi (1): Bolşevikler Ve Sscb’nin Kuruluş Anatomisi

Dosya | Kızıl Fırtına: Ekim Devrimi (1): Bolşevikler Ve Sscb’nin Kuruluş Anatomisi

Umut Berhan Şen Independent Türkçe için yazdı

Tarihin kırılma noktaları, tesadüflerin veya soyut retoriklerin değil; jeopolitik dengelerin, askerî stratejinin, kitle psikolojisinin ve örgütlü iradenin çakıştığı o kritik anlarda şekillenir.

7 Kasım'da 109. yıl dönümüne girecek olan 1917 Ekim Devrimi de insanlık tarihinin gördüğü en devasa sosyo-politik ve jeostratejik altüst oluşlardan biridir. Çarlık Rusyası’nın arkaik bürokrasisinden I. Dünya Savaşı’nın kanlı siperlerine, Petrograd’ın soğuk caddelerinden Smolnıy Enstitüsü’nün koridorlarına uzanan bu hat; yalnızca bir rejimin yıkılışı değil, küresel güç dengelerinin kökten yeniden tanımlanışıdır.

19'uncu yüzyılın sonu ve 20'nci yüzyılın başı, Rus İmparatorluğu için sürdürülemez bir çelişkiler yumağını temsil ediyordu. Bir yanda Romanov Hanedanı’nın mutlakiyetçi otoriterliği ve köhne köylü yapısı, diğer yanda süratle sanayileşen Petrograd, Moskova ve Bakü gibi merkezlerde biriken militan bir işçi sınıfı vardı.

1905 Devrimi, çarlık otokrasisinin yüzeyindeki çatlakları açıkça görünür kılmış, fakat rejim Duma reformları ve Stolypin’in 1 köylü politikalarıyla zaman kazanmaya çalışmıştı. Ancak I. Dünya Savaşı’nın patlak vermesi, Romanovlar için geri dönülemez yıkım sürecini başlattı. Savaş, Rus devlet mekanizmasının lojistik, askerî ve ekonomik altyapısını tamamen çökertti. Cephedeki ağır yenilgiler, Tannenberg ve Masurya Gölleri Felaketleri,2 milyonlarca kayıp, askerlerin cepheden firar etmesi ve büyük kentlerde yaşanan gıda krizleri, toplumsal meşruiyeti sıfırladı.

1917 Şubat’ında ekmek kuyruklarıyla başlayan, ardından Petrograd’daki Putilov Fabrikası işçilerinin greviyle büyüyen gösteriler, garnizondaki askerlerin halkın tarafına geçmesiyle birkaç gün içinde Çar II. Nikolay’ın tahttan feragat etmesiyle sonuçlandı.

Tabii, Şubat Devrimi devleti istikrara kavuşturamadı; aksine, tarihte eşine az rastlanır bir ikili iktidar yapısı ortaya çıkardı. Bir tarafta burjuva liberal unsurların, Anayasal Demokratların ve ılımlı sosyalistlerin yer aldığı Aleksandr Kerenski liderliğindeki Geçici Hükümet; diğer tarafta ise doğrudan işçilerin, askerlerin ve köylülerin tabandan örgütlediği Petrograd İşçi ve Asker Vekilleri Sovyeti bulunuyordu.

Geçici Hükümet, Rusya’nın en temel iki sorununa yanıt veremedi. Müttefik devletlerin baskısıyla emperyalist savaşı sürdürme kararı aldılar ve toprak sorununu sürekli toplanacak olan Kurucu Meclis’e erteleyerek milyonlarca topraksız köylünün öfkesini tırmandırdılar. İşte bu stratejik boşluk, Bolşeviklerin tarih sahnesine tam kapasite çıkacağı zemini hazırladı.

Vladimir İlyiç Ulyanov, namıdiğer Lenin, Nisan 1917’de İsviçre sürgününden mühürlü bir trenle Petrograd’daki Finlandiya Garı’na ulaştığında, Rus sosyal demokrasisinin ve devrimci çevrelerin ezberlerini darmadağın eden bir hat ortaya koydu. O güne dek Menşevikler ve hatta parti içindeki bir kısım Bolşevikler (Stalin ve Kamenev dâhil), Rusya’nın önce burjuva demokratik aşamayı tamamlaması gerektiğini, Geçici Hükümet’e eleştirel destek verilmesi icap ettiğini savunuyorlardı.

Lenin ise Finlandiya Garı’nda zırhlı bir aracın üzerine çıkarak tarihe geçen Nisan Tezleri’ni ilan etti. Lenin’in stratejik kurgusu net ve tavizsizdi: Burjuva demokratik safha tamamlanmıştır, derhal sosyalist devrim aşamasına geçilmelidir. Geçici Hükümet’e hiçbir destek verilmemelidir.

Parlamenter bir cumhuriyet değil, tabandan yukarıya doğru örgütlenen bir Sovyetler Cumhuriyeti hedeflenmelidir. Bütün topraklar derhal kamulaştırılmalı ve köylü komitelerine devredilmelidir. Emperyalist savaştan derhal çıkılmalı, ilhaksız ve tazminatsız bir barış imzalanmalıdır. Bütün iktidar Sovyetlere devredilmeli; barış, ekmek ve toprak halka sağlanmalıdır.

Lenin, Karl Marx’ın teorisini katı bir dogma olarak değil, tarihsel ve jeopolitik koşullara göre biçimlenen dinamik bir eylem kılavuzu olarak ele alıyordu. Ne Yapmalı? eserinden itibaren temellerini attığı Öncü Parti konsepti, profesyonel devrimcilerden oluşan, sıkı bir askerî disipline sahip, demokratik merkeziyetçilik ilkeleriyle işleyen bir örgüt altyapısı öngörüyordu.

Kitlelerin kendiliğinden hareketi tek başına sistemi devirmeye yetmezdi; bu harekete doğrusal bir vektör ve askerî bir kararlılık kazandıracak merkezî bir akıl gerekiyordu. Nisan ve Temmuz ayları arasında Bolşevikler, orduda, fabrikalarda ve deniz üslerinde, özellikle Kronştadt bahriyelileri arasında, sistemli bir propaganda ve örgütlenme faaliyeti yürüttüler. Temmuz Günleri’nde yaşanan erken ve hazırlıksız kalkışma hareketi hükümet tarafından bastırılıp Lenin Finlandiya’ya kaçmak zorunda kalsa da Bolşeviklerin tabandaki askerî ve kitlesel altyapısı canlılığını korudu.

1917 Ağustos ayında yaşanan General Lavr Kornilov’un askerî darbe girişimi, devrimin kaderini belirleyen en kritik jeostratejik kırılmalardan biridir. Sağa kayan ve düzeni tesis etmek isteyen General Kornilov, ordunun disiplinini sağlamak ve Sovyetleri tasfiye etmek amacıyla Petrograd üzerine yürümeye karar verdi.

Geçici Hükümet’in Başbakanı Kerenski, kendi askerî gücünün Kornilov’u durdurmaya yetmeyeceğini anlayınca çaresizce tek gerçek organizasyonel güce, yani Bolşeviklere ve işçi milislerine başvurmak zorunda kaldı. Bolşevikler bu fırsatı muazzam bir askerî ve siyasi hamleye dönüştürdüler.

Hapisteki Bolşevik kadrolar, Troçki dâhil, serbest bırakıldı. Kızıl Muhafızlar hızla silahlandırıldı. Demiryolu işçileri vasıtasıyla Kornilov’un birliklerinin lojistik ve nakliye hatları felç edildi. Kornilov’un askerleri arasına giren Bolşevik ajitatörler, ordunun savaşma azmini kırmayı başardı. Kornilov darbesi savaşılmadan akamete uğratıldı.

Ancak bu sürecin 2iki temel sonucu oldu: Kerenski ve Geçici Hükümet tamamen meşruiyetini yitirdi ve ordunun desteğinden mahrum kaldı; Bolşevikler ise Petrograd’ı ve devrimi koruyan tek gerçek güç olarak kitlelerin gözünde kahramanlaştı. Ağustos ayının sonundan itibaren Petrograd ve Moskova Sovyetlerinde yapılan seçimlerde Bolşevikler ilk kez çoğunluğu ele geçirdiler. Artık iktidarın el değiştirmesi bir temenni değil, yalnızca zamanlama ve askerî nakliyat meselesiydi.

Ekim ayına gelindiğinde Lenin, saklandığı Finlandiya’dan Parti Merkez Komitesi’ne sürekli mektuplar göndererek derhal silahlı ayaklanmanın başlatılması gerektiğini vurguluyordu. Lenin’e göre tarih gecikenleri bağışlamazdı ve beklenilecek her gün burjuvazinin ve emperyalist güçlerin toparlanmasına imkân tanıyacaktı. Parti içinde Kamenev ve Zinoviev gibi isimler silahlı kalkışmanın maceracılık olduğunu savunup Kurucu Meclis seçimlerini beklemeyi önerirken, Lenin ve Troçki askerî kararlılıktan taviz vermediler.

İktidarın ele geçirilmesi, klasik anlamda kendiliğinden gelişen kitlesel bir halk ayaklanması şeklinde değil; muazzam bir askerî hassasiyet, nokta operasyonlar ve disiplinli bir taktik planlama ile gerçekleştirildi. Operasyonun idari ve askerî karargâhı Smolnıy Enstitüsü olarak belirlendi. 24 Ekim’i 25 Ekim’e bağlayan gece, Kızıl Muhafızlar, Kronştadt denizcileri ve devrimci alaylar tek bir el ateş etmeden şehrin stratejik noktalarını kontrol altına aldılar: Telgraf ve posta idareleri, demiryolu gar binaları, elektrik santralleri, devlet bankası, köprüler ve telefon santrali ele geçirildi.

Neva Nehri’nde demirleyen Avrora zırhlısının saat 21.40’ta kurusıkı top atışıyla verdiği işaret fişeği, operasyonun psikolojik kırılma noktasını oluşturdu. Geçici Hükümet üyelerinin sığındığı Kışlık Saray kuşatıldı ve kısa bir direnişin ardından ele geçirildi. Kerenski kaçmayı başarırken, hükümet üyeleri tutuklandı. 25 Ekim gece yarısı 2. Tüm Rusya Sovyetleri Kongresi toplandığında, iktidar fiilen Bolşeviklerin elindeydi.

Kongre’ye başkanlık eden Lenin, kürsüden şimdi sosyalist düzenin inşasına başlandığını ilan etti. Kongre derhal 2 tarihsel kararnameyi kabul etti: Savaşan tüm halklara ve hükümetlere derhal ilhaksız ve tazminatsız adil bir barış çağrısı yapan Barış Kararnamesi ile büyük toprak sahiplerinin, kilisenin ve Çarlık ailesinin mülklerinin hiçbir tazminat ödenmeksizin kamulaştırılarak yerel köylü komitelerine devredilmesini öngören Toprak Kararnamesi.

Ekim Devrimi’nin idari ve askerî saha icrasında Leon Troçki’nin oynadığı rol benzersizdir. Lenin devrimin stratejisti ve teorik mimarı ise Troçki bu teoriyi sahada somut kılıç ve kalkana dönüştüren organizatör zekâdır. Troçki, Petrograd Sovyeti Başkanı seçildikten sonra devrimin meşruiyet zeminini doğrudan Sovyet yapısı üzerine kurdu. Ayaklanmayı doğrudan Bolşevik Partisi adına değil, Petrograd Sovyeti’ne bağlı Askerî Devrimci Komite üzerinden yürüttü. Bu, dahice bir jeostratejik taktik hamleydi.

Çünkü garnizondaki askerler ve işçiler parti elitlerine değil, Sovyet organına sadakat duyuyorlardı. Troçki, garnizon birliklerini Askerî Devrimci Komite’nin emirlerine bağlayarak Geçici Hükümet’i savunmasız bıraktı. Devrimden hemen sonra patlak veren ve 1918-1922 yılları arasında ülkeyi kasıp kavuran kanlı Rus İç Savaşı’nda Troçki, Savaş Halk Komiseri olarak görev aldı.

Dağılmış, disiplinsiz ve donanımsız unsurlardan, 5 milyon kişilik düzenli ve muazzam bir Kızıl Ordu inşa etti. Zırhlı treniyle binlerce kilometrelik hat boyunca cepheden cepheye seyahat ederek askerî sevk ve idareyi bizzat yerinde yönetti, moral ve disiplini en üst seviyede tuttu.

Devrimci romantizmin ötesine geçerek profesyonel askerî bilgiye duyulan ihtiyacı gördü; binlerce eski Çarlık subayını Kızıl Ordu’da askerî uzman olarak istihdam etti ve yanlarına siyasi sadakati denetlemek üzere siyasi komiserler atadı.

Cepheden kaçan veya emre itaatsizlik eden birliklere karşı demir bir disiplin uyguladı. Troçki’nin Sürekli Devrim kuramı ise devrimin gelişmiş Batı Avrupa ülkelerinde desteklenmediği sürece tek bir geri ülkede nitelikli bir sosyalist toplum inşa edemeyeceğini ve bürokratik bir bozulmaya mahkûm olacağını savunuyordu.

Josef Stalin ise Ekim Devrimi’nin ilk safhalarında Troçki veya Lenin gibi kitlelerin önünde ajitasyon yapan bir hatip imajı çizmekten ziyade; örgüt içi ağları yöneten, partinin lojistik, idari ve yayın organı altyapısını sevk eden sessiz fakat kararlı bir güç odağıydı. Stalin, devrim öncesinde Bolşeviklerin ana yayın organı olan Pravda’nın yayın çizgisini ve yasadışı matbaa ağlarını yönetti.

Kafkasya’daki devrimci finansman ve örgütlenme tecrübesi, onu partinin yeraltı mekanizmasını en iyi tanıyan kadrolarından biri hâline getirdi. Devrim sonrasında kurulan ilk Sovyet Hükümeti’nde Stalin’e hayati bir jeopolitik sorumluluk verildi: Milliyetler Halk Komiserliği. Çarlık Rusyası, Halklar Hapishanesi olarak anılıyordu ve imparatorluk bünyesindeki onlarca farklı etnik grubun yeni Sovyet idaresiyle entegrasyonu Stalin’in idari stratejisi doğrultusunda şekillendi.

Stalin, merkezî otoriteden taviz vermeksizin ulusların kendi kaderini tayin hakkı ile Sovyet federe yapısının harmonisini kurmaya çalıştı. 1922 yılında Parti Genel Sekreterliği görevine getirilmesi, Stalin’in tarihsel çizgisindeki dönüm noktası oldu. Çoğu devrimci bu makamı sıradan bir bürokratik evrak işi olarak görürken, Stalin Genel Sekreterlik makamını partinin tüm kadro atamalarını ve idari aygıtı kontrol eden devasa bir güç merkezine dönüştürdü.

Lenin’in 1924’teki ölümünün ardından patlak veren iktidar mücadelesinde Stalin, Troçki’nin Sürekli Devrim kuramına karşı Tek Ülkede Sosyalizm tezini geliştirdi. Bu tez, SSCB’nin dış yardımlara bağımlı kalmadan, kendi iç kaynaklarıyla, hızlı bir sanayileşme ve tarımsal kolektifleştirme ile devasa bir endüstriyel-askerî süper güce dönüşmesini hedefliyordu. Stalin, partinin idari mekanizması üzerindeki mutlak hâkimiyeti sayesinde tüm muhalif odakları tasfiye ederek SSCB’nin tek lideri konumuna yükseldi.

1917 Ekim Devrimi, yalnızca Rusya sınırları içinde kalan bir rejim değişikliği değildir; 20. yüzyıl küresel politikasını, Soğuk Savaş dengelerini, anti-kolonyal kurtuluş savaşlarını ve sosyal devlet anlayışını derinden sarsan ve şekillendiren küresel bir depremdir.

Brest-Litovsk Antlaşması ile Doğu Cephesi kapanmış, I. Dünya Savaşı’nın seyri ve küresel güç haritası baştan aşağı değişmişti. Bolşeviklerin Çarlık arşivlerindeki gizli antlaşmaları ifşa etmesi ve mazlum milletlere yaptığı çağrı; Asya, Afrika ve Orta Doğu’da emperyalizme karşı yürütülen ulusal kurtuluş mücadelelerine, Türkiye Cumhuriyeti'nin Kurtuluş Savaşı dâhil, doğrudan veya dolaylı lojistik ve ideolojik ilham sağladı. Kapitalist Batı dünyası, kendi içindeki işçi sınıfının devrimci potansiyelini nötralize edebilmek adına 8 saatlik çalışma günü, sosyal güvenlik hakları ve kamusal hizmetler gibi sosyal devlet mekanizmalarını kabullenmek zorunda kaldı.

Devrim, mülkiyet ilişkilerini kökten değiştirip kamusal bir planlı ekonomi modeli inşa etti elbette. Lakin zamanla parti bürokrasisinin devlet aygıtı üzerindeki mutlak tahakkümü, devrimin ilk günkü doğrudan Sovyet demokrasisi idealinden uzaklaşılmasına yol açtı. Fakat hiç kuşkusuz, Ekim Devrimi; Lenin’in teorik ve stratejik keskinliği, Troçki’nin sahadaki askerî operasyonel dehası ve Stalin’in devleti inşa eden lojistik ve bürokratik iradesiyle, insanlık tarihinin akışını değiştiren en büyük toplumsal ve jeopolitik deneyim olarak tarihteki yerini muhafaza ediyor.

  1. Pyotr Stolypin, 20'nci yüzyılın başında Çarlık Rusyası’nda hem köylüleri toprak sahibi yaparak rejimi kurtarmaya çalışan hem de devrimcilere karşı uyguladığı sert ve kanlı baskı politikalarıyla (“Stolypin kravatı” olarak anılan idamlar) tanınan başbakandır. 2. Tannenberg ve Masurya Gölleri Felaketleri, I. Dünya Savaşı’nın hemen başında (1914) Doğu Cephesi’nde Rus İmparatorluğu ordularının Alman ordusu karşısında ağır kayıplar vererek tamamen bozguna uğradığı 2 kritik muharebedir.

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

1917 Ekim Devrimi sırasında Bolşeviklerin Petrograd'da iktidarı ele geçirmesi, Rusya'nın ve dünya siyasetinin seyrini değiştiren tarihsel bir dönüm noktası oldu / Görsel: Pavel Sokolov-Skalya
1917 Şubat Devrimi sırasında Petrograd'da düzenlenen işçi gösterileri, Çarlık rejiminin çöküşünü hızlandıran toplumsal hareketin önemli parçalarından biriydi / Fotoğraf: UIG
Vladimir İlyiç Lenin, Nisan 1917'de sürgünden Petrograd'a döndü. Nisan Tezleri ile Bolşeviklerin devrim stratejisini ve iktidar hedefini yeniden şekillendirdi / Görsel: Mikhail Sokolov (UIG)
Petrograd'daki Kışlık Saray'ın Bolşevikler tarafından ele geçirilmesinin ardından, 26 Ekim 1917. Fotoğraf: Pyotr Novitsky / Fotoğraf: Wikimedia Commons
Leon Troçki, Rus İç Savaşı sırasında Kızıl Ordu'nun örgütlenmesinde ve askerî sevk ve idaresinde belirleyici rol oynadı / Fotoğraf: Wikimedia Commons
Josef Stalin, Lenin'in ölümünün ardından parti içindeki iktidar mücadelesini kazanarak Sovyetler Birliği'nin liderliğini ele geçirdi / Fotoğraf: Sputnik-Sovfoto-UIG

Okumaya devam et

Pusholder

Senin gündemin

Okuma seçenekleri

Push AIÖzet

PusholderKaynakta oku
indyturk.com