Karl Marx’ın “Avrupa’da bir hayalet dolaşıyor-komünizm hayaleti” sözünü hatırlatırcasına tüm kıtada bir isyan dalgası yükseliyor. Gerçi gençlerin öncülük ettiği bu protesto dalgasının sloganları arasında komünizm talebi yok ama; yine de egemen kesimleri bir sol korkusu, komünizm endişesi sarmış durumda.
Dünyanın Tüm Gençleri Birleşin

Bu toplumsal kabarışı bir Z kuşağı (Gen-Z) isyanı olarak da niteleyenler var. Doğru, öncülük edenler 1997-2012 arasında doğmak, yüksek dijital becerilere sahip olmak, liderleri hatta sözcüleri bulunmamak gibi bu kuşakla özdeşleşmiş nitelikler taşıyorlar. Yetişme dönemlerinde pandemiyi yaşamak, küresel iklim değişikliklerinden etkilenmek, gelir ve servet uçurumlarının derinleştiği bir döneme tanıklık etmek, sosyal medya aleminden çokça beslenmek gibi ortak paydaları da var.
Ancak toplumsal taleplerine bakınca, bir kuşağın kendi mensupları ile ilgili sorunlara hapsolması bir yana; dünyanın dertlerinden dertlenmek, ülkelerinde benzer süreçlerden olumsuz etkilenen kesimlerin durumlarına da duyarlı olmak, tüm ezilen ve dışlananlara ilişkin kaygılar taşımak, kolektif eylem biçimlerine yatkınlık sergilemek, dayanışmacı, enternasyonalist bir yönelime sahip olmak gibi bir kuşakla sınırlandırılamayacak geniş bir ufukları bulunduğunu söyleyebiliriz.
KÜRESEL GÜNEY GENÇLERİ ÖNCÜ ROLDE
Bizlerin konuya ilgisi Fransa’da Eylül ortasında öğrenci hareketinin yükselişi ile yoğunlaşsa da, son iki yılda başını çektiği protesto dalgasının Küresel Güney’de filizlenen, Bangladeş’ten Nepal’e, Fas’tan Madagaskar’a uzanan bir hikayesi var.
Haliyle her ülkenin ayrı sorunları, politik, ekonomik, kültürel dinamikleri söz konusu. Gençlikten yükselen giderek toplumsallaşan itirazın Nepal ve Bangladeş’te iktidar değişikliğine kadar varması bu ülkelere ilgiyi artırdı. Endonezya ve Filipinler’de gençlik hareketleri dikkatin yolsuzluklara, demokrasi ihlallerine ve kayırmacılığa çekilmesini sağladı. Madagaskar gibi yoksul bir ülkede talepler su ve elektrik kesintileri gibi temel ihtiyaçlar üzerinde yoğunlaştı. Kuzey Afrika’da tüm baskılara rağmen Fas ve Mısır’da gençlik sesini yükseltmeyi başardı.
Son dönemde dünyanın en yüksek nüfuslu ülkesi Hindistan’da “Hamamböcekleri” hareketi ülkenin otoriter lideri Narendra Modi’nin iktidarını sarsmaya başladı. Gençlik hareketi Adalet Bakanı Surya Kant’ın hükümeti eleştiren gençleri “hamamböcekleri” ve “parazitler” diye nitelendirmesinden sonra, ironik biçimde bu sıfatı üstelenerek yükseldi. Seçmen kütüklerinden keyfi isim silmeye tepki üzerinden hız kazanan isyan, Hindistan’daki sınıf, din ve kast temelli ayrımcılıklara dikkat çeken bir eksen temelinde gelişti. Şimdi iktidarın şiddetli baskı ve yıldırma hamleleriyle geriletilmeye çalışılıyor.
Tüm farklılıklarına karşın Küresel Güney’den yükselen hareketler; sömürgecilik, emperyalizm, neoliberal ekonomi politikaları, ırkçılık ve toplumsal cinsiyet ayrımcılığından kaynaklanan adaletsizliklere karşı çıkmak ; eşitlik, özgürlük, demokrasi taleplerini öne çıkartmak gibi ortak özellikler taşıyorlar. Sembolleri, sloganları ve mücadele biçimleriyle gelişmiş ülkeler gençliğine de ilham veriyorlar.
AVRUPA’DA YAYILAN İSYAN DALGASI
Avrupa’da ise, 1968 Paris Mayıs’ı sonrası tüm kıtaya yayılan, 2008 küresel finansal krizine karşı meydanlardan sesini duyuran gençlik hareketi Eylül 2026 ortasından başlayarak yine rüzgar kazandı. Fransa’da 17 Ekim’de 500 bini aşan kitlesel katılımla farklı yaş gruplarını da meydanlara çekti.
Sarı Yeleklerle meydana çıkan gençlerin, 2018-2019’da taşradan sesini duyuran bu hareketi meydanlara davet etmesi ufkunun genişliğini göstermek açısından çok anlamlıydı. Çıkış noktalarını oluşturan eğitim dahil, sosyal hizmetlerdeki gerilemeyi, Macron’un zenginlerden vergi almama çabasının ve silahlanma harcamalarının giderek artışının bütçe üzerindeki yüküyle ilintilendirmeleri de doğru bir halka yakaladıklarının diğer bir göstergesi.
Fransa gençlerinin heyecanı Belçika, Almanya ve İtalya’da da kısa sürede izdüşümlerini buldu. Cumartesi Brüksel ve Liege’de sokaklara dökülen gençler, daha fazla eğitim harcaması yapılması ve zorunlu askerliğin kaldırılması taleplerini öne çıkardılar. Aynı şekilde İtalya’da 16 Ekim “Meloni’ye Hayır Günü” temasıyla, hükümetin eğitim politikalarını, hayat pahalılığını ve artan askeri harcamalarını protesto için gençler sokağa çıktılar. Milan, Roma, Torino, Cenova derken İtalya’nın değişik kentleri okul işgalleri, grevler ve mitinglere sahne oldu. Almanya’da da Fransa’yla dayanışma ilan edilerek, okul girişlerini kapatıp, eğitim bütçesinin yükseltilmesi ve zorunlu askerliğe son verilmesi çağrısında bulunuldu.
İspanya’da gençlerle sınırlı olmasa da onların geniş katılımıyla konut krizi temelinde gösteriler yayılarak sürüyor. Kiraların düşürülmesi, kiracıların haklarının korunması çağrısıyla kitleler Madrid’in Puerto del Sol ve Barcelona’nın Catalunya meydanlarını dolduruyor. İrlanda, Yunanistan ve Avusturya’da da eğitim bütçesi, yüksek kiralar ve hayat pahalılığı gibi benzer temalarla gençlik sokakları, meydanlara dökülmüş durumdalar.
Bu kış Avrupa’ya komünizm gelir mi? Tabii ki böyle bir olasılık yok ama, toplumsal muhalefetin yükselişi hükümetleri tavizler vermeye zorlayabilir. Bu iklim Fransa, İtalya, İspanya ve Polonya gibi AB’nin dört büyük ülkesindeki seçimleri etkileyebilir.
ABD’DE HORTLAYAN KOMÜNİZM UMACISI
Gelgelelim, sorarsanız komünizm umacısı üzerinden demagoji yapmaya, halka korku salmaya yeltenen bir ülke eksik değil ; o da Trump eliyle ABD. Geçtiğimiz hafta Newsweek dergisinin 23 Eylül tarihli sayısı Amerika Sosyalist Cumhuriyeti kapağıyla bir hoşluk yapmaya yeltendi. ABD’de sosyalizme artan ilgiye dikkat çekmek için, solun sivrilen 5 figürü New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani, Senatör Bernie Sanders, Temsilciler Meclisi üyesi Alexandria Ocasio-Cortez, Michigan Senato adayı Abdül El-Sayed, medya ünlüsü Türk kökenli Hasan Piker’i kızıl yıldız, kızıl bayrak ve Mao dönemi üniformaları kompozisyonuyla sundu. Bir de 20 soruluk bir test ekleyerek, okuru sosyalizmden kapitalizme giden bir spektrumda kendini konumlandırmaya çağırdı. Servet vergisine karşı mısın, kamu üniversiteleri parasız mı olmalı, kahveni yulaf sütüyle içmek için ekstra öder misin gibi sorular yönelterek yazıyı renklendirme çabasını sürdürdü.
Bu masum girişime Beyaz Saray’dan zehir zemberek bir yanıt geldi. Dergi “koordineli bir kampanyanın aleti” olmakla itham edildi. Newsweek’i sosyalizmi “sterilize etmek, normalleştirmek ve romantize etmekle” suçlayıp, “bu sosyalist bir devrim değil, ızdırap, açlık ve ölümdür” tarzı ifadelerle bir kıyamet havası yaratmaya çalıştı.
Konunun şakaya gelmeyeceğini, sosyalist ve komünist rejimlerin açlıklar, infazlar ve esir kampları olduğunu iddia etti.
Trump tabii ki bir komünizm tehlikesinin kapıyı çalmadığının farkında. Ama niyeti, ara seçimler yaklaşırken, Demokratik partide prestij kazanan sol kişilikler üzerinden siyasi rakiplerini karalamak, hızla düşen kamuoyu desteğini onarmaya çalışmak. Yine de, sosyalizmin ABD gibi kapitalizmin beşiği bir ülkede ciddi bir olasılık olarak gündeme getirilmesi doğrusu insanın hoşuna gitmiyor değil.
MÜCADELEYİ GENÇLERE İHALE ETME HAKKIMIZ YOK
Dileriz gençlik harekeleri dinamizmini korur, etkisini artırır, acil talepleri doğrultusunda tavizler koparır. Gençliğin yaşamın en korkusuz, haksızlık ve adaletsizliklere karşı en duyarlı dönemi olduğunu biliyoruz. Ancak özgürlük ve eşitlik mücadelesini onlara ihale etmek, bizler adına riskler almasını, zorluklara göğüs germesini beklemek hakkımız da bulunmuyor. O nedenle bir ülkede demokrasi kavgası verilecekse, bu olsa olsa tüm kuşakların taşın altına elini koyması, zorlukların üstesinden birlikte gelmesiyle olur. Bunu bilsek de, gençlere ilk adımı attıkları, geniş toplum kesimlerini motive ettikleri, bizlere bir yol açtıkları için şükran borçluyuz.



