Mimar Sinan, 16. yüzyıl boyunca Osmanlı İmparatorluğu'nun en önemli mimari projelerine imza atarken, kariyerinin zirvesine Edirne’deki Selimiye Camisi ile ulaştı. 1575 yılında tamamlanan bu yapı, onun mimari anlayışının en üst noktası olarak kabul ediliyor. Sinan’ın, "kalfalık eseri" olarak tanımladığı Süleymaniye Camisi’nden sonra, Selimiye Camisi'ni "ustalık eseri" olarak ilan etmesi, bu yapıya yüklediği anlamı açıkça ortaya koyuyor.

Selimiye Camisi'nin en dikkat çekici özelliklerinden biri, devasa kubbesi. Kubbe, İstanbul’daki Ayasofya’nın kubbesinden daha geniş olup, dört fil ayağına oturtularak olarak inşa edildi. Bu sistem, mimari açıdan bir dönüm noktası olarak kabul edildi.

Sinan’ın Edirne'deki diğer izleri, yalnızca Selimiye Camisi ile sınırlı değil. Şehrin ticaret yolları ve sosyal yaşamını şekillendiren önemli yapılar da onun mimari anlayışını yansıtıyor.

  • Rüstem Paşa Kervansarayı (1561): Kanuni Sultan Süleyman’ın damadı Rüstem Paşa adına yapılan bu kervansaray, Osmanlı ticaret ağının en önemli duraklarından biri oldu. Tüccarların konaklaması için inşa edilen yapı, Sinan’ın fonksiyonel mimari anlayışını yansıtıyor.

  • Defterdar Mustafa Paşa Camisi (1570): Sinan’ın taş işçiliğindeki ustalığını gösteren önemli örneklerden biri. Küçük ölçekli bir yapı olmasına rağmen, iç mekân düzenlemesi ve ışık kullanımı açısından dikkat çekiyor.

  • Ali Paşa Çarşısı: Kapalı Çarşı'nın bir benzeri olarak kabul edilen çarşı 1569 yılında yapıldı. 1997 yılındaki restorasyon sonrası çarşı ticari canlılığı elinde bulunduran lokasyonlar arasında sayılıyor.

  • Yalnızgöz Köprüsü: Tunca Nehri üzerindeki köprü 1567 yılında yapıldı. Tek kemerli olması nedeniyle "Yalnızgöz" olarak adlandırıldı.

  • Sokullu Mehmet Paşa Hamamı: Üç Şerefeli Camisi yanındaki hamam 1569 yılında yaptırıldı. 1970 yılından bu yana şahıslar tarafından kiralanıp işletiliyor.

  • Adalet Kasrı: Kanuni Sultan Süleyman'ın emriyle 1561 yılında yaptırıldı. Edirne Saray'ının bulunduğu alandadır.

  • Kanuni Köprüsü: Dört gözlü ve sarayı şehre bağlamasıyla Saray Köprüsü olarak da anılmıştır. 1554 yılında Kanuni tarafından Mimar Sinan'a yaptırıldı.

Sinan ve Selimiye Camisi Vakfı (SİSEV) Genel Müdürü Yüksek Mimar Mehmet Ali Esmer, Mimar Sinan'ın Edirne'de 13 eserinin bulunduğunu söyledi. Bu eserlerin en büyüğü ve en önemlisinin Selimiye Camisi olduğunu vurgulayan Esmer, "Bence önemli iki nokta var. Birincisi Mimar Sinan'ın 50 yıllık hayatına sığdırmış olduğu 400 eser ve bu eserlerin oluşmasını hazırlayan altyapı, yani Türk kültürünün binlerce yıllık geçmişi. Sinan'ı Mimar Sinan yapan binlerce yıllık Türk kültürünün o günlere getirdiği birikimdir." dedi.

Esmer, Mimar Sinan'ın büyük eserlerini yaptığında başında durduğunu, Şehzade Camisi'yle başlayıp Süleymaniye Camisi ile devam eden sürecin Selimiye Camisi'nin tamamlanmasının ardından nihayete erdiğini dile getirdi. Mimar Sinan'ı sadece kendi devrinde değerlendirmenin doğru olmadığını, geçmişin ayak izlerini takip etmenin önemli olduğunu ifade etti. "Kültür birikimini takip etmek lazım. Mimar Sinan'dan önce kurulmuş bir Hassa Ocağı geleneği var, Türk mimari geleneği var. Sinan yeniçeri ocağındayken gittiği her yerde hem yapıları incelemiş hem de oradaki loncalardan gerekli bilgileri öğrenmiş," diye konuştu.

Esmer, Türk kültüründe Karahanlılar'dan Osmanlı'ya uzanan bir mimari gelenek olduğunu, devletler değişse de geleneklere bağlılıkların değişmediğini belirterek, "Bu birikimi ve bilgileri en iyi şekilde değerlendirip en iyi şekilde insanların faydasına sunmuş değerli bir bilim insanıdır Mimar Sinan. Her şeyi bilimle ve bilinçle yaptığı çok aşikar." dedi.