BirGün
Haber akışına dön

Eğitimde 2027 Yıllık Programı İle Ne Amaçlanıyor?

Eğitimde 2027 Yıllık Programı İle Ne Amaçlanıyor?

2027 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı açıklandı. Kalkınma planları ve yıllık programlar siyasi iktidarın planladıklarını ilan eden metinlerdir. Bu metinleri okuduğumuzda bizi nelerin beklediğini görüyoruz. Yıllık programın eğitim bölümü ile bir kez daha görüyoruz ki eğitimde hepimizi daha da zor günler bekliyor.

SINAV MERKEZLİ EĞİTİM TÜM KADEMELERDE

İktidarın yirmi yılı aşkın süredir temel hedefi sınav merkezli eğitim odaklı adımlar oldu. Bu politik tercihti. Elemeye, yarışa, rekabete dayalı sınav merkezli eğitim daha fazla özel okul, daha fazla kurs, yayın demekti. Sınav merkezli eğitim, eğitimin piyasalaştırılmasının adıydı.

Liselere Geçiş Sistemi (LGS) ve Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) eğitimin piyasalaştırılmasının temel araçlarıydı. Açıklanan Ortak Yazılı Sınav Sistemi (OYSS) ile iktidarın sınav merkezli eğitimi daha da yaygınlaştıracağını gördük. Yıllık programda yer alan “Ölçme ve değerlendirme sistemi yeterlilik temelli olarak eğitimin tüm kademelerinde yapılandırılacaktır” maddesi ile sınav merkezli eğitimin tüm kademelerde daha da yaygınlaştırılacağı açıklanıyor.

PİYASALAŞTIRMAYA HIZ VERİLİYOR

Yıllık programda temel vurgu “okul tabanlı izlemenin” süreklileştirilmesi ve kalıcılaştırılması.

Okul Tabanlı İzleme ile eğitimin piyasalaştırılması arasında ayrılmaz bir ilişki var. Öğretmenler üzerinde denetim mekanizması olarak inşa edilen bu sistem okulları ticari birer işletmeye dönüştüren piyasa mekanizmalarını besler. Okulları şirket, öğrencileri, velileri müşteri olarak ifade eder. Okul tabanlı izleme, okulların, öğrencilerin başarısını sınav sonuçlarına, projelere, veriye indirger. İzleme sonuçları, okullar arasında gizli veya açık bir rekabet yaratır.

Sınavlardan, projelerden, protokoller, işbirliklerinden elde edilen veriler okulların, öğretmenlerin "performansını" ölçerek öğretmenler üzerinde iktidarın politik, ideolojik tercihleri üzerinden baskıya, kuşatmaya neden olur. Eğitimde yaşanan eşitsizliklerinin sorumlusu olarak iktidarın kamusal, bilimsel eğitimde yarattığı yıkım yerine öğretmenler sorumlu ilan edilir. Eğitimde çocukların üstün yararı, kamusal, nitelikli eğitim hakkı değil yıllık programda da sıklıkla vurgulanan “sektörün, piyasanın ihtiyaçları” esas alınır.

Veri odaklı merkezileştirilmiş sınav sistemi de okul tabanlı izlemenin adımı.

EĞİTİMCİ DEĞİL EĞİTİM YÖNETİCİSİ

Yıllık programda yer alan “Eğitim yöneticiliği profesyonel meslek olarak düzenlenecek” maddesi de okul tabanlı izleme mekanizmasının parçası.

Okul tabanlı yönetim ve izleme modelleri, okul müdürlerini öğretmen, eğitimci kimliği yerine "CEO" veya "işletme, şirket yöneticisi" konumuna getirir. Müdürün görevi, piyasanın ihtiyaçları doğrultusunda belirlenen izleme kriterlerinde okulu başarılı göstererek kurumun piyasa değerini artırmaktır. Eğitimde bu sistemle aslolan, çocukların, gençlerin akademik, sosyal, psikolojik, kültürel, bütünlüklü gelişimi değildir. Sınav, proje "çıktılarına, istatistiklere" dayanarak eğitimin hak olmaktan çıkarılmasıdır. Öğrencinin yararını, ihtiyacını değil sermayenin ihtiyacını esas alır. Eğitimi alınıp-satılır bir meta haline getirir.

ÖĞRENCİ, VELİ MÜŞTERİYE DÖNÜŞTÜRÜLÜYOR

Yıllık programdaki okul tabanlı izleme verileri ile(web sitelerinde sergilenen başarılar, sınav sonuç verileri, sosyal etkinlikler politika belgesi verileri vb) velilerin "en iyi ürünü" (okulu) seçmesi için okullar verilerle reklam unsuru haline getiriliyor. Eğitime yeterli bütçe ayrılmadığı için ve okullar arası eşitsizlik ciddi boyutta olduğundan “verilere dayalı yarışın, rekabetin” baskısı sonucu velilerden bağış, aidat gibi isimler adı altında ücret toplama mekanizmaları da olağanlaştırılıyor.

ÇOCUK YAŞTA İŞÇİLİK YAYGINLAŞTIRILIYOR

Yıllık programda yer alan “Eğitim-istihdam ilişkisinin geliştirilmesi için sektör içi okul, sektöre entegre okul, bölge okulu ve ihtisaslaşmış meslek liseleri, meslek ortaokulları yaygınlaştırılacaktır.” gibi ifadelerle okullar çocuk yaşta işçiliğin daha da yaygınlaştırılacağı araçlar haline getiriliyor. Mesleki eğitimde ders seçimi dâhil özel sektör tüm karar alma süreçlerine dahil ediliyor. Çocuk yaşta işçiliğe rıza mekanizması yaratabilmek için “ahilik kültürüyle birlikte mesleki değerlere bağlılık güçlendirilecektir” denilerek din araçsallaştırılıyor. Programda yer alan “Özel mesleki ve teknik eğitim kurumlarına verilen devlet desteği kalite standartları gözetilerek verilecektir.” gibi ifadeler kamu kaynaklarının, bütçenin kamusal eğitimden yana değil eğitimin piyasalaştırılmasından, çocuk yaşta işçiliğin yaygınlaştırılmasından yana kullanılacağını da gösteriyor.

ÖĞRETMENLERİN HAK KAYIPLARI HIZLANIYOR

Yıllık programda yer alan “Öğretmen yetiştirme ve geliştirme süreci; mesleğe kabulden önceki eğitimden başlanarak mesleğe kabul, mesleki gelişim ve kariyer gelişimi gibi tüm aşamaları, ihtiyaçlar doğrultusunda yeniden yapılandırılacaktır.” maddesi; öğretmenlerin hak kayıplarında daha da kritik bir sürece gireceğimizi gösteriyor.

  1. Kalkınma Planı’nda amaçlanarak hayata geçirilen Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli, Öğretmenlik Meslek Kanunu, Milli Eğitim Akademisi ve OYSS ile öğretmenler üzerinde denetim, baskı mekanizması yaratan, öğretmenleri eğitimde özne olmaktan çıkaran, eğitimin kamusal, bilimsel niteliğini ve öğretmenlerin kazanılmış haklarını ortadan kaldıran adımların önümüzdeki dönemde daha da hızlanacağı ilan ediliyor.

Planlı, programlı bir süreç hızla ve kesintisiz hayata geçiriliyor. Yıllık programda açıklanan maddelerle gelecek olan çok açık. Bizim; eğitim emekçilerinin, velilerin, laik, kamusal, bilimsel eğitim ve ortak geleceğimiz için yıllardır mücadele edenlerin yan yana gelmesi her dönemden daha da acil bir zorunluluktur.

Okumaya devam et

Pusholder

Senin gündemin

Okuma seçenekleri

Push AIÖzet

PusholderKaynakta oku
birgun.net