BirGün
Haber akışına dön

Elbistan'dan Antalya'ya Mesaj Var

Elbistan'dan Antalya'ya Mesaj Var

Kahramanmaraş yolunda, uçakta yanıma iki Çin vatandaşı oturdu. Kısa bir sohbet ettik. Afşin Elbistan A Termik Santralı’nda çalıştıklarını söylediler. Tesadüfün böylesi, ben de Antalya’daki büyük iklim buluşması (COP 31) öncesi bölgedeki son durumu görmeye gidiyordum. Afşin Elbistan A Termik Santralı, özelleştirme sonucu Çelikler Holding’e geçen, Türkiye’nin en büyük kömürlü termik santrallarından biri. Birkaç ay önce yüzlerce işçinin çıkarılıp yerlerine Nepal, Afganistan ve Çin’den işçilerin getirildiği iddiaları milletvekilleri tarafından dile getirilmiş, haber olmuştu. Kömür santrallarını savunanların en önemli argümanlarından biri bölgede yaşayanlara istihdam yaratmasıydı. Sanırım bu argümanın ömrü de kömür santralları gibi dolmuş.

42 yaşındaki A Santralı’nın önünde Afşin Elbistan Hayatı ve Doğayı Koruma Platformu Sözcüsü Mehmet Dalkanat ile buluşuyoruz. 2015’ten bu yana bölgedeki iki dev termik santrala karşı mücadele veren Dalkanat, iki santral için yılda yaklaşık 22 milyon ton kömür yakıldığını ve bunun yüzde 20’sinin kül olduğunu söylüyor. Külü havada, ovanın her yerinde görüyorsunuz. Kömür havzasına gittiğimizde tonlarca kül ve devasa kömür çukurunun büyüklüğü karşısında dehşete kapıldım. Bir yanda kül dağları, bir yanda kömür taşıyan kamyonlar. Dalkanat, “Tüm Türkiye’nin tahıl üretimini sağlayabilecek büyüklükte bir ova birkaç yıllık enerji üretimi için ortadan kayboldu” diyor ve ekliyor; “Benim arkadaşlarım vardı burada memur olarak çalışan, hiçbiri 70’i görmedi”. Dalkıran ve konuştuğumuz kişiler adil geçişe de vurgu yapıyor, santral çalışanlarının mağdur olmadan yeni iş imkânları sağlanmasını istiyor.

Temiz Hava Hakkı Platformu ve Türk Tabipleri Birliği temsilcisi Prof. Dr. Gamze Varol’a santralların sağlık etkilerini sordum. Varol, hazırladıkları Kara Rapor 2025’in kamuya açık sonuçlarında, Türkiye genelinde PM 2,5 kirliliğine atfedilen erken ölüm sayısının 2024 için 62 bin kişi olarak hesaplandığını hatırlattı. Termik santrallerin de bu kirlilikte payı var. Her yıl binlerce insan petrol, gaz ve kömür bağımlılığımız yüzünden yaşaması gerekenden daha az yaşıyor. Varol, “Maraş gibi, Elbistan gibi kömürlü termik santralinin olduğu yerlerde insanlar bunu misliyle yaşıyor. Maraş’taki hava kirliliğinin burada 2022 yılında 950 kişinin erken ölümüne neden olduğunu söyleyebiliyoruz” diyor. Kahramanmaraş, 2024 yılında Türkiye’nin en kirli 10 ili arasında yer almış. Varol, kapatılması beklenirken özelleştirilen bu santrala eklenmek istenen iki yeni ünitenin de 35 yıl çalışması durumunda 2 bin 268 kişinin ölümüne yol açacağını hesapladıklarını belirtiyor. Prof. Varol, “Partikül maddeler solunum yoluyla kan dolaşımına geçebiliyor. İngiltere’de, kömürlü termik santraller bölgesinde yaşayan gebelerin plasental yapısında ve anne kordon kanında termik santralların baca gazlarından çıkan kirleticilerin varlığı gösterilmiş. Mesane kanseri, meme kanseri riskini de artırıyor. Astım koah ve kronik bronşite neden olabiliyor. Çocukların gelişmesinden kalp damar hastalıklarına kadar bunların hepsini hava kirliliğiyle ilişkilendirebiliyoruz.”

3 ÜNİTENİN ÇEVRE İZNİ YOK

Biz oradayken 1355 megavatlık bu yaşlı santralın tek ünitesi çalışıyordu; her zaman böyle değilmiş. Santrala karşı hukuki bir süreç yürüten Greenpeace’in avukatı Gökhan Candoğan, santraldeki dört üniteden sadece birinin çevre izni olduğunu, diğer üç ünitenin zaten hukuki açıdan çalıştırılmaması gerektiğini söylüyor. Yapılmak istenen ek iki üniteye karşı ve dördüncü ünitenin çevre izninin iptali için de dava açtıklarını belirten Candoğan, dördüncü ünitenin iptal davasında bilirkişinin raporunun net bir şekilde santralde yapısal sorunlar olduğunu, santralin çalışmaya başladığı anda belirlenen emisyon eşiklerini aştığını ve bunun önlenmesi için neredeyse hiçbir tedbirin alınmadığını, insan sağlığı, su ve toprak açısından çok ciddi sıkıntıların ve risklerin bulunduğu net bir şekilde anlatıyor diyor. Bu davada da iptal kararı çıkarsa dört ünitenin tamamının çevre izni olmayacak diyen Candoğan, “Bu aslında santralın kapatılması anlamına gelir. 4-5 yıllık hukuki sürecin sonunda geldiğimiz nokta artık bu santralin ekonomik ve hukuki ömrünü doldurduğu noktasıdır. Bu nedenle belki COP 31’e ev sahipliği yaptığımız şu dönemde Türkiye açısından çok önemli bir karar da çıkabilir” açıklamasını yapıyor.

∗∗∗

Böyle devam ederse daha çok kişi ölecek

Mehmet Dalkanat şöyle konuştu:

“Önümüzdeki günlerde COP 31 iklim zirvesi var. İklim değişikliğine en çok etki eden, karbon salımı en çok olan kömürlü termik santrallar. Başkanlığını Türkiye ve Avustralya’nın yaptığı bu zirvede savundukları buradaki pratikle uyuşmuyor. İklim zirvesinin başkanlığını yapıyorsanız bu garabeti, bu faciayı buradan kaldırın. Yenilerini de yapmayın. 80’li yıllarda değiliz, yenilenebilir enerji gibi bir imkânımız var. Afşin-Elbistan, gördüğünüz dağlar buna müsait. Artık yeter, toprağımızı, suyumuzu, bağlarımızı bahçelerimizi kaybetmeyelim. En önemlisi, 17 bin 500 erken ölüme neden olmuş bu santrallar, devam ederse daha çok kişi ölecek. Zirveye başkanlık yapan yetkililerimizin bunu görmesini ve dur demesini istiyoruz.”

Mehmet Dalkanat

Okumaya devam et

Pusholder

Senin gündemin

Okuma seçenekleri

Push AIÖzet

PusholderKaynakta oku
birgun.net