Türkiye’de ortalama emeklilik yaşı 52.
Emeklilik Yaşı 65 Olmalı

Bu, ülkemizde insanların gelişmiş ülkelere göre 13-15 yıl daha erken emekli olmaları anlamına geliyor.
Trading Economics’in verilerine göre, Avustralya, Danimarka, Yunanistan, İzlanda, İsrail, İtalya, Hollanda, ABD, İspanya ve Portekiz gibi ülkelerde 67 yaşından önce emekli olmak mümkün değil.
Arnavutluk, Avusturya, Azerbaycan, Belçika, Brezilya, Kanada, Hırvatistan, Şili, Finlandiya, Macaristan, Japonya, Meksika, Yeni Zelanda da ise 65 yaşından önce emekli olunamıyor.
Batı’lı bir sosyal güvenlik uzmanına, “Türkiye’de 18 milyon emekli var. Bunların 10 milyonu 65 yaşından küçük. Bizde ortalama emeklilik yaşı 52” desek muhtemelen şaka yaptığımızı sanır.
Şunu bilmek gerekiyor:
Gelir-gider dengesini kurmak isteyen her ülke, yaşam süresinin giderek uzamasını dikkate alarak emeklilik yaşını yeniden düzenliyor.
Bunu yapmadıkları takdirde sosyal güvenlik sistemlerinin iflas edeceğini, bir gün emeklilere maaş ödeyemez duruma geleceklerini biliyorlar.
Uluslararası saygın bir kuruluş olan Dünya Ekonomik Forumu’nun yayınladığı raporda, emeklilik yaşının 65 olmasının bile yeterli olmadığı, 70’e çıkarılması gerektiği ısrarla savunuluyor.
Bizim de bu raporu ve dünyadaki durumu dikkate alarak emeklilik yaşını önce 65’e, sonra da kademeli olarak 70’e kadar çıkarmamız zorunlu görünüyor.
AH DEMİREL AH!
Türkiye’de sosyal güvenlik sistemi 1991’de çok ağır bir darbe aldı.
DYP Genel Başkanı Süleyman Demirel, genel seçime gidilirken seçmene, “İktidara gelirsek emeklilik yaşını aşağı çekeceğiz” dedi.
O seçimden DYP bu vaadin etkisiyle birinci çıktı ve ülke yönetiminde söz sahibi oldu.
Kurulan hükümetin ilk icraatlarından biri, kadınların 36, erkeklerin 40 yaşında emekli olmasına imkân tanıyan kanunun çıkarılmasıydı.
Ekonomiyi alt-üst eden, sosyal güvenlik sisteminde büyük açıklara neden olan bir düzenleme oldu bu. Daha 25-30 yıl çalışabilecek milyonlarca genç insan artık emekliydi.
Ak Parti iktidarı döneminde de yine bir seçim vaadi yüzünden çıkarılan kanunla genç yaşta milyonlarca kişiye emeklilik hakkı verildi.
Bu iki yanlış, emeklilerin günümüzde attıkları “Geçinemiyoruz” feryatlarının ana nedenini oluşturuyor.
Türkiye’de şu anda en fazla 8 milyon emekli olması gerekiyordu.
18 milyon emekli olunca onlara ödenen maaşlar da azaldı zorunlu olarak.
Akla şu soru gelebilir:
Önümüzdeki ay Meclis’te, emekli maaşlarına enflasyon oranında zam yapılması ile refah payı ödemesinde bulunulmasını düzenleyen kanun teklifinin görüşülüp kabul edilmesi bekleniyor. Bu kanun emeklileri rahatlatmaz mı?
Soruya yanıtım şudur:
Çıkarılacak kanun sadece kısa bir süre işe yarayabilir, emekliler çok geçmeden yine geçim sıkıntısının ağır baskısını hissetmeye başlar.
FELAKET DEĞİL CİNAYET
Ekim ayında üzücü olaylar ardı ardına geldi.
Önce İstanbul ve Kocaeli’ni vuran sel 8 kişinin ölümüne yol açtı.
Daha bunun şokunu yaşarken Zonguldak’ta maden kazası oldu, 3 işçi can verdi.
Geçtiğimiz Pazartesi günü de Antalya’da bir inşaat alanında işçilerin kaldığı 2 konteyner, çıkan hortum yüzünden yüzlerce metre savruldu, 4 işçi hayatını kaybetti.
Yaşanan 3 olay; felaket, kaza, facia gibi sözcüklerle ifade edildi ama aslında bunları anlatacak tek doğru sözcük vardı:
“Cinayet!”
Dere yataklarına binalar yapılmasaydı, aşırı yağış sonucu ortaya çıkan su o derelerden akarak nehir, göl ve denizlerle buluşsaydı insanlar boğulur muydu?
Zonguldak’taki maden ocağında düzenli olarak gaz ölçümleri yapılsa, havalandırma sistemleri etkin şekilde çalıştırılsa metan gazı birikip patlar mıydı?
Antalya’daki konteynerler sağlam şekilde kurulsaydı, çıkan hortumla kağıt parçaları gibi yüzlerce metre uzağa savrulur muydu?
Şunu da belirteyim:
İlgili bakanlıkların seller ile maden ve hortum olaylarına yaklaşımı sorunlu.
Gerekli önlemleri bir türlü alamıyorlar.
Ne var ki söz konusu olaylara muhalefetin yaklaşımı da doğru değil.
Sadece eleştiriyor, çözüm odaklı ve ufuk açıcı önerilerde bulunmuyorlar.
Ak Partili, CHP’li ve Yeni Partili belediyeler de, selleri ve derme çatma yapılaşmayı önlemeye yönelik örnek projeler geliştirip bunları hayata geçiremiyorlar.


