- Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde heyecan, Antalya’yı vuran yağmur ve Kepez'deki üzücü can kaybı haberlerinin burukluğuyla devam ediyor. Ulusal Uzun Metraj yarışmasının 2. gününde yönetmen Yeşim Ustaoğlu’nun modern insanın aidiyet krizini anlatan ‘Artakalan’ı ile Emre Aybek’in bir pavyon ve müzik üzerinden Türkiye’nin son 20 yıllık sosyolojisini okuduğu kara komedisi ‘Düğün Şarkıcısı’ perdedeydi.
Entelektüel Yüzleşme Ve Bir Kara Komedi

SALİHA SULTAN
Antalya’da bir yanda sağanak yağmurun ve hortum felaketinin yarattığı o ağır hüzün, diğer yanda ise AKM (Atatürk Kültür Merkezi) salonlarının önünde uzayıp giden kuyruklarla sanata tutunan bir izleyici kitlesi var. İnsan bazen hayatın bu tezatlığına şaşırıyor. Ulusal Uzun Metraj yarışmasının 2. gününde biz de sinema yazarı dostlarla yine o uzun kuyruktaki yerimizi alıp salonu doldurduk. Antalyalıların filmlere olan bu muazzam ilgisine, festivale sahip çıkmalarına gerçekten şapka çıkarıyoruz. Fakat yeri gelmişken ufak bir sitemi de buraya bırakmak zorundayım: Özellikle günün ilk filmi olan ‘Artakalan’ gösterimi sırasında bir türlü sessize alınmayan, zırıl zırıl çalan cep telefonları maalesef salondaki herkese fenalık geçirtti ve seyir zevkini epey zedeledi. Lütfen o telefonları salona girerken kapatalım diyerek asıl meselemize dönelim...
YEŞİM USTAOĞLU VE ‘ARTAKALAN’: KOLOSTROFOBİK BİR AİDİYET BUNALIMI
26 Ekim’de ‘Ulusal Uzun Metraj Yarışması’ seçkisinin ilk filmi, 2016'da 'Tereddüt' ile Altın Portakal’da ‘En İyi Film’ ve ‘En İyi Yönetmen’ ödüllerini kucaklayan usta yönetmen Yeşim Ustaoğlu’nun yeni uzun metrajı ‘Artakalan’dı.
Haliyle beklenti çok büyüktü. Film; baskıcı dünya düzeni ve kalıplaşmış kabuller içinde yaşama sevincini yitiren şair Elif'in (Öykü Karayel) ve doğa sesleri kaydeden eşi Mehmet'in (Metin Akdülger) tıkanmış, konformist evliliğini merkeze alıyor.
İlk yarım saat boyunca, İstanbul'da 'Cihangir tayfası' diye tabir edebileceğimiz, entelektüel dertleri olan bir çiftin klostrofobik ev ortamındayız. Sanatsal sancılar, İstanbul manzarası, iptal edilen dersler, ekonomik kaygılar, yazamama buhranı ve diş fırçalamamaya kadar varan depresyon belirtileri... Adeta 70’li yılların sinemasından fırlamış klasik bir modern aile bunalımı izliyoruz. Elif'in tütün sararak "Burası bizim evimiz değil" hezeyanları ve kocasının "bozuk plak gibisin" diyerek Berlin'e yerleşme arzusu... Her şey o kadar tanıdık ki.Nihayet Elif, kendi deyimiyle yollara, daha doğrusu Anadolu'ya doğru direksiyon kırıyor.
Kartpostallık görüntüler eşliğinde Artvin Yusufeli'ne, köklerine doğru yaptığı bu yolculukta nedense hep 'sorgusuz sualsiz' kendisine evini açan, ona yardım eden birbirinden farklı kadın figürleriyle karşılaşıyor. Aynı esnada evde oğluna bakan Mehmet ise babasının ölümü üzerine Kafkaesk rüyalar eşliğinde (uçuşan böcekler) köye giderek babası (İlyas Salman) ve geçmişiyle o beklenen Freudyen hesaplaşmasını yaşıyor.
Film, büyükşehirde farklı kimliklere bürünen bir çiftin, kökleriyle barışıp kim olduklarını hatırlamaları gibi çok güçlü bir hikayeye sahip aslında. Yönetmen Ustaoğlu'nun söyleşide dediği gibi: "Karakterlerin yaşadığı yüzleşmeler ve öğrenme, kökleriyle ilgili. Bu açmazların içinden bir çeşit gidebilmeyi becererek çıkabileceğimizi gösteriyor." Ancak günümüzün hız çağında; teknolojinin, görünürlük kaygılarının ve çok daha sert problemlerin yaşandığı bir düzlemde, bu 'entelektüel ve sanatsal varoluş sancısı' biraz geçmişin meselesi gibi hissettiriyor. İki saati aşan süresi, uzun sekanslar ve Öykü Karayel'in o uzun suskunlukları izleyiciyi yormaya oldukça müsait. Özetle, 'Artakalan' rüştünü ispatlamış bir ismin elinden çıkan ağır bir entelektüel yüzleşme. Festivalden mutlaka ödüllerle dönecektir ancak bana göre omuzladığı bu ağırlık 'En İyi Film' yürüyüşünde işini biraz zorlaştırabilir.
EMRE AYBEK’TEN İYİ BİR KARA KOMEDİ: ‘DÜĞÜN ŞARKICISI’
Günün ikinci filmi ise Emre Aybek'in ilk uzun metrajı, senaryosunu (Mukadderat'tan da tanıdığımız) Erdi Işık’ın yazdığı ‘Düğün Şarkıcısı’ oldu. Sosyal medyadan komedi performanslarıyla tanıdığımız Yasemin Sakallıoğlu, bu kez Ankara'dan İstanbul'a gelen sokak şarkıcısı Şahnaz rolünde karşımızdaydı.
Film; İstiklal Caddesi'nde Sezen Aksu ve Sertab Erener şarkıları söyleyen Şahnaz'ın, deri ceketli cool işletmeci Muzaffer (Yiğit Özşener) tarafından keşfedilip elit bir kulüpte sahneye çıkmasıyla başlıyor. 2010'ların o 'elit', umutlu ve renkli Beyoğlu günlerinden başlayıp; Gezi olayları, terör patlamaları, kulüplerin nargile kafelere dönüşmesi, esnafın kepenk kapatması ve nihayetinde pandemi yasaklarına kadar uzanan son 20 yıllık koca bir Türkiye sosyolojisi izliyoruz.
Şahnaz, idealist müzisyen arkadaşı Ulaş'ın (Mehmet Korhan Fırat) ilan-ı aşkını reddedip, üstüne 'Starım Sensin' gibi popüler kültür yarışmalarını elinin tersiyle iten gururlu bir karakterken; hayat onu pandeminin yıkıcı şartlarında bir düğün salonunda ('Hadi Yüreğim'den 'Osman Aga'ya düşüş) şarkı söylemeye mecbur bırakıyor. Bu aslında sadece bir şarkıcının değil, son 20 yılda kabuk değiştiren, mekanları el değiştirerek nargile kafelere dönen ve kültürel bir erozyona uğradığı kaygıları sık sık dile getirilen Beyoğlu'nun, hatta Türkiye'nin hikâyesi. Muzaffer'in cool deri ceketini çıkarıp kumaş ceket giymesi, yani yeni güce biat ederek değişimi, filmin en şık siyasi/toplumsal metaforlarından biriydi.
Öte yandan film, pandemi dönemindeki kapanmalarla işsizliğe mahkum edilen, enstrümanlarını satan, intihara sürüklenen müzisyenlerin dramına ışık tutması açısından çok kıymetli. Çünkü tiyatroların, sinemaların da perde kapattığı o günler sanat dünyasında hala tam olarak kapanmamış bir yara. Yasemin Sakallıoğlu ise filmdeki tüm şarkıları kendisinin seslendirmesinin ötesinde, oyunculuğuyla da bizi perdede tutmayı başarıyor. Nitekim söyleşide karakterle kurduğu empatiyi, "Bulunduğum sektörde bana sürekli gündüz kuşağı teklifi geliyor, bende bir sunucu görmek istiyorlar. Bunu zaten yaşıyorum, o yüzden Şahnaz'ı çok aramadım" diyerek çok net özetledi. 90’lar kuşağına çok farklı duygular çağrıştıran 'Küçüğüm' şarkısını söylediği sahnede hissettiği empatinin derinliği ise perdeye kesinlikle yansıyor.
'Düğün Şarkıcısı', Türkiye’nin son yirmi yılına ayna tutan, derdi olan ama bunu seyirciyi boğmadan kara komedi unsurlarıyla yapan iyi bir film bana göre. Emre Aybek'in ilk filminde gösterdiği bu yönetmenlik başarısı takdire şayan. Bu film, festivalin benim için gizli favorilerinden biri oldu. Yasemin Sakallıoğlu ise tartışmasız ‘En İyi Kadın Oyuncu’ kategorisinin en güçlü ve en sahici adaylarından.
Türkiye'nin 20 yıllık dönüşümünü bir pavyon şarkıcısının gözünden anlatan ‘Düğün Şarkıcısı’nın yıldızı Yasemin Sakallıoğlu, festivalin ‘En İyi Kadın Oyuncu’ ödülüne göz kırpıyor.
"Festivalde Ulusal Uzun Metraj yarışması heyecanı bugün (27 Ekim) saat 17.00’de; ilk uzun metraj heyecanını yaşayan, sinemasına ve vizyonuna inandığım sevgili Büşra Bülbül imzalı ‘Bir Anne Hakkında’ ve saat 19.00’da eski dostum, başarılı yönetmen Aydın Orak’ın kamerasından ‘Ölü Arının İğnesi’ filmlerinin gösterimleriyle devam edecek.Yarınki günlüklerde görüşmek üzere..."
ALTIN PORTAKAL 2026: BİLMENİZ GEREKENLER
JÜRİ DEĞİŞİKLİĞİ: Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması Jüri Başkanlığını usta yönetmen Derviş Zaim üstleniyor. Jüri üyeleri Aylin Zoi Tinel, Elif Demoğlu, Fatih Artman, Meryem Uzerli ve Sırma Bradley'den oluşurken, sağlık sorunları nedeniyle ayrılan Rahman Altın'ın yerine Gökhan Türkmen jüriye dâhil oldu.
12 FİLM YARIŞIYOR: 24-31 Ekim tarihleri arasında gerçekleşen festivalin ‘Ulusal Uzun Metraj Yarışması’nda yarışan 12 filmin tamamı Türkiye ilk gösterimini yapıyor. 8 film ise dünya prömiyerini Antalya'da gerçekleştiriyor.
TOPLAM ÖDÜL 11 MİLYON: Toplam 11 milyon TL ödül dağıtılacak festivalde, ‘Ulusal Uzun Metraj’ yarışmasında ‘En İyi Film’ ödülünün sahibi 5 milyon TL'nin sahibi olacak. Ödüller 31 Ekim akşamı AKM’de düzenlenecek törenle sahiplerini bulacak.
ULUSAL UZUN METRAJDA YARIŞAN VE TÜRKİYE PRÖMİYERİNİ YAPAN FİLMLER
TATLI MAYA (Yön: Biket İlhan)TAŞ VE TÜY (Yön: Ragıp Türk)ARTAKALAN (Yön: Yeşim Ustaoğlu)BEKLE BİZİ BRÜKSEL (Yön: Necmi Sancak)BİR ANNE HAKKINDA (Yön: Büşra Bülbül)CİNLERİN DÜĞÜNÜ (Yön: Ferit Karahan)DÜĞÜN ŞARKICISI (Yön: Emre Aybek)ELİSA (Yön: Sinan Sertel)HAKİKATİN ÖLÜMÜ (Yön: Hüseyin Karabey)KADİM MAVİ (Yön: Emir Ziyalar)ÖLÜ ARININ İĞNESİ (Yön: Aydın Orak)SELMA (Yön: Emre Kavuk)



