BirGün
Haber akışına dön

Erdal Öz’ün Kültürel Direnişi

Erdal Öz’ün Kültürel Direnişi

Kadir İNCESU

Polat Özlüoğlu’nun roman, Nesimi Yetik’in ilk öykü kitabı ve Adnan Özyalçıner’in Onur Ödülü’ne değer görüldüğü Erdal Öz Edebiyat Ödülleri çok yakında düzenlenecek törenle sahiplerini bulacak.

Erdal Öz Onur Ödülü’ne değer görülen 1950 kuşağının önemli temsilcilerinden Adnan Özyalçıner için yapılan değerlendirmede “öykülerinde özellikle İstanbul’un emekçilerini, yoksullarını ve gündelik hayatın görünmeyen insanlarını kendine özgü yalın, yoğun ve şiirsel bir dille anlatmış, bireyin hayatını toplumsal gerçeklikle buluşturan özgün bir öykü dünyası kurmuştur. Uzun yıllara yayılan yazarlığının yanı sıra dergicilik, örgütçülük gibi nitelikleriyle de Türk edebiyatına emek vermiştir” denildi.

Adnan Özyalçıner

“İstanbul Öykücüsü” Adnan Özyalçıner ile 1950 kuşağını, a dergisini ve Erdal Öz ile olan dostluklarını konuştuk.

🟥Erdal Öz’ün de aralarında olduğu arkadaşlarınızla nasıl bir araya geldiniz?

Yıl 1955-56 üniversiteye giriş yıllarımız. Kemal Özer, Konur Ertop, Önay Sözer, ben lise arkadaşıyız. İstanbul Erkek Lisesi’nden. Konur’un çocukluk arkadaşı olduğu için Doğan Hızlan ile de lise yıllarından arkadaşız. Üniversiteye başlayınca ayrı fakültelerde olmamıza karşılık, Önay’ın Hukuk Fakültesi’nde olmasıyla Onat Kutlar, Hilmi Yavuz, Demir Özlü, Erdal Öz’le bir araya geldik. Daha sonra Ferit Öngören bize katıldı. Ergin Günçe, Ankara Siyasal Bilgiler’deydi, liseden arkadaşımız olduğu için o da aramızdaydı. Karşılaşana kadar birbirimizi Demir Özlü dışında, kişi olarak tanımıyorduk ama dergilerde yayınlanan şiirlerimiz, öykülerimizle ad olarak birbirimizi tanıyorduk. Demir’i Kemal Özer’le birlikte liselerarası edebiyat matinelerinden birinde tanımıştık.

🟥Sizi bir araya getiren unsurlar nelerdi?

Birincisi Demokrat Parti’nin aşırı baskılarına karşı politik olarak, duruşumuz. İnsan hak ve özgürlüklerinden yana oluşumuz. İkincisi edebiyatta, sanatta yüzeysel gerçekliğe karşı çıkmak. Özü derinliğine ve genişliğine ortaya koymakta biçimsel olarak yenileşmek. Basmakalıp anlatımlardan kurtulmak. Amacımız insana, topluma özgürlük olduğu gibi sanata, edebiyata da özgürlük olmalıydı.

🟥1950 kuşağı denilince akla a dergisi de geliyor…

1956 Demokrat Parti'nin artık baskılarını artırdığı bir dönem. Üniversitede hafif kıpırtılar var Demokrat Parti'ye karşı. Birtakım ufak tefek protestolar da oluyor, o protestolara katılıyoruz. Ben, Erdal Öz, Kemal Özer, Konur Ertop, Doğan Hızlan, Ergin Ertem, Adnan ışık, Ferit Öngören, Hilmi Yavuz ve Önay Sözer... Dedik ki, bu protestolar iyi güzel de kültürel olarak nasıl karşı çıkabiliriz? Ne yapabiliriz? Bir dergi çıkaralım dediler. O sıralar “Mavi” dergisi var. Ayrıca “Onüç” dergisi var, Tanju Cılızoğlu’nun çıkardığı. Renk adı var, sayı adı var, bizim derginin de adı orijinal olsun istiyoruz. Bunların dışında bir şey olsun dediler. Ben dedim ki içimden, senin adın Adnan, adının baş harfi A… A olsun deyince, ooooo müthiş dediler. Erdal Öz havalara sıçradı, “Tamam, alfabenin ilk harfi, ilk adım harika” dedi. “a dergisi”nin adı böyle verildi. Dergide hem iktidarın baskılarına, hem edebiyatın genel olarak yozlaşan, gerçeği tam olarak yansıtmayan yapısına bir karşı çıkıştı. Gerçeğe daha derin, yeni bir bakışın öneminin farkındaydık. Hem edebiyat hem siyasal iktidara karşı çıkan bir dergi çıkardık. Derginin ilk dönemi 27 Mayıs’a kadar sürdü. 1971 muhtırasıyla da ikinci dönem başladı. 2. dönemde de muhtıranın getirdiği benzer baskılar, Demokrat Parti zamanındaki gibi devam edince, yeniden toplandık. Daha önce yaptığımız gibi kültürel bir karşı çıkış yapalım dedik. Ne olacak derginin adı? “Yeni a Dergisi” olacak dediler. Aradan bir arkadaşımız, “Sıkıyönetim var, dergiyi toplarlarsa ne yapacağız,” deyince Ferit Öngören “Yine a diye çıkarırız dergiyi,” dedi. Bu toplantıya Erdal Öz katılmadı. Çünkü uydurma bir suçtan dolayı uçak kaçırmadan hapisteydi. Dergi çıktığında hapishaneden kaçırdığı öyküleriyle bize katıldı.

🟥Erdal Öz ile tanışmanız nasıl oldu?

Erdal Öz’ü Yeditepe’de çıkan “Topkapı Tramvayı” öyküsüyle tanıdım. Kemal Özer’le ben. Öykü üstüne, öz ve içerik üstüne uzun uzun konuşmuştuk. Basmakalıp anlatımdan çıkış yolları, gerçeğin gerçeğini yakalamanın biçimsel açılımı üstüne.

🟥Yazar Erdal Öz için neler söylersiniz?

Yalnız iyi bir yazar değil, edebiyatı, sanatı, insan hak ve özgürlüklerini savunan bir insandı. Baskılara, yasaklara karşı yaşamı boyunca kültürel bir direniş göstermiştir. Erdal Öz, romanlarıyla öykülerinde sıradan insanların gerçek yaşamını, gözlemlere dayanarak sergileyen bir yazar. Gerçeği, tek boyutluluktan çok boyutluluğa taşımasını bilen bir yazar. Gerçeği bütün gerçekliğiyle gözler önüne serer bu yüzden.

🟥Yalçın Armağan’ın yayına hazırladığı Can Yayınları tarafından yayımlanan Arkadaş Mektupları ilgi çekici bir kitap olmuş. Her ikiniz de mektuplarınızın sonunda “gözlerinden öperim,” diyorsunuz.

Ne diyelim? Klişeleşmiş bir deyim olmasına karşı güzel bir söz. Hele bir yazar için görmek / görebilmek en büyük mutluluk. Gördüklerini / görebildiklerini aktarabileceğinden dolayı.

🟥Erdal Öz Onur Ödülü’ne değer görülmeniz neler hissettirdi size?

Erdal, ne derdi bilmiyorum. Ben diyorum ki: Sevgili Erdal, can baş üstüne. Sevgili arkadaşımız Ülkü Tamer ne demişti: “Ben sana teşekkür ederim Beni sen öptün.”Öyle işte…

Okumaya devam et

Pusholder

Senin gündemin

Okuma seçenekleri

Push AIÖzet

PusholderKaynakta oku
birgun.net