Cumhuriyet
Haber akışına dön

Fenerbahçe Taraftarını Yine Kahretti

Fenerbahçe Taraftarını Yine Kahretti

Bakın içimden uzun uzun yazmak gelmiyor. Beni mazur görün. Hep bir umutla oturuyoruz heyecanla güzel rüyalar görüyoruz. Sonra da içimiz karararak eve gidip kabuslarla boğuşuyoruz.

Şampiyonlar Ligi‘nde yıllar sonra ilk galibiyetini alacaksın, 2-0 öndesin, harika iki gol atmışsın. Oğuz’un golü şahane, Greenwood’un golü çok güzel!

MAÇIN AKIŞ HATALARI

Söylemekten dilimde tüy bitti, pres yapan takımlara karşı kaleden başlayarak kısa paslarla çıkmaya çalışmak işkenceli bir ölüme davetiye çıkarmaktır. Aksini söyleyenler, özür dilerim futbol cahilidir.

Atmaca gibi baskı yapan takımların önünde Kalesinden bu akılsız kısa paslaşmalarla çıkmaya çalışırken gol yiyen takımlar, kesinlikle maç kazanmayı hak etmez. Televizyon programımda da 21 yıl boyunca bunu her fırsatta anlattım. Peki bu virüs ortadan kalktı mı? Hayır, kendini çok kurnaz zanneden çeşitli futbol özürlüler, bu bedeli göze alıp bu saçmalığa girişiyorlar ve faturayı ödüyorlar. İşte Fenerbahçe mesela Türkiye’de imaj olarak belki en çok eski oyuncusu Samet’le özdeşleşen bu felaketi yeniden yaşadı. O yenilen ilk akılalmaz gol, harika giden bir maça gölge düşürdü, seyircinin moralini kırdı, oyuncuların ayakları geri gitmeye başladı. İnsanın kendi kalesine gol atmasından daha farklı değildi bu. Ederson ve Guendouzi ortak olarak imza attılar bu saçmalığa. Ama bana sorsanız bu hata İsmail Kartal’ındı. Bunu teşvik eden veya izin veren hiçbir teknik direktörün bu şekilde yenilen bir golden sonradan şikayet etme hakkı yoktur!

Peki bu hatayı yaptın, ikinci yarıya başlıyorsun. Kendi seyircinin önünde özgüvenle oyna, bastır, bir gol daha at maçı kopar! Ne gezer? İkinci aranın neredeyse başından itibaren ortasaha hakimiyetini kaybeden, topa basamayan, oyunun hızını istediği zaman hızlandırıp istediği zaman yavaşlatamayan, kontrolü kaybetmiş bir ev sahibi vardı artık. Maçın son yarım saatinde oyunun hakimiyeti tamamen Çek takımına geçti. Akınlar sağlı sollu her yerden geliyordu, maçın son 20 dakikasına girdiğimizde artık Fenerbahçe’nin bu karşılaşmayı kazanmasının mümkün olmadığını net olarak gördüm. Fenerbahçe’nin önemli isimlerinin bulunduğu kendi kurduğum WhatsApp grubuna bunu üzülerek net olarak 75. dakikada yazdım. 90.dakikada gol geldiğinde, zerre kadar şaşırmadım. Çünkü bu maçın böyle bir zorlama da olsa galibiyete bağlanamayacağı aşikardı.

İSMAIL KARTAL SIKINTILARI

İsmail Kartal maalesef yine yanlış değişikliklerle maça damgasını vurdu. Fenerbahçe adına sahanın en iyisi Oğuz Aydın’ı çıkararak, yine hayatının en kötü maçlarından birini oynayan Kerem Aktürkoğlu‘nu sahada bırakması seyircinin saçını başını yolmasına neden oldu. Aklıma tabii ki üç yıl önceki Olympiakos faciası geldi. İsmail Kartal’ın Avrupa ve lig maçları arasındaki futbolcu tercihlerinde yaşadığı çelişkiler tereddütler ve aldığı yanlış kararlar maalesef artık göz deliyor. Nasıl insan Ümraniye maçını düşünerek Olympiakos maçını feda edemezse, yıllar sonra şampiyonlar Ligi’nde kazanılacak bir 3 puanı da mesela “şimdi Oğuz Aydın’ı biraz dinlendireyim” gibi düşüncelerle feda edemezsin!

Maçtan sonraki basın toplantısı maalesef bu yıl hep gördüğümüz gibi başarısızdı. Detaylarına inmemeyi tercih ederim. Madem ileriye gidemiyorsun orta sahayı kaybetmişsin bocalıyorsun, bari ne işe yaradığını henüz kimsenin anlamadığı Lukaku’yu alma, Levent veya Bartuğ’yu sahaya sür… o da olamadı. Belki bu hamlelerle Slavia Prag’ın üst üste yağan akınlarından kalesini koruyacak bir formül yaratabilirdi. Umarım Galatasaray maçında mesela Levent’in ortalarının ofansif önemini de hatırlarlar!

TALISCA‘YI INFAZ EDENLER NASIL INTIHAR ETMIŞ OLDULAR!

Tabi mecburen kısaca değineceğim: takımın yıldızı Talisca’yı akılalmaz bir futbol özürlü kararla infaz eden zihniyet, demek bir çok konunun farkında değildi. Asensio’nun sakat olduğunu, henüz düzelmediğini biz biliyorduk, onlar bilmiyordu! Lukaku’nun kilolu formsuz ve uzun süren sakatlık dönemlerinden çıkmış ve hazır olmadığını biz biliyorduk, onlar bilmiyordu. Talisca‘nın Türkiye’ye alıştığını kendisini İstanbul’da ve Fenerbahçe’de suda balık gibi hissettiğini artık kendini bizler kadar Fenerbahçeli gördüğünü ve formunun zirvesine yükseldiğini biz görüyorduk, onlar göremiyordu. Fenerbahçe’nin futbol şubesi daha sezona adım atarken Talisca’yı çıkarıp takıma Lukaku’yu monte etmeye çalışırken intihar etmiş oldu, öncelikle korkunç bir zaman ve ivme kaybetti. İnanın son saniyeye kadar bu affedilmez hatayı durdurmaya çalıştım. Yöneticiler şahidimdir. Hâlâ bir pişmanlık duymadık ağızlarından!

Bugün de takım bu çok bilmişler sayesinde maça esas 10 numarası olmadan çıktı. Her maç gol atan, altın yumurtlayan tavuk sayılan bir yıldızı, adamın gözyaşlarını hiçe sayarak sarı lacivertli renklerden zorla koparan zihniyet, bu futbolcunun Fenerbahçe’yi tek başına şampiyonlar Ligi’ne sokmuş olmasının değerini derhal unutmayı tercih eden bir akıl tutulması, maalesef takımın forvet hattını vasat bir görüntüye esir etti.

GALATASARAY-FENERBAHÇE MAÇI …

Fenerbahçe, Galatasaray’a karşı oynayacağı kritik deplasmandan önce psikolojisini nasıl koruyacak, özgüvenini nasıl kazanacak? Her an var olup olmamak, istifa edip etmemek ve bu pozisyona yükseldiğine pişman olup olmamak arasında bocalayan teknik direktörü, nasıl sükunetini koruyacak ve yaptığı hatalara karşı bir özeleştiri yapmayı başaracak? Yöneticiler nasıl Slavia maçının getirdiği son saniye cerahatinden takımı kurtarabilecek? Bunlar önümüzde duran sorular yığınından yalnız birkaçı! Böylece Fenerbahçe Şampiyonlar Ligi sıralamasında son dakikada yediği akılalmaz sorumsuz golle “biz bu filmi daha önce gördük” dedirtti ve resmen taraftarlarının ruhi dengesiyle oynamış oldu, belki 12 sıra birden geriledi! Tabii kaybedilen puanların Türkiye’nin Avrupa’daki futbol sıralamasını da ne kadar etki yaptığı ortada, yadsınamaz bir gerçek olarak duruyor!

Ama bir tek şeyden emin olabilirsiniz: haftaya pazartesi, Türk futbolunun en büyük iki devinin çok büyük bir çarpışması yaşanacak. Ve her zaman olduğu gibi bunu bütün Türkiye seyredecek! Bunun herkesin beklentisinin ötesinde bir yükselen heyecan kasırgasını şu andan itibaren körükleyeceğinden emin olabilirsiniz. Yeter ki yeni merkez hakem kurulu, bu maçta gerçekten gördüğünü çalacak objektif tarafsız bir hakem ataması yapsın! MHK yönetiminin değişmiş olması Türk futbolu adına büyük bir şans olacak!

Okumaya devam et

Pusholder

Senin gündemin

Okuma seçenekleri

Push AIÖzet

PusholderKaynakta oku
cumhuriyet.com.tr