Ekonomim
Haber akışına dön

Financial Times, Türkiye'deki Fon Krizini İnceledi: Uyarılar Neden Dikkate Alınmadı?

Financial Times, Türkiye'deki Fon Krizini İnceledi: Uyarılar Neden Dikkate Alınmadı?

İngiliz ekonomi gazetesi Financial Times, 455 binden fazla yatırımcıyı etkileyen fon krizinin perde arkasını araştırdı. Gazete, eski MASAK yöneticisinin dikkate alınmadığını söylediği uyarılardan uluslararası piyasalardaki şüpheli işlemlere ilişkin tespitlere kadar pek çok ayrıntıyı gündeme taşıyarak, krizden aylar önce bilinen risklere neden müdahale edilmediğini sorguladı.

İngiliz ekonomi gazetesi Financial Times (FT), Türkiye'de eylül ayında patlak veren ve 131 yatırım fonunun tasfiyesine uzanan krizi kapsamlı bir araştırmaya taşıdı. John Paul Rathbone imzasıyla 4 Kasım'da yayımlanan haberde, yaklaşık 20 milyar dolarlık varlığa sahip fonlarla bağlantılı işlemlerin uzun süre devam etmesi ve düzenleyici kurumlara yapılan uyarıların sonuçsuz kaldığı iddiaları ele alındı.

FT, Türkçedeki "fon" kelimesi ile saadet zincirleri için kullanılan "Ponzi" kavramını birleştirerek krizi "Fonzi" olarak adlandırdı. Gazete, olağanüstü getirilerin nasıl oluştuğunu, hisselerdeki fiyat hareketlerini ve soruşturmaların finans dünyasından üst düzey kamu görevlilerine uzanan boyutunu inceledi.

Haberde belirtilen 20 milyar dolar, yatırımcıların kesinleşmiş toplam zararını değil, tasfiye kapsamına alınan fonların varlık büyüklüğünü ifade ediyor.

İstanbul merkezli danışmanlık şirketi GlobalSource Partners'tan Atilla Yeşilada, FT'ye yaptığı açıklamada, "Yaşananların boyutu uluslararası alanda tam olarak anlaşılmış değil. Bu, Türkiye'de kamuoyunun en önemli gündem maddesi" dedi.

Eski MASAK yöneticisi: Yetkilileri defalarca uyardım

Financial Times'ın araştırmasında öne çıkan açıklamalardan biri, eski Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) Başkan Yardımcısı Ramazan Başak'tan geldi.

Başak, sermaye piyasalarında gerçekleştirilen şüpheli işlemler konusunda yetkilileri defalarca uyardığını ancak bu uyarıların dikkate alınmadığını öne sürdü.

FT'nin aktardığına göre Başak, Tera Grubu'na bağlı bazı yatırım fonlarının olağanüstü getirilerini sorgulamasının ardından nisan ayında "yanıltıcı bilgi yayma" şüphesiyle gözaltına alındı.

Daha sonra serbest bırakılan Başak, hakkındaki suçlamaları reddetti.

Gazete, Başak'ın açıklamalarını, krizin ortaya çıkmasından önce yapılan uyarılara rağmen şüpheli işlemlerin neden devam ettiği sorusu çerçevesinde ele aldı.

FT'nin araştırması, benzer uyarıların yalnızca eski bir kamu görevlisi tarafından değil, siyasi kurumlar ve uluslararası piyasa kuruluşları tarafından da gündeme getirildiğini ortaya koydu.

Meclis'teki uyarının ardından araştırma önergesi reddedildi

Financial Times, krizin aylar öncesinde TBMM'de gündeme getirildiğini hatırlattı.

Milletvekili Ayyüce Türkeş Taş'ın Aralık 2025'te yaptığı konuşmada sermaye piyasalarını "bataklık" olarak nitelendirdiği ve yatırımcıların "havuz işlemleri, kendi kendine alım satım ve manipülasyon" yoluyla zarara uğratıldığını ileri sürdüğü aktarıldı.

Türkeş Taş, yetkililerin bu işlemler karşısında neden harekete geçmediğini sordu. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in de daha önce benzer nitelikte uyarılarda bulunduğunu hatırlattı.

FT'nin incelediği Meclis tutanaklarına göre AK Partili milletvekilleri ise piyasa bozucu faaliyetlerle kararlılıkla mücadele edildiğini savundu. Muhalefetin konuyla ilgili araştırma önergesi reddedildi.

Gazete, Finansal İstikrar Komitesi'nin de Aralık 2025'te şüpheli fiyat hareketlerini görüştüğünü yazdı.

Şimşek ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı'nın da yer aldığı komitenin, bazı portföy yönetim şirketlerinin ekonomik gerçeklerle açıklanamayan fiyat hareketlerine neden olmasından endişe duyduğu belirtildi.

MSCI da uyarmış: İşlemler kamuya açıktı

Financial Times'ın araştırmasına göre şüpheli işlemler uluslararası yatırımcıların da gündemine geldi.

Küresel endeks sağlayıcısı MSCI, haziran ayında Türkiye'deki bazı hisse senetlerinde koordineli alım satım işlemlerinin fiyat oluşumunu bozabileceği uyarısında bulundu.

FT'ye konuşan kripto varlık analiz platformu Coinradar'ın kurucu ortağı Cenk Gültekin, işlemlerin önemli bölümünün gizli yürütülmediğini söyledi.

Gültekin, "Beni şaşırtan, bu usulsüz işlemlerin düzenleyici kurumların ekranlarında saklı olmaması. Büyük bölümü kamuya açıktı" dedi.

Şüpheli işlemlere ilişkin işaretlerin mevcut olduğunu belirten Gültekin, bunların daha erken bir müdahaleyi tetiklemediğini ifade etti.

FT, Meclis'teki tartışmalar, Finansal İstikrar Komitesi'nin değerlendirmeleri, Başak'ın uyarıları ve MSCI'ın açıklaması üzerinden, risklerin önceden bilinmesine rağmen krizin neden engellenemediğini sorguladı.

Yüzde 4 bin 233 getiri nasıl oluştu?

Gazete, soruşturmaların merkezindeki kuruluşlardan Tera Grubu ve kurucusu Emre Tezmen'e geniş yer ayırdı.

FT'nin incelediği şirket sunumlarına göre Tera'nın TLY kodlu fonu, 2025 yılında yüzde 4 bin 233 getiri sağladı. Aynı dönemde Borsa İstanbul'un getirisi yüzde 13 düzeyinde kaldı.

Araştırmada, bu olağanüstü performansın arkasındaki işlemlerin nasıl gerçekleştiği de anlatıldı.

FT'ye göre bazı yatırım fonları, birbirleriyle bağlantılı şirketlerin hisselerinde yoğun pozisyonlar oluşturdu. Bu alımlar hisse fiyatlarını yükseltirken fiyat artışları fonların net varlık değerlerine ve açıklanan getirilerine yansıdı.

Yüksek getiriler yeni yatırımcıları fonlara çekti. Fonlara giren kaynakların aynı veya bağlantılı şirketlerin hisselerinde yeniden kullanılması, yükselişi besleyen bir döngü oluşturdu.

Analistler, bazı şirket tahvili ihraçlarının da hisse alımlarını finanse etmek veya yatırımcılara nakit sağlamak için kullanıldığını belirtti.

FT, soruşturma konusu işlemlerin finans tarihinde "pump and dump" olarak bilinen, hisse fiyatlarının yapay biçimde yükseltilmesinin ardından satış yapılmasına dayanan manipülasyon yöntemlerini hatırlattığını yazdı.

Özata Denizcilik'te beş ayda yüzde 1600 yükseliş

Financial Times, fonlardaki işlemleri Özata Denizcilik hisselerinin fiyat hareketleri üzerinden örneklendirdi.

2024 yılında yaklaşık 200 milyon dolar piyasa değeriyle halka açılan şirketin hisselerinin beşte birinden azı halka açık durumdaydı.

FT'nin aktardığına göre Tera fonları, nisan ayında yaklaşık 281 liradan Özata Denizcilik hissesi toplamaya başladı.

Ağustos ayı sonunda fonların, şirketin piyasada işlem gören paylarının yaklaşık yüzde 96'sını aldığı belirtildi.

Hisse fiyatı eylül ortasında yaklaşık 5 bin liraya ulaşırken, beş aylık artış yüzde 1600 oldu.

Ancak fon krizinin ardından fiyatlarda sert düşüş yaşandı. Gazete, haberin yayımlandığı dönemde Özata Denizcilik hisselerinin 170 lira seviyesinde işlem gördüğünü aktardı.

Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), hisselerde manipülasyon yapıldığı şüphesiyle Emre Tezmen'in de aralarında bulunduğu 11 kişi hakkında suç duyurusunda bulundu.

Tutuklanan Tezmen, hakkındaki suçlamaları reddetti.

6 milyon lirasını yatıran yatırımcı: Denetlendiği için güvendim

FT, fonlara yatırım yapan bireysel yatırımcıların yaşadıklarını da araştırmasına taşıdı.

Yaklaşık 6 milyon liralık birikimini söz konusu fonlardan birine yatıran Alican Mordalga, yatırım kararında fonların denetime tabi olmasının etkili olduğunu söyledi.

Mordalga, "Fonlar denetleniyordu. Yeraltında yürütülen faaliyetler değildi. Diğer ülkelerde insanların yaptığı gibi ben de buna güvenerek yatırım yaptım" dedi.

Böyle bir gelişmenin yaşanabileceğini kimsenin düşünmediğini belirten Mordalga, fonların yasal ve denetlenen kuruluşlar tarafından yönetilmesinin yatırımcılar açısından güven unsuru olduğunu anlattı.

Krizin fitilini yatırımcıların çıkış talepleri ateşledi

FT'nin araştırmasına göre hisselerin fiili dolaşımına ilişkin düzenlemelerde ağustos sonunda yapılan değişiklik, fonlardaki yükseliş döngüsünün tersine dönmesinde etkili oldu.

Pusula Portföy, 15 Eylül'de bazı fonlarında yatırımcıların geri alım taleplerinin karşılanamadığını açıkladı.

Bunun ardından diğer yatırımcıların da fonlardan çıkmak istemesi satış baskısını artırdı. Likidite sorunları yayıldı ve piyasalarda sert değer kayıpları yaşandı.

Ekonomist Kerim Rota, FT'ye yaptığı açıklamada, "Hiçbir Ponzi kendi kendine ölmez. Ya düzenleyiciler ya da yatırımcılar sonunu getirir. Bizim örneğimizde bunu yatırımcılar yaptı" dedi.

17 Eylül'de Finansal İstikrar Komitesi'nin koordinasyonuyla acil önlemler alındı. Toplam 20 milyar dolarlık varlığı bulunan 131 fonun tasfiyesi kararlaştırılırken zorunlu satışları sınırlamak amacıyla Türk lirası likiditesi artırıldı.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, sorunlu alanın "karantinaya alındığını" ve fonların sektörün yaklaşık yüzde 10'unu oluşturduğunu belirterek sistemik risk bulunmadığını söyledi.

FT, üst düzey isimlere ilişkin iddiaları da inceledi

Financial Times, soruşturmanın yalnızca portföy yönetim şirketleriyle sınırlı kalmadığını aktardı.

Gazeteye göre 400'den fazla kişi hakkında adli işlem yürütülürken 100'ü aşkın kişi tutuklandı.

Tutuklananlar arasında Borsa İstanbul'un eski başkanı, eski bir Cumhurbaşkanlığı danışmanı, eski bir Merkez Bankası başkan yardımcısı, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) nezdinde görev yapmış eski bir büyükelçi ve Türkiye Sigorta'nın eski üst düzey yöneticilerinin bulunduğu belirtildi.

FT, AK Parti Genel Başkan Yardımcılığı görevinden istifa eden Fatma Betül Sayan Kaya ve eşinin, Özata Denizcilik'teki toplam 400 bin hisseyi sert düşüşten önce sattığını yazdı.

Kaya, hisse işlemlerinden elde ettiği 2 milyar lirayı aşan kazancı gönüllü olarak iade ettiğini açıklarken, içeriden bilgi aldığı veya hukuka aykırı işlem gerçekleştirdiği iddialarını reddetti.

Özata Denizcilik de yönetim kurulu başkanı dahil üç yöneticisinin tutuklanmasının suçluluk anlamına gelmediğini, hukuki yollara başvuracağını ve şirket faaliyetlerinin etkilenmediğini bildirdi.

FT: Krizin en büyük kaybı güven olabilir

Financial Times, fon krizini Türkiye'nin yatırım ortamı açısından da değerlendirdi.

Gazeteye göre son iki ayda borsa yaklaşık üçte bir değer kaybederken piyasa değerindeki gerileme 100 milyar dolar civarında gerçekleşti. Şirket tahvili piyasasında da baskı oluştu.

Bürümcekçi Research'ün tahminlerine göre net döviz rezervleri, krizin başlangıcından bu yana 30 milyar dolardan fazla azalarak 38 milyar dolara geriledi.

FT, bu gelişmeleri doğrudan fon krizinden kaynaklanan zararlar olarak değil, aynı dönemde Türkiye ekonomisinin karşı karşıya bulunduğu finansal koşullar kapsamında ele aldı.

Danışmanlık şirketi Consello'nun jeopolitik risk birimi yöneticisi Wolfango Piccoli, yaşananların yalnızca birkaç kişinin eylemleriyle açıklanamayacağını savundu.

Piccoli, "Fon krizi sistemdeki bir arıza değil. Birkaç çürük elma meselesi de değil. Sistem aslında böyle işliyor" dedi.

Düzenleyici kurumların zaman içinde zayıfladığını ileri süren Piccoli, krizin kurumsal sorunların sonucu olduğunu öne sürdü.

FT, kapsamlı bir düzenleyici reformun finans piyasalarına duyulan güveni yeniden sağlayabileceğini ancak yüz binlerce yatırımcı açısından güven kaybının kalıcı sonuçlar doğurabileceğini belirtti.

Birikimlerini fonlara yatıran Alican Mordalga, "Türk borsasına bir daha güvenip güvenemeyeceğimi bilmiyorum" dedi.

Financial Times, araştırmasını Ayyüce Türkeş Taş'ın krizden yaklaşık 10 ay önce TBMM'de yönelttiği soruları hatırlatarak tamamladı:

"Yetkililer bu bilgilere sahipse neden zamanında harekete geçmediler? Bu, suça ortak olmak, bir suçu örtbas etmek değil mi?"

Okumaya devam et

Pusholder

Senin gündemin

Okuma seçenekleri

Push AIÖzet

PusholderKaynakta oku
ekonomim.com