Hürriyet
Haber akışına dön

Fon Krizi Üzerinden Sigortacılığa Algı Operasyonu

Fon Krizi Üzerinden Sigortacılığa Algı Operasyonu

Bir süredir bazı kesimler tarafından sigorta sektörüne yönelik algı ve karalama kampanyaları yürütülüyor. Bazı şirketlere tedbirler uygulandığından üç sigorta şirketinin iflas ettiğine kadar mesnetsiz iddialar ortalarda dolaşıyor. Kimler, neden sigortacılığı hedef alıyor, amaçları ne?

Bir süredir, özellikle de fon krizi sonrası, bazı kesimler tarafından sigorta sektörüne yönelik algı ve karalama kampanyaları yürütülüyor ki, bu kesimlerin arasında bazı siyasetçiler de var. Daha doğrusu, krizin içine sigortacılık da çekilmeye çalışılıyor. Neler söylenmiyor ki... Sigorta sektörünün de fon işine bulaştığından bazı sigorta şirketlerine tedbirler uygulandığına, sermaye piyasalarında yaşanan gelişmelerden ötürü bireysel emeklilik sisteminden kitlesel çıkışlar olduğuna kadar mesnetsiz iddialar ortalarda dolaşıyor.

Öyle ki, bir buçuk yıl önce Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (SEDDK) tarafından, kötü yönetim ve mali zafiyet nedeniyle faaliyeti durdurulan ve yöneticilerinin tutuklandığı Acn Turk Sigorta hakkında devam eden iflas davası, kamuoyuna ‘sigortacılıkta deprem’ diye lanse ediliyor. Daha komikleri de var. İstanbul’da yaşanan sel felaketi nedeniyle üç sigorta şirketinin iflas ettiği haberleri bile dolaşmaya başladı.

SUNİ KRİZ YARATILIYOR

İşin kötü tarafı bu tür iftira ve yalan söylemler, sosyal medyada yayıldıkça yayılıyor. Birileri de buna itibar edip, durumdan vazife çıkarıyorlar. Birkaç gün önce, bilindik bir hastane zinciri, bu dedikodulardan ötürü bazı sigorta şirketlerine, “Teminat mektubu vermezseniz, sigortalılarınıza bakmayız” diyerek, çalışmayı durdurmaya kadar işi götürdü. Hastane yönetimi bilmiyor mu, gelirlerinin yüzde 75’inin özel sağlık sigortasından geldiğini? Önümüzdeki yazılarımda bu konuya detaylı değinip, hangi hastaneler olduğunu anlatacağım. Bu yalanları üretip, servis edenlerin yapmak istediği tam da bu. Suni kriz yaratmak.

İşin doğrusunu anlatayım. Önceki yazılarımda da yazdım, özet geçeyim. Fon krizine bulaşan şirketler sigorta sektörüne de girmek istediler ancak SEDDK buna izin vermedi. Mesela Tera Grubu, Doğa Sigorta’yı almak istedi, SEDDK’dan onay çıkmadı. Geçen hafta Doğa Sigorta’ya mahkeme kararı ile TMSF kayyım olarak atandı. Şirketin sahibinin fon soruşturmasından dolayı mal varlığına el konduğu için TMSF devreye girdi. Yani ortada sigortacılık faaliyetiyle ilgili bir sorun yok. Doğa Sigorta faaliyetine devam ediyor, poliçe kesiyor, hasar ödüyor.

TÜRKİYE SİGORTA OLAYI

Bir de Türkiye Sigorta var. Genel Müdürü, fon soruşturmasından dolayı istifa etti, gözaltına alındı, hakkında soruşturma sürüyor. Türkiye Sigorta Grubu (Türkiye Sigorta, Türkiye Hayat ve Emeklilik) deyince; sigorta pazarında yüzde 15’e yakın, hayat sigortalarında yüzde 17’ye yakın, emeklilikte ise toplam bireysel emeklilik katılımcılarının yüzde 25’ine sahip koca koca şirketlerden bahsediyoruz. Yüzlerce çalışanı, binlerce acentesi bir o kadar banka şubesi olan, sermayeleri güçlü şirketlerden bahsediyoruz. Bu şirketler dün olduğu gibi bugün de poliçe satıyor, bireysel emeklilik sözleşmesi yapıyor, hasar ödüyor. Yeni yöneticiler gelir, şirket yoluna devam eder; hiçbir sorun yaşanmaz. Diyeceğim o ki, şirket yönetimindeki sorunla sigortacılık faaliyetini eş tutup, yaşananları da genel sigortacılığa şamil etmenin kimseye bir faydası yok, anlamı da yok.

ÜÇ ŞİRKET İFLAS ETTİ KOMEDİSİ

Sigortada depremden bahsedilecekse pazar payı yüksek şirketin mali bünye zafiyetine düşmesi, hasar ödeyemiyor, yükümlülüklerini yerine getiremiyor olması gerekiyor. Böyle bir durum var mı? Yok. Kaldı ki, buna da SEDDK zaten izin vermez. İstanbul’daki selden sonra üç şirketin iflas ettiği komedisini mevzubahis bile etmiyorum. SEDDK Başkanı Davut Menteş de geçen günlerde açıkladı; mali bünye sorunu ve sermaye yeterlilik zafiyeti yaşayan şirket olmadığını açık açık söyledi. Şunu da belirteyim; eğer adı geçen bu fon şirketleri sigortacılığa girseydi biz o zaman sigortada krizi, depremi görürdük.

İFTİRALARLA SUÇ İŞLENİYOR

Bilmeyenler ya da bilmek istemeyenler için şu tespiti de yapayım. Sigortacılık, bankacılıktan sonra finans sektörünün ikinci büyük oyuncusu. Dünyanın sigorta devleri burada. Yerli holdinglerin, bankaların iştirakleri bu pazarda. Sektörün ekonomiye katkısı 3.6 trilyon lira ve bu büyüklükle Türkiye’nin en büyük kurumsal yatırımcısı konumunda. Daha da önemlisi sigortacıların verdiği teminat tutarı, yani sanayi tesislerinden konutlara, işyerlerinden araçlara kadar sağlanan sigorta teminatı 1.8 katrilyon lira. Bu da GSYİH’nın 24.8 katı anlamına geliyor. Bu teminat verilmezse ekonomi yürümez. Hani koca koca otoyol projeleri, köprü projelerinden bahsediyoruz ya; bunlara krediler bulunsa bile sigorta olmazsa hiçbiri yapılamaz. Bunları niye anlattım? Sigortacılık; üzerinden algı yaratılacak, yalanlarla karalanacak, iftira atılacak bir alan değil. Ayrıca suçtur da.

Okumaya devam et

Pusholder

Senin gündemin

Okuma seçenekleri

Push AIÖzet

PusholderKaynakta oku
hurriyet.com.tr