Etki Can BOLATCAN
Gazeteciler Ankara’da Yürüdü: “Habere Özgürlük!”

Basın meslek örgütlerinin “Sansüre hayır, habere özgürlük” çağrısıyla gazeteciler, avukatlar sendikalar, siyasi partiler ve yurttaşlar Ankara’da bir araya geldi. İktidarın medyaya yönelik baskı politikalarına karşı Ankara Kolej Kavşağı’nda toplanan binlerce yurttaş Sakarya Caddesi’ne yürüdü. Yürüyüşte bir senede ikinci kez tutuklanan BirGün Gazetesi muhabiri İsmail Arı için hazırlanan dövizler ve pankartlar da açıldı.
Yürüyüşe Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB), Türkiye Barolar Birliği, Ankara Barosu, Türk Tabipleri Birliği, Ankara Tabip Odası, Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), Eğitim Sen, Ankara Üniversitesi iletişim Fakültesi Öğrencileri, SOL Parti, Öğrenci Birliği, Halkevleri, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), YENİ Parti, DEM Parti, İYİ Parti, Saadet Partisi, Emek Partisi, Türkiye Komünist Partisi (TKP) ve Türkiye İşçi Partisi (TİP) katıldı.
Çağdaş Gazeteciler Derneği Genel Başkanı Kıvanç El, açıklamaya destek veren 10 Ekim Gar Katliamı'nda, Çorlu tren faciasında, Hendek havai fişek patlamasında, 6 Şubat depremlerinde, İliç maden faciasında, Gayrettepe gece kulübü yangınında, Kartalkaya otel yangınında, Dilova Parfüm Fabrikası yangınında hayatını kaybedenlerin aileleri ve yakınlarına teşekkür ederek, “Bugüne kadar biz onların sesi olduk, bugün onlar bizim için ses yükseltiyor” dedi.
Yürüyüşün ardından BirGün Gazetesi Ankara Temsilcisi Nurcan Bilge Gökdemir’in okuduğu açıklamada, “Bizler, halkın haber alma hakkını savunan, gerçeğin peşinde koşan gazetecileri temsil eden basın meslek örgütleri olarak ilan ediyoruz. Artık yeter, nefes alamıyoruz” denildi.
"BU ÜLKEDE BASIN ÖZGÜRLÜĞÜNDEN SÖZ EDİLEMEZ"
Gazetecilerin sansüre, baskıya ve cezalandırmalara karşı sessiz kalmayacağı söylenen açıklamada, “Televizyon kanallarına kayyım atanan, haber siteleri erişime engellenen, habercileri tutuklanan, gazetecilerin adeta bir köle düzeninde çalıştırılıp sosyal haklarının tırpanlandığı bir ülkede basın özgürlüğünden söz edilemez” ifadeleri kullanıldı.
Her gün bir basın kuruluşunun ve basın emekçisinin hedef haline getirildiğini belirten Nurcan Bilge Gökdemir, “Gazetecilik halktan yanadır. İşçinin hakkı gasp edilirken, emekçinin direnişi bastırılırken, kadınlar şiddete uğrarken, gençler geleceksizliğe mahkum edilirken, yoksulluk büyürken ve kamu kaynakları sermayeye aktarılırken bunları görünür kılmak gazeteciliğin kamusal sorumluluğudur. Gazeteci, halkın bilmesi gerekeni açığa çıkarmakla yükümlüdür, iktidarın bilinmesini istemediğini gizlemekle değil” şeklinde konuştu.
Açıklamada son iki yıl içinde Flash Haber TV, Ekotürk TV, Habertürk grubu, TELE1 ve Halk TV’ye kayyım atanması; JINNEWS, Mezopotamya Haber Ajansı, KAOS GL ve T24’ün haber sitelerinin erişime engellenmesi; Evrensel, Kısa Dalga, SolHaber, Yeni Yaşam Gazetesi, bianet.org gibi haber sitelerinin sosyal medya hesaplarına erişim engeli getirilmesi eleştirildi.
Açıklamada demokrasi, ifade ve basın özgürlüğünün toplumun ana damarları olduğu belirtilirken “Gazetecilik, yalnızca kendi başına gelene itiraz etmek değildir. Gazetecilik, kendisiyle aynı düşünmeyen gazetecinin de haber yapma hakkını savunabilmektir. Bir gazetecinin susturulmasına sessiz kalmak, sıranın bir gün kendisine geleceğini unutmak demektir” ifadeleri kaydedildi.
"HABERİN ÜZERİNDEKİ YARGI SOPASI GERİ ÇEKİLSİN"
Açıklamanın sonunda tüm gazetecilere ve yurttaşlara mücadele çağrısı yapılırken basın meslek örgütlerinin talepleri de şu şekilde sıralandı:
“-Tutuklu meslektaşlarımızı serbest bırakın-Haberin üzerindeki yargı sopasını geri çekin-Medyada Kayyım uygulamalarına son verin-Hukuksuz erişim uygulamaları sonlandırın-Kamu reklam ve ilanlarının adil ve eşit dağıtın-Anayasamız ile güvence altına alınmış olan basın özgürlüğünü ortadan kaldıran saldırılardan vazgeçin”
İSMAİL ARI: “SONUNA KADAR GAZETECİLİK”
Açıklamanın ardından tutuklu BirGün Gazetesi muhabiri İsmail Arı’nın cezaevinden gönderdiği mektup okundu. İsmail Arı, gönderdiği mektupta şu ifadeleri kullandı:
“Aynı yıl, aynı adliyede aynı suç iddiası ile ikinci kez tutuklanan gazeteci olarak basın tarihine geçeceğimi tahmin ediyorum. Yine beni tutukladıkları suç maddesinin yatarı yok. Sadece gazetecilik yaptığım için boşu boşuna cezaevinde tutuluyorum ve hayatımdan günler çalınıyor. Birçok meslektaşım içeride. Tüm gazetecileri de tutuklasanız bu halkın yüzü gülmeyecek. Sonuna kadar gazeteciliği savunacağız. Artık elinizi üzerimizden çekin, Anayasaya uyun ve bırakın işimizi yapalım. Sonuna kadar gazetecilik.”




