Ülkede basına dönük baskı politikası sürüyor. Gerçekleri yazan gazeteciler soruşturmalarla baskı altına alınmaya çalışılırken, kalemini bükmeyen gazeteciler hapsediliyor. Son bir yılda en az 22 gazeteci tutuklandı.
Gazeteciler Susmayacak

T24’ün internet sitesine erişim engeli getirilirken, yüzlerce sosyal medya hesabı bir bir erişime engellendi. TELE1’in ardından kayyum atanan bir diğer adres Halk TV oldu. Son olarak soruşturması ve haber takibi aylar öncesinden başlayan gazeteci Murat Ağırel, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Sarıgül ailesi ve kara para aklama iddialarına ilişkin yürüttüğü dosya kapsamında ev hapsindeyken gözaltına alındı. Çıkarıldığı mahkemece tutuklanan Ağırel’e yöneltilen iddiaların arka planı ise ‘yapılmayan’ haber.
Ağırel’in arkadaşı ve BirGün yazarı Timur Soykan, tutuklama kararına ilişkin yaptığı açıklamada sürecin vahametini gözler önüne serdi. Soykan, S.Ç. isimli bir kişinin Ağırel’e ulaşarak çeşitli iddialarda bulunduğunu, Ağırel’in ise iddiaların peşine düşüp belgeleri incelediğini ve Sarıgül ailesinin avukatlarıyla dahi görüştüğünü belirtti. Yapılan araştırmada eldeki verilerin yetersiz görülmesi üzerine Ağırel’in haberi yayımlamayarak beklemeye aldığını vurgulayan Soykan, bir gazetecinin teyit edemediği haberi yayımlamadığı için iftiraya uğrayarak tutuklandığına dikkat çekti.
Sarıgül Ailesi’ne yönelik soruşturma nedeniyle yazmadığı haber nedeniyle suçlanan ve önceki gün tutuklanan Ağırel Emniyet ifadesinde “Neden burada olduğumu hâlâ anlamış değilim. En fazla bu soruşturmada bilgisine başvurulan kişi olmam gerekirken ayağımda elektronik kelepçe bulunmasına rağmen evim sabah saat 06.00’da polisler tarafından basıldı.”
‘YAPMADIĞI HABER NEDENİYLE TUTUKLANDI’
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu da Ağırel’in tutuklanmasına ilişkin açıklama yaptı. Açıklamada şu görüşlere yer verildi: “Kamu yararını ilgilendiren konularda yaptığı haberler nedeniyle kendisi ve ailesi düzenli olarak tehdit edilmekte, hedef gösterilmektedir. Sık sık gözaltına alınarak sindirilmeye çalışılmaktadır. Meslektaşımız, Sarıgül ailesine yönelik soruşturmayla ilgili kendisine ulaşan belgeleri yeterli görmediği için haber yapmadığını belirtmiştir. Ne yazık ki kendi ifadesiyle ‘yapmadığı bir haber nedeniyle tutuklanmıştır’. Gazetecilerin gözaltı ve tutuklama uygulamalarıyla baskı altına alınması, yalnızca basın özgürlüğünü değil, halkın haber alma hakkını da engellemektedir. Basın özgürlüğü olmadan demokrasiden, hesap verebilirlikten ve halkın gerçekleri öğrenme hakkından söz edilemez.”
TUTUKLAMALAR VE GÖZALTILAR SÜRÜYOR
İktidarın medyayı tek tipleştirme çabasıyla son dönemde peş peşe tutuklamalar yaşandı. Çok sayıda gazeteci hakkında ev hapsi, adli kontrol ve cezaevi kararları verilirken cezaevindeki gazeteci sayısı tırmanışa geçti. Gazeteciler haklarında kesinleşmiş mahkûmiyet bulunmamasına rağmen jet hızıyla cezaevine gönderilirken, gözaltı ve tutuklama dalgasıyla gazetecilik faaliyeti fiilen engellenmek isteniyor.
BİRGÜN MUHABİRİ İSMAİL ARI GÖZALTINA ALINDI
BirGün muhabiri İsmail Arı eski RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin’in şikâyeti üzerine "halkı yanıltıcı bilgiyi yaydığı" suçlamasıyla dün gözaltına alındı. Arı dün Ankara Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şube Müdürlüğü’ne ifade için davet edildi. İfade için Emniyet’e giden Arı burada gözaltına alındı. Arı, 21 Mart 2026’da ‘‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçlamasıyla gözaltına alınmıştı. Arı, 23 Mart 2026’da aynı suçlamayla tutuklanmıştı. 75 gün cezaevinde tutulan Arı, ilk duruşmada serbest bırakılmıştı.
YARGILAMALAR SÜRÜYOR
Gazetecilerin yargılandığı davalar dün de devam etti. BirGün gazetesi muhabiri İsmail Arı ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Yaşar Gökdemir'in, “Kuzey Kıbrıs’ta MHP'li vekilin talimatıyla ‘veriler silindi’ iddiası” haberi nedeniyle ‘‘iftira’’ suçlamasıyla yargılandığı davanın üçüncü duruşması dün görüldü. Duruşma 28 Nisan 2026’ya ertelendi.
MLSA’nın haberine göre MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin şikâyeti üzerine gazeteciler Gözde Şeker ve İbrahim Kahveci hakkında açılan davanın ilk duruşması da görüldü. Duruşma 4 Kasım'a ertelendi.
MLSA’nın raporuna göre diğer davalar şöyle:
Gazeteci Fatoş Erdoğan ve 19 kişinin, “suç işlemeye alenen tahrik” suçlamasıyla yargılandığı davanın duruşması bugün saat 09.30’da İstanbul 9. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülecek.
Gazeteci Rüstem Batum’un, “Cumhurbaşkanı’na hakaret” suçlamasıyla yargılandığı davanın duruşması bugün saat 10.25’te İstanbul 76. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülecek.
HALK TV ÖNÜNDE MİTİNG GAZETECİLER İÇİN EYLEM
Halk TV’ye kayyum atanmasına yönelik tepkiler de sürüyor. Halk TV emekçileri kayyumla çalışmayı kabul etmeyip istifa ederken, muhalefet ve kitle örgütleri harekete geçti. Bu akşam İstanbul’da bulunan Halk TV binası önünde kitle mitingi gerçekleştirileceği duyuruldu. Yapılan çağrılarda, sansür ve baskı politikalarına karşı tüm yurttaşlar dayanışmaya davet edildi. YENİ Parti Lideri Özgür Özel de, basın meslek örgütlerinin eylemine destek çağrısı yaptı. Özel, “19.00’da Halk TV’nin önünde bütün Halk TV izleyicileriyle birlikte destek olmaya, mücadele yapmaya, Halk TV’nin hakkını halk için savunmaya gidiyoruz. Tüm YENİ Partilileri, bütün demokratları Halk TV’ye, cumartesi günü de 14 şehirdeki basın meslek örgütlerinin eylemlerine davet ediyorum” dedi.
Gazetecilerin tutuklanması ve medya kuruluşlarına yönelik baskılar üzerine basın meslek örgütleri ortak hareket etme kararı aldı. Basın meslek örgütleri, 24 Ekim 2026 Cumartesi günü ülkenin dört bir yanında eş zamanlı eylemler gerçekleştireceğini duyurdu. Açıklamalarda, gazetecilik yapmanın ve haber araştırmanın suç sayılamayacağı vurgulanarak, tüm basın emekçileri ve yurttaşlar cumartesi günü düzenlenecek eş zamanlı eylemlere katılmaya çağrıldı.
Öte yandan SOL Parti, “Basın meslek örgütlerinin çağrısını her yerde büyütüyoruz. Halkın haber alma hakkına sahip çıkmak; halkın ve haklının sesinin susmayacağını göstermek için gazetecilerle omuz omuzayız!” paylaşımı yaptı.
Basın açıklamalarının yapılacağı iller şöyle oldu:
•İstanbul
•Ankara
•İzmir
•Eskişehir
•Antalya
•Adana
•Kocaeli
•Van
•Diyarbakır
HABER ALMA HAKKINA SALDIRIDIR
Halk TV’ye kayyum atanmasına karşın yayının sürmesi için mücadele ettiklerini belirten Gazeteci Gözde Şeker ise “Burada Anayasa’ya aykırı bir yayın durdurma kararı var. Haber alma hakkımız engelleniyor” dedi. YouTube üzerinden yayınlara devam ettiklerini belirten Şeker, “Desteğimi, yayının devam etmesi için yayınları sürdürerek gösteriyorum. Herkesin de yapabileceği bir şey olduğuna inanıyorum. Herkesin durup ‘Ben ne yapabilirdim ama ne yapmadım’ diye düşünmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.
GERÇEKLERİ YAZMAYI ASLA BIRAKMAYACAĞIZ
BirGün TV Yayın Koordinatörü Emre Yıldırım ise gazetecilerin artık her gün “Bugün sıra hangimizde?” tedirginliğiyle güne başladığına dikkat çekti. Yıldırım, “BirGün TV’ye ve Timur Soykan’a açılan tazminat davası, T24’e erişim engeli, Halk TV’ye kayyum atanması, Bahadır Özgür’ün gözaltına alınması, Murat Ağırel’in tutuklanması… Birkaç gün içinde yaşananlar, basın üzerindeki kuşatmanın ulaştığı boyutu açıkça gösteriyor” dedi. “Bir gazetecinin “yapmadığı haber” nedeniyle bile tutuklandığı bir ortamda hedef alınan, bütün toplumun haber alma hakkıdır” diye konuşan Yıldırım, gazetecilere susmaları yurttaşlara ise kendilerine anlatılanla yetinmelerinin dayatıldığını belirtti. Yıldırım şöyle konuştu: “Mesleğimizin ve meslektaşlarımızın hedef alınmasına sessiz kalmayacağız. Davalarla, gözaltılarla, tutuklamalarla yaratılmak istenen korkunun haberlerimizi belirlemesine izin vermeyeceğiz. Sorulmasını istemedikleri soruları sormaya, üzerini örtmeye çalıştıkları gerçeklerin peşine düşmeye devam edeceğiz. Bu ülkenin insanları gerçeği bilmeyi hak ediyor. Biz de o gerçeği aramaktan, bulmaktan ve halkla paylaşmaktan vazgeçmeyeceğiz.”
TUTUKLAMALAR BASINA VERİLEN BİR MESAJ
Onlar TV Programcısı Şule Aydın, tutuklama kararının tüm gazetecilere verilmiş bir mesaj olduğunu vurguladı. Aydın, “Bir gazeteciye ulaşan bilgiyi araştırması, taraflarına sorması, doğruluğunu teyit etmeye çalışması gazeteciliğin en temel gereğidir. Bunu yapmayacaksa gazeteci ne yapacak?” diye sordu. Ağırel’in yapmadığı bir haberden dolayı tutuklandığına dikkat çeken Aydın, “Bundan sonra bir gazeteci eline gelen belgeyi araştırırken, bir kaynağıyla görüşürken, birine soru sorarken önce başına ne geleceğini mi düşünecek? Gazetecilerin yalnızca yazdıklarından değil, yazabileceklerinden de korkulmaya başlandı. Mesele artık yalnızca ne yazdığınız değil, neyin peşine düştüğünüz” dedi.
Cumartesi günü basın meslek örgütlerinin yapacağı ortak açıklamaya değinen Aydın, “Bu sözlerime belki kızacaklar ama bir yandan da geç kalındığını düşünüyorum. Bunu da açıkça söylemek lazım. Bu mesleğin sınırları her geçen gün biraz daha daraltılırken buna ne kadar güçlü itiraz edebildik? Cumartesi günü omuz omuza olmayı bu yüzden önemsiyorum. Ama bunun yalnızca bir günlük bir tepki olarak kalmaması gerekiyor. Bugün Murat için, yarın bir başka arkadaşımız için yeniden bir araya gelmek zorunda kalıyorsak ortada hepimizin düşünmesi gereken bir sorun var. Artık yalnızca olanlara itiraz etmenin değil, neden bu kadar ileri gidilebildiğini de kendimize sormanın zamanı” ifadelerini kullandı.



