Anatolian Lab projesinde yapay zeka kullanarak türküleri rock parçalarına dönüştüren Volkan Altuntaş, “Geleneksel kayıt biçimine mesafeli duran gençler, bas gitarı, klavyeyi ve ritmi duyduklarında türküleri dinlemeye devam edebiliyor” dedi.
Gençler Yapay Zekayla Türküleri Sevdi

Yapay zekâyla müzik üretmeye nasıl başladınız?
Edebiyat, şiir ve görsel sanatlarla uzun zamandır ilgileniyordum. Şiirin ritmi ve kelimelerin sesi benim için önemliydi ancak kafamdaki fikirleri müziğe dönüştüremiyordum. Yapay zekâ burada yeni bir imkân açtı. İsmet Özel’in “Jazz” şiirini kullanarak yaptığım ilk denemelerde kayıt kusursuz değildi ama sözleri söyleyen vokal ile uyumlu bir enstrümantal yapı ortaya çıkmıştı. Önce o imkânı keşfettim; Anatolian Lab gibi daha belirgin projeler sonradan gelişti.
Anatolian Lab oluşumunun temelinde Anadolu müziğini teknolojiyle buluşturmak mı vardı, yoksa yapay zekânın müzik üretme kapasitesini keşfetme fikri mi?
Anatolian Lab ilk projem değildi. Öncesinde şiirleri müzikleştirdiğim çalışmalarım, bir de Zaruret Records altında kurduğum kurgusal sanatçı dünyaları vardı. Yaklaşık bir yıl farklı denemeler yaptıktan sonra sevdiğim türküleri ve eski halk şiirlerini 70’lerin Anadolu rock sound’uyla buluşturma fikri gelişti. Gesi Bağları, Kara Tren ve Haydar Haydar gibi eserlerle başladım. Amacım başlangıçta kendi zevkime göre bir arşiv oluşturmaktı. Kanalın bu kadar büyüyeceğini düşünmemiştim. Anatolian Lab, farklı sesleri, dönemleri ve vokalleri denediğim bir müzik laboratuvarı olarak gelişti.
BAS GİTARLA TÜRKÜLERİ DİNLİYORLAR
Bu çalışmaların gençlerin türkülere ilgisini artırdığını düşünüyor musunuz?
Bunu görmek çok kıymetli. Geleneksel kayıt biçimine mesafeli duran gençler, bas gitarı, klavyeyi ve ritmi duyduklarında türküleri dinlemeye devam edebiliyor. Ardından sözleri öğrenip söylemeye başlıyorlar. Böylece eserler yeniden hafızalara giriyor. Üstelik bu ilgi yalnızca gençlerle sınırlı değil; eski eserlerde kendi hatıralarını bulanlarla yeni sesler keşfetmek isteyenler aynı yerde buluşuyor.
Peki, yapay zekâya bir Anadolu müziği karakteri kazandırmak mümkün mü?
Kendi çalışmalarımda bunun mümkün olduğunu görüyorum. Ancak yalnızca “Anadolu müziği yap” demek yeterli değil. Enstrümanları, aranje yapısını, vokalin rengini, ritmi ve atmosferi ayrıntılı biçimde tarif etmek gerekiyor. Bazen tek bir şarkının istediğim noktaya gelmesi için yüzlerce deneme yapıyorum. Bu süreç beni de eğitti. Başlarken teknik müzik bilgimle kültürel birikimim aynı seviyede değildi. Enstrümanları, makamları, akorları, mix ve mastering konularını çalışırken, okuyarak ve deneyerek öğrendim. Araç gelişirken onu kullanan kişinin kulağının ve bilgisinin de gelişmesi gerekiyor.
ESTETİK KARARLAR ÖNEM KAZANACAK
Yapay zekâ müzisyenin rolünü nasıl değiştirecek?
Bence vizyon, birikim ve estetik kararlar daha fazla önem kazanacak. Araç size pek çok seçenek sunuyor ama ne aradığınızı bilmeniz ve ortaya çıkan sonucu değerlendirebilmeniz gerekiyor. Burada tehlikeli bulduğum bir kolaylık var: Bir şeyi yapay zekâya yaptırabilmek, o şeyi öğrenmiş olduğunuz anlamına gelmiyor. Üretimin arkasındaki süreci anlamazsanız neyin iyi olduğunu, neyin düzeltilmesi gerektiğini ayırt etmek zorlaşır.
Sanatçı seslerinin yapay zekâyla izinsiz taklit edilmesi konusunda sınır nerede başlamalı?
İlham almakla bir sanatçının ses kimliğini kullanmayı birbirinden ayırmak gerekiyor. Farklı eserlerden beslenmek ve zamanla kendi tarzını geliştirmek başka; bir başkasının şarkısını, kapağını veya kanal açıklamasını olduğu gibi kullanmak başka. Bir eseri yeniden yorumlama izniyle sanatçının sesini kullanma meselesi de aynı şey değil. Kendi çalışmalarımda kullandığım araçları ve insan katkısını açıkça anlatmaya önem veriyorum. Eylülzede’de Berika’nın sesinden hareketle çalıştık; birebir ses klonlama hedefim yoktu, buğulu ve nağmeli bir vokal dünyası arıyordum. Kullandığım araçları ve insan katkısını açıklamamın sebebi de bu.
NİKBİNLER ANATOLıAN LAB’IN DEVAMI DEĞİL
Geçtiğimiz yıl herkesin diline dolanan “Eylülzede” şarkısını seslendiren Nikbinler ile Anatolian Lab arasındaki fark nedir?
Nikbinler, eşim Berika Karadağ Altuntaş’la birlikte gelişen bir proje. Onun daha önce yazdığı şarkıları paylaşma fikriyle başladık; dinleyici ilgisi arttıkça kayıt, orkestra ve sahne çalışmaları da gelişti. Anadolu ezgileriyle 70’lerin psikedelik rock dokusunu birleştiriyoruz. Ancak Nikbinler’in merkezinde Berika’nın kendi şarkıları ve sanatçı kimliği var. Şarkılarının büyük bölümünün söz ve bestesi ona ait. Anatolian Lab ise daha geniş bir deneme ve yeniden yorumlama alanı. Bu nedenle Nikbinler’i yalnızca Anatolian Lab’in devamı olarak görmek doğru olmaz.
Başlıklar :


